James Clough Gist III
”5 Soru 5 Cevap” serimin ikinci konuğu; atletizmi, savunmadaki enerjisi ve EuroLeague’de yıllarca üst seviyede verdiği mücadeleyle tanınan Amerikalı forvet kıymetli James Gist oldu.
Kendisiyle basketbola nasıl başladığından kariyerindeki kırılma anlarına, Avrupa basketbolunun en üst seviyesi olan EuroLeague’de edindiği tecrübelerden oyunun perde arkasında pek konuşulmayan detaylara kadar birçok başlık üzerine kısa ama keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Gelin, öncesinde James Gist’in kariyerine kısaca bir göz atalım.
1986 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan James Gist; basketbol kariyerine kolej düzeyinde Maryland Üniversitesi’nde başladı. Atletizmi, savunma sertliği ve pota altındaki enerjisiyle dikkat çeken Gist, 2008 NBA Draftı’nda San Antonio Spurs tarafından ikinci turda seçilerek profesyonel yolculuğuna adım attı.

Ardından kariyerini Avrupa’ya taşıyan Gist, burada adeta kendi oyun kimliğini devamlı üzerine koyarak inşa etti. Biella, Lokomotiv Kuban derken Partizan ile başlayan serüveni,

onu kısa sürede EuroLeague seviyesine taşıdı ve özellikle Panathinaikos

ve Fenerbahçe Ülker formasıyla geçirdiği yıllarda Avrupa basketbolunun en dikkat çeken atletik uzun forvetlerinden biri haline geldi.

Panathinaikos’un yanı sıra kariyerinde Bayern Munich, Unicaja Malaga, Asvel, Valencia ve Crvena Zvezda(Kızılyıldız) gibi EuroLeague’in önemli diğer kulüplerinde de forma giyen Gist; sadece savunmadaki sertliğiyle değil, ribaund gücü, enerjisi ve maçın ritmini değiştiren kendine has oyun tarzıyla da tanındı. Hakeza Bahçeşehir Koleji dönemini de hatırlayanlar elbette ki olacaktır.

Avrupa basketbolunda uzun yıllar üst seviyede kalmayı başaran Gist; farklı sistemler, farklı koçlar ve farklı basketbol kültürleri içinde kendini sürekli adapte ederek kariyerini şekillendirdi. Öyle ki bu hususa kendisi de sohbetimizde soruma cevaben değindi.
Türkiye Basketbol Ligi’nin Avrupa’da ilk üçte yer aldığını düşündüğünü söyleyen Gist şunları da sözlerine ekledi; “Bence Türkiye Basketbol Ligi Avrupa’nın en zorlu liglerinden biri. Farklı yerel ligleri düşünürsek ilk sıralarda İspanya ve Fransa’nın da olduğunu düşünüyorum. Türkiye Ligi’nin kesinlikle ilk 2 veya 3’te olduğunu söyleyebilirim. Basketbol seviyesi hayli yüksek, harika takımlar ve oyuncular var. EuroLeague’de tüm sezon boyunca ara yok, her hafta gidip maç oynuyorsunuz ve şimdi sezona daha fazla çift maç haftaları ekliyorlar. Yılda 80-90 maç oynuyorlar. Gerçekten çok fazla ve takımların daha büyük bir kadroya sahip olması gerekiyor çünkü oyuncular yoruluyor veya sakatlanıyor. Basketbol Şampiyonlar Ligi iyi oyuncularla, normalden biraz daha fazla dinlenme hakkı tanıyarak böylesine iyi bir lig tasarlamaya çalışıyor, bence bu çok iyi. Ülkeden ülkeye seyahat ediyoruz ve yine de yerel ligde de oynamamız gerekiyor ve oyuncuların iyileşmek için zamana ihtiyacı var. Bazı takımlar bu kadar hızlı toparlanmak için en iyi donanıma sahip olmayabilir.
Şimdi ise; James Gist ile gerçekleştirdiğimiz bu kısa sohbetle hem kariyerine hem de basketbola bakış açısına dair küçük bir pencere açıyoruz.
“5 Soru & 5 Cevap” projemin ikinci bölümü başlıyor…
Bilge Kaan ÖZKAN : “Kariyerin boyunca bir antrenöründen duyduğun ve hem en sert hem de en doğru bulduğun, bugün hâlâ seni etkileyen söz nedir?”
James Gist : Argyris Pedulakis (Panathinaikos’un Baş Antrenörü) bana “Yapabilirim, yapabilirim” diye bağırıyordu. İngilizcesi hiç iyi değildi ama mesaj basitti… takıma kazanması için iyi yaptığın şeylere odaklan ve dünyaya yapamadığın şeyleri kanıtlamaya çalışmaktan endişelenme… Bu mesaj, sezon boyunca tüm takıma tekrar tekrar iletildi.
Bilge Kaan ÖZKAN : Günümüz basketbolunda oyun temposu sürekli artıyor. Sence modern basketbol oyuncuların kariyerlerini uzatıyor mu, yoksa onları göründüğünden daha hızlı mı yıpratıyor?
James Gist : Oyunun gelişmesinin ve temposunun vücuda daha fazla yıpranma getirdiğine inanmıyorum. Teoride mantıklı çünkü takımlar daha fazla sayı atıyor, ancak basketbol her zaman iyi kondisyon gerektiren bir spor olmuştur. Bir basketbol kariyerinin ortalama ömrü 5 yıldan azdır. Bu süreyi aşan ve daha da ilerleyen oyuncuların büyük olasılıkla harika bir çalışma ahlakına sahip oldukları ve vücutlarına bakma konusunda son derece disiplinli oldukları söylenebilir.
Bilge Kaan ÖZKAN : Kariyerin boyunca, hangi takım arkadaşının senden en çok etkilendiğini düşünüyorsun ve hangi oyuncu veya antrenör seni bir insan veya oyuncu olarak en çok değiştirdi?
(Bunu ilham vermek ve ilham almak açısından düşünebilirsin.)
James Gist: Beni etkileyen ve ilham veren tek bir kişiyi veya koçu belirlemek gerçekten mümkün değil. Kariyerim boyunca oldukça çok sayıda insanla güzel insanla yollarım kesişti. Tüm övgüyü tek bir kişiye vermek adil olmaz. Benim etkilediğim kişiler konusuna gelince, bu ancak o kişilerin kendilerinin cevaplayabileceği bir şey bu çok daha doğru.
Bilge Kaan ÖZKAN : Hayat felsefeni tek bir cümleyle özetleyebilir misin?
James Gist : YOLO (İngilizce kısaltılmış hali) meali; (Hayat Bir Kere Yaşanır) Hayat kısa. Tadını çıkarın. İnsanlara iyi davranın. Ve her zaman inancınızı koruyun.
Bilge Kaan ÖZKAN : Yıllarca EuroLeague’in en üst seviyesinde oynadın. Oyunun ruhunu koruyarak bir şeyleri değiştirme şansın olsaydı; oyuncuların, taraftarların veya basketbolun kalitesinin yararına hangi kuralı veya sistemi yeniden tasarlardın?
Ve basketbol dünyasının daha ciddi bir şekilde tartışması gereken, ancak; hala tartışmadığı EuroLeague veya NBA’in geleceğiyle ilgili en önemli konu sence nedir?
James Gist : Euroleague’in yapısında hiçbir şeyi değiştirmek istemezdim. Bence tasarım mükemmel. Yerel lig ve FIBA eleme maçlarının bir arada olması işleri yönetmeyi zorlaştırıyor ve herkesin yararına olacak şekilde tüm taraflar arasında bir iş birliği görmek güzel olurdu. Ayrıca, oyunla ilgili küresel çapta yapılan tüm görüşmelerin şu anda kapalı kapılar ardında gerçekleştiğini düşünüyorum. Basketbol büyüyor ve dünyanın her yerine ulaşıyor ve oyunun saf kalması ve doğru yönde ilerlemesi önemli.
A versão portuguesa da entrevista: 🇵🇹
Bilge Kaan ÖZKAN:
“Durante a tua carreira, qual foi a frase mais dura, mas também mais verdadeira que ouviste de um treinador e que ainda hoje te marca?”
James Gist:
O meu treinador Argyris Pedoulakis (treinador principal do Panathinaikos) gritava para mim: “Eu consigo, eu consigo”. O seu inglês não era muito bom, mas a mensagem era simples… focar nas coisas que fazes bem para ajudar a equipa a vencer e não te preocupares em tentar provar ao mundo aquilo que não consegues fazer. Esta mensagem foi repetida várias vezes a toda a equipa ao longo da temporada.
Bilge Kaan ÖZKAN:
No basquetebol moderno, o ritmo de jogo está a aumentar constantemente. Na tua opinião, isto prolonga a carreira dos jogadores ou, pelo contrário, desgasta-os mais rapidamente do que parece?
James Gist:
Não acredito que o desenvolvimento do jogo e o aumento do ritmo tragam mais desgaste físico. Em teoria pode fazer sentido porque as equipas marcam mais pontos, mas o basquetebol sempre foi um desporto que exige excelente condição física. A duração média de uma carreira no basquetebol é inferior a 5 anos. Os jogadores que ultrapassam esse período e continuam a alto nível provavelmente têm uma ética de trabalho excecional e são extremamente disciplinados no cuidado com o corpo.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Ao longo da tua carreira, qual colega de equipa te influenciou mais e qual jogador ou treinador te mudou mais como pessoa ou atleta? (Podes pensar nisso em termos de inspiração e influência mútua.)
James Gist:
Não é realmente possível apontar uma única pessoa ou treinador que me tenha influenciado ou inspirado. Ao longo da minha carreira encontrei muitas pessoas boas. Não seria justo dar todo o crédito a apenas uma pessoa. Quanto a quem eu influenciei, isso é algo que só essas pessoas podem responder.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Consegues resumir a tua filosofia de vida numa única frase?
James Gist:
YOLO (abreviação em inglês), ou seja: “Só se vive uma vez”. A vida é curta. Aproveita-a. Trate bem as pessoas. E mantenha sempre a tua fé.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Jogaste muitos anos ao mais alto nível da EuroLeague. Se tivesses a oportunidade de mudar algo no jogo preservando a sua essência, que regra ou sistema redesenharias em benefício dos jogadores, dos fãs ou da qualidade do basquetebol?
E qual é, na tua opinião, o tema mais importante sobre o futuro da EuroLeague ou da NBA que ainda não está a ser debatido de forma séria?
James Gist:
Não mudaria nada na estrutura da EuroLeague. Acho que o modelo é perfeito. O problema é a combinação de ligas nacionais e jogos de qualificação da FIBA, o que torna a gestão complicada. Seria positivo ver mais cooperação entre todas as partes para o bem do jogo. Além disso, acredito que muitas das discussões globais sobre o basquetebol acontecem atualmente “a portas fechadas”. O basquetebol está a crescer e a chegar a todo o mundo, e é importante que o jogo se mantenha puro e siga na direção certa.
La frase en español sería:🇪🇸
Bilge Kaan ÖZKAN:
“Durante tu carrera, ¿cuál es la frase más dura pero también más verdadera que has escuchado de un entrenador y que todavía hoy te sigue marcando?”
James Gist:
Mi entrenador Argyris Pedoulakis (entrenador principal del Panathinaikos) me gritaba: “Yo puedo, yo puedo”. Su inglés no era muy bueno, pero el mensaje era simple… enfocarte en las cosas que haces bien para ayudar al equipo a ganar y no preocuparte por intentar demostrarle al mundo lo que no puedes hacer. Este mensaje se repitió varias veces a todo el equipo durante la temporada.
Bilge Kaan ÖZKAN:
En el baloncesto moderno, el ritmo de juego está aumentando constantemente. En tu opinión, ¿esto prolonga la carrera de los jugadores o, por el contrario, los desgasta más rápido de lo que parece?
James Gist:
No creo que el desarrollo del juego y el aumento del ritmo causen más desgaste físico. En teoría puede tener sentido porque los equipos anotan más puntos, pero el baloncesto siempre ha sido un deporte que requiere una excelente condición física. La duración media de una carrera en el baloncesto es inferior a 5 años. Los jugadores que superan ese periodo y continúan al más alto nivel probablemente tienen una ética de trabajo excepcional y son extremadamente disciplinados en el cuidado de su cuerpo.
Bilge Kaan ÖZKAN:
A lo largo de tu carrera, ¿qué compañero de equipo te ha influido más y qué jugador o entrenador te ha cambiado más como persona o como atleta? (Puedes pensarlo en términos de inspiración e influencia mutua.)
James Gist:
No es realmente posible señalar a una sola persona o entrenador que me haya influido o inspirado. A lo largo de mi carrera me he cruzado con muchas buenas personas. No sería justo dar todo el crédito a una sola persona. En cuanto a a quién he influido yo, eso es algo que solo esas personas pueden responder.
Bilge Kaan ÖZKAN:
¿Puedes resumir tu filosofía de vida en una sola frase?
James Gist:
YOLO (abreviatura en inglés), es decir: “Solo se vive una vez”. La vida es corta. Disfrútala. Trata bien a las personas. Y mantén siempre tu fe.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Has jugado durante muchos años al más alto nivel de la EuroLeague. Si tuvieras la oportunidad de cambiar algo en el juego manteniendo su esencia, ¿qué regla o sistema rediseñarías en beneficio de los jugadores, los aficionados o la calidad del baloncesto?
Y en tu opinión, ¿cuál es el tema más importante sobre el futuro de la EuroLeague o la NBA que todavía no se está debatiendo seriamente?
James Gist:
No cambiaría nada en la estructura de la EuroLeague. Creo que el modelo es perfecto. El problema es la combinación de las ligas nacionales y los partidos de clasificación de la FIBA, lo que hace que la gestión sea complicada. Sería positivo ver más cooperación entre todas las partes para el bien del juego. Además, creo que muchas de las discusiones globales sobre el baloncesto ocurren actualmente “a puerta cerrada”. El baloncesto está creciendo y llegando a todo el mundo, y es importante que el juego se mantenga puro y siga en la dirección correcta.

The interview in English : 🏴
Bilge Kaan ÖZKAN:
What was the harshest yet most accurate sentence a coach ever told you — one that stayed in your mind throughout your career and became a motto for your life?
James Gist:
Argyris Pedulakis (Head Coach of Panathinaikos) told me “I can, I can” and he was yelling. His english wasn’t that good at all but the message was simple… focus on the things you do well to help the team win and don’t worry about trying to prove to the world the things you can’t.. this was a message that was repeated to the entire team throughout the season
Bilge Kaan ÖZKAN:
The pace of basketball keeps increasing in today’s game. Do you think modern basketball extends players’ careers, or does it wear them down faster than it seems?
James Gist:
I don’t believe the growth of the game and pace add more wear on the body. In theory it makes sense because teams are scoring more but its always been a sport of being well-conditioned. Average lifespan of a basketball career is less than 5 years. For the players that go beyond that and further, most likely have a great work ethic and are extremely disciplined for taking care of their body
Bilge Kaan ÖZKAN:
Throughout your career, which teammate do you think was influenced by you the most? And which player or coach changed you the most as a person or as a player?
(You can think of it in terms of inspiring and being inspired.)
James Gist:
Its really not possible to pinpoint one person or coach that influenced and inspired me. In my career I have crossed paths with so many people. Its not fair to give all the credit to one person. As for anyone that I may have influenced thats something only the people can answer
Bilge Kaan ÖZKAN:
Can you summarize your philosophy of life in one sentence?
James Gist:
YOLO (You Only Live Once) Life is short. Enjoy it. Treat people good. And always have Faith
Bilge Kaan ÖZKAN:
You played for years at the highest level of the EuroLeague. If you had the chance to change something while still protecting the spirit of the game, which rule or system would you redesign for the benefit of the players, the fans, or the quality of basketball itself?
And what is the one issue about the future of the EuroLeague or the NBA that basketball world should already be discussing more seriously, but still isn’t?
James Gist:
I wouldn’t change anything about the structure of Euroleague. I think the design is perfect. I believe that the combination of domestic league and fiba qualifying games as well makes things difficult to manage and it would be nice to see some collaboration between all parties that can benefit everyone. And I think that all the conversations surrounding the game globally are currently being had but behind closed doors. Basketball is growing and reaching all points of the world and its important that we continue to keep the game pure and going in the right direction.
Müsahibənin Azərbaycan versiyası : 🇦🇿
Bilge Kaan ÖZKAN:
“Karyeran boyunca bir məşqçindən eşitdiyin, həm ən sərt, həm də ən doğru hesab etdiyin və bu gün də sənə təsir edən cümlə hansıdır?”
James Gist:
Panathinaikosun baş məşqçisi Argyris Pedoulakis mənə “Mən bacarıram, mən bacarıram” deyə qışqırırdı. İngilis dili çox yaxşı deyildi, amma mesaj sadə idi… komandaya qələbə qazandırmaq üçün yaxşı etdiyin şeylərə fokuslan və edə bilmədiyin şeyləri dünyaya sübut etməyə çalışma. Bu mesaj mövsüm boyu bütün komandaya dəfələrlə çatdırıldı.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Müasir basketbolda oyun tempi daim artır. Səncə bu, oyunçuların karyerasını uzadır, yoxsa onları göründüyündən daha tez yorur?
James Gist:
Oyun inkişafının və tempin artmasının daha çox fiziki yorğunluq yaratdığına inanmıram. Nəzəri olaraq məntiqli görünə bilər, çünki komandalar daha çox xal atır, amma basketbol həmişə yüksək fiziki hazırlıq tələb edən bir idman növü olub. Basketbolda orta karyera müddəti 5 ildən azdır. Bu müddəti aşan və yüksək səviyyədə davam edən oyunçular çox güman ki, çox güclü iş etikası olan və bədənlərinə son dərəcə ciddi yanaşan insanlardır.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Karyeran boyunca səni ən çox təsirləndirən komanda yoldaşın kim olub və hansı oyunçu və ya məşqçi səni bir insan və ya idmançı kimi ən çox dəyişib? (Bunu ilham və qarşılıqlı təsir baxımından düşünə bilərsən.)
James Gist:
Məni təsir edən və ilham verən tək bir insanı və ya məşqçini göstərmək mümkün deyil. Karyeram boyunca bir çox yaxşı insanla qarşılaşmışam. Bütün krediti yalnız bir nəfərə vermək ədalətli olmaz. Mənim kimə təsir etdiyim isə yalnız həmin insanların özlərinin cavab verə biləcəyi bir şeydir.
Bilge Kaan ÖZKAN:
Həyat fəlsəfəni bir cümlə ilə ifadə edə bilərsənmi?
James Gist:
YOLO (ingiliscə qısaltma), yəni: “Həyat bir dəfə yaşanır.” Həyat qısadır. Zövq al. İnsanlara yaxşı davran. Və həmişə inancını qoruyub saxla.
Bilge Kaan ÖZKAN:
EuroLeague səviyyəsində uzun illər oynamısan. Oyunun mahiyyətini qoruyaraq nəyisə dəyişmək imkanın olsaydı, oyunçuların, azarkeşlərin və ya basketbol keyfiyyətinin xeyrinə hansı qaydanı və ya sistemi yenidən qurardın?
Və sənin fikrincə, EuroLeague və ya NBA-in gələcəyi ilə bağlı hələ ciddi şəkildə müzakirə olunmayan ən vacib məsələ nədir?
James Gist:
EuroLeague-in strukturunda heç nəyi dəyişməzdim. Məncə model mükəmməldir. Problem milli liqalar və FIBA seçmə oyunlarının birlikdə olmasıdır, bu da idarəetməni çətinləşdirir. Oyunun xeyrinə bütün tərəflər arasında daha çox əməkdaşlıq görmək yaxşı olardı. Həmçinin düşünürəm ki, basketbolla bağlı qlobal müzakirələrin çoxu hazırda qapalı qapılar arxasında aparılır. Basketbol böyüyür və bütün dünyaya yayılır, buna görə oyunun saf qalması və düzgün istiqamətdə inkişaf etməsi vacibdir.
Bu proje ile farklı alanlarda iz bırakmış isimlerin deneyimlerini ve hayat hikâyelerini kısa ama samimi sohbetler aracılığıyla okuyucularla buluşturmayı amaçlıyorum.
Spor, sanat, medya, akademi ve iş dünyası gibi farklı alanlardan simalarla gerçekleştireceğim bu sohbetlerde yalnızca kariyer hikâyelerine değil; aynı zamanda mesleklerinin perde arkasına, kişisel deneyimlerine ve gençlere ilham verebilecek yönlerine de değinmeyi hedefliyorum.
Amacım yalnızca mini bir röportaj yapmak değil; farklı alanlarda başarı elde etmiş insanların yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları ve bu süreçte edindikleri bakış açılarını daha yakından ortaya koyabilmek. Bu yönüyle ortaya çıkacak içeriklerin, farklı disiplinlerden insanların deneyimlerini bir araya getiren bir tecrübe arşivi niteliği taşımasını istiyorum.
Her bölümde konuklarımla kısa ama içten bir sohbet gerçekleştirecek; bu doğrultuda ayrıca kendilerine yöneltmiş olduğum 5 soruya yanıtlar arayacağım.
Spordan sanata pek çok alanda; başarılı olmuş insanların kariyer yolculuklarından hayatlarının dönüm noktalarına kadar birçok başlıkta sorular yönelteceğim.
Böylece hem alanında öne çıkan isimleri daha yakından tanıma fırsatı bulacak hem de farklı mesleklerin çoğu zaman görünmeyen yönlerine dair yeni perspektifler ortaya koymaya çalışacağım..
Bu serinin ilk konuğu ise; futbol kariyeri boyunca attığı goller ve sahadaki enerjisiyle futbolseverlerin yakından tanıdığı Brezilyalı golcü Grafite oldu.

Kendisiyle futbola nasıl başladığından kariyerindeki önemli dönüm noktalarına, Avrupa’da ve farklı liglerde edindiği tecrübelerden futbolun perde arkasında çok konuşulmayan bazı detaylara kadar birçok başlık üzerine kısa ama keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Gelin, öncesinde Grafite’nin kariyerine kısaca bir göz atalım.
1979 yılında Brezilya’da doğan ve kariyerini 2018 Ocak ayında Santa Cruz forması altında noktalayan 39 yaşındaki golcü Grafite, profesyonel futbol kariyerine ülkesinin farklı kulüplerinde forma giyerek başladı. Santa Cruz, Ferroviaria, Gremio, Goias ve teknik direktörüyle ciddi kavgalar yaşadığı Kore ekibi Anyang Cheetahs’ta forma giydi. Güçlü fiziği, ceza sahasındaki etkinliği ve bitiriciliğiyle kısa sürede dikkat çeken Brezilyalı golcü, kariyerinin önemli çıkışlarından birini São Paulo FC formasıyla yakaladı. Buradaki performansı, onun Avrupa futboluna transfer olmasının da önünü açtı.
Grafite, Brezilya’da her şeyi kazandıktan sonra önce Le Mans’a daha sonra da Almanya’ya transfer oldu.
54 maçta toplam 41 defa ağları havalandıran oyuncu Bayern’e attığı gol sonrası şampiyon olacaklarından emin miydi peki?
“Bayern’i 4 golle ezen her takım şampiyonluğun kokusunu alır” diyor Grafite.
“Ama bize şampiyonluğu getirecek maçın Borussia Dortmund karşılaşması olduğunu biliyordum. Önceki maçta Stuttgart’a 4-0 kaybetmiştik ve puanımız Bayern’le aynıydı fakat; iyi oynadık ve 3-0 kazandık, işte o zaman takımımın başaracağını anladım.” diyor.

Grafite’nin kariyerindeki en parlak dönemlerden biri ise; Almanya’da yaşandı.
VfL Wolfsburg forması giydiği dönemde attığı gollerle takımının tarihindeki en önemli başarılarından birine çok önemli katkı sundu. Edin Dzeko, Misimovic gibi isimlerin de formasını giydiği Wolfsburg’da; Özellikle Bundesliga’da 2008-2009 sezonunda sergilediği performans, onu Avrupa futbolunun en dikkat çeken forvetlerinden biri haline getirdi.

Sonraki yıllarda kariyerine farklı liglerde devam eden Grafite, yalnızca attığı gollerle değil, sahadaki karakteri ve mücadeleci yapısıyla da futbolseverlerin hafızasında yer edindi. Şimdi ise; kendisiyle gerçekleştirdiğim kısa sohbetle hem kariyerine hem de futbola bakış açısına dair donelerle kendisini biraz daha yakından bakma fırsatı bulacağız.
”5 Soru & 5 Cevap” projemiz başlıyor..
Edinaldo Batista Libânio (Grafite)
Bilge Kaan ÖZKAN : Hedeflerini nasıl belirliyorsun: daha ulaşılabilir mi, daha iddialı mı?
Grafite : Hem hırslı hem de ulaşılabilir belirlerim, belirlediğim çerçeve içinde asla başaramayacağımı bilmeden bir hedef koymam.
Her zaman başarabileceğim hedefler koyarım!
Bilge Kaan ÖZKAN : Futbol kariyerini en çok etkileyen kişi kimdi, geriye baktığında; senden en çok etkilenen veya kariyeri en çok senin etkinle şekillenen kişi kimdi ?
Grafite : Babam, ben bile artık profesyonel bir sporcu olamayacağımı düşündüğüm zamanlarda bile bana inandı!! İkinci sorunun cevabı için ; yanıtım.. Kim olduğunu söylemek zor! Ama kariyerimi yakından takip eden herkesin bir noktada benden mutlaka etkilendiğini düşünüyorum!
Bilge Kaan ÖZKAN : Hayat felsefeni bir cümleyle özetler misin ?
Grafite : Hem profesyonel hem de özel hayatınızın her alanında uyum sağlama konusunda dirençli, disiplinli olun!
Bilge Kaan ÖZKAN : Yoğun maç takvimi ve fiziksel yüklenmeler oyuncuların kariyerini kısaltıyor mu? Döneminizle bugünü karşılaştırdığında futbolcu sağlığı açısından sistemde bir reform ihtiyacı görüyor musun?
Grafite : Brezilya futbolunda özellikle, evet, maç ve müsabaka sayısının yapısında reform ve düzenlemelere ihtiyaç var! Çok fazla maç var, dinlenme süresi az ve yüksek seviyede performans için aşırı talepler var; oysa tüm sporcular yüksek seviyede değil ve en iyi performanslarını böyle olduğu zaman sergileyemiyorlar! Öte yandan, teknoloji ve bilim sporcuların ömrünü uzatabilir!!
Bilge Kaan ÖZKAN : Türkiye’de futbol tutkusu sık sık Brezilya ile kıyaslanıyor. Sence Türk futbol kültürü Avrupa ile Güney Amerika arasında nerede duruyor? Kariyerin boyunca Türkiye’den sana resmi bir teklif geldi mi? Geldiyse neden gerçekleşmedi, gelmediyse Türkiye’de oynamayı düşünür müydün ?
Grafite : Bana göre, Brezilya’dan sonra en fanatik ve tutkulu taraftarlar Türk taraftarlarıdır, belki de Brezilya’dakilerden bile daha fazla! Bence Türk taraftarları da Brezilyalılarla aynı tutkuya sahip.
Ve Avrupa’da futbolcu olmanın anlayışı, kazanabileceğiniz veya kaybedebileceğiniz bir meslek olmasıdır! 2007’de Alman futboluna geçmeden önce Galatasaray’a katılmaya çok yakındım! O zamanlar Lincoln orada oynuyordu ve benim transferimi tavsiye etmişti, ama gerçekleşmedi!!
A versão portuguesa da entrevista: 🇵🇹
Bilge Kaan ÖZKAN: Como você define suas metas: elas são alcançáveis ou ambiciosas?
Grafite: Ambiciosas e alcançáveis, jamais posso estabelecer uma meta dentro do meu padrão de estabelecimento sem a coerência de saber que não irei alcançá-la.Irei sempre estabelecer em puder alcançar!
Bilge Kaan ÖZKAN: Quem foi a pessoa que mais influenciou a sua carreira no futebol? E, olhando para trás, quem você acredita que mais foi influenciado por você ou teve a carreira marcada pela sua influência?
Grafite: Meu Pai, quando até eu achei que não seria mais atleta profissional ele acreditou!! Cara é difícil dizer quem! Mas acho que quem acompanhou minha carreira de perto certamente foi influieciado em algum momento!
Bilge Kaan ÖZKAN: Você pode resumir sua filosofia de vida em uma frase?
Grafite: Ser resiliente na adaptação! Em todos os âmbitos da vida profissional e privada!!
Bilge Kaan ÖZKAN: Será que a intensidade dos jogos e as exigências físicas encurtam a carreira dos jogadores? Comparando a sua época com a atual, você vê necessidade de reforma no sistema em relação à saúde dos jogadores?
Grafite: No futebol brasileiro sim precisa de uma reforma e ajustes na estrutura de números de jogos e competições! São muitos jogos pouca recuperarão e cobrança exarcebada em performance de alto nível, onde nem todos atletas são de alto nível e rendimento! Por outro lado a tecnologia e a ciência consegue extender a longevidade dos atletas!!
Bilge Kaan ÖZKAN: Na Turquia, a paixão pelo futebol é frequentemente comparada à do Brasil. Onde você acha que a cultura do futebol turco se situa entre a europeia e a sul-americana? Você recebeu alguma proposta oficial da Turquia durante sua carreira? Se sim, por que não se concretizou? Se não, você teria considerado jogar na Turquia?
Grafite: Pra mim depois do Brasil o torcedor mais fanático e apaixonado é o Turco, talvez até mais que no Brasil! Acho que o torcedor Turco tem a paixão do brasileiro
E a educação do Europeu em ver como uma profissão a de jogador de futebol que pode perder ou ganhar! Já estive próximo do Galatasaray em 2007 antes de me transferir para o futebol Alemão! O Lincoln na época jogava aí indicou minha contratação, mas não se concretizou!!
La frase en español sería: 🇪🇸
Bilge Kaan ÖZKAN: ¿Cómo determinas tus objetivos: prefieres que sean más alcanzables o más ambiciosos?
Grafite: Los establezco de manera que sean a la vez ambiciosos y alcanzables. Nunca me pongo un objetivo dentro de un marco en el que, desde el principio, sepa que no podré lograrlo.
¡Siempre me fijo metas que sé que puedo alcanzar!
Bilge Kaan ÖZKAN: ¿Quién fue la persona que más influyó en tu carrera futbolística? Y mirando hacia atrás, ¿quién crees que fue la persona que más se vio influenciada por ti o cuya carrera se vio más marcada por tu impacto?
Grafite: Mi padre. Incluso cuando yo mismo pensaba que ya no podría convertirme en un deportista profesional, él siguió creyendo en mí.
En cuanto a la segunda pregunta… es difícil decir exactamente quién. Pero creo que todos los que siguieron mi carrera de cerca, en algún momento, se vieron influenciados por mí.
Bilge Kaan ÖZKAN: ¿Podrías resumir tu filosofía de vida en una sola frase?
Grafite: Tanto en tu vida profesional como en tu vida personal, debes ser resiliente y disciplinado para poder adaptarte en todos los ámbitos.
Bilge Kaan ÖZKAN: El calendario cada vez más intenso de partidos y las cargas físicas parecen acortar la carrera de los futbolistas. Comparando tu época con la actualidad, ¿crees que el sistema necesita una reforma en términos de salud de los jugadores?
Grafite: En el fútbol brasileño, especialmente, sí. La estructura del número de partidos necesita reformas y ajustes. Hay demasiados encuentros, poco tiempo de descanso y una exigencia muy alta de rendimiento. Sin embargo, no todos los jugadores están al mismo nivel, y en estas condiciones no siempre pueden mostrar su mejor versión. Por otro lado, la tecnología y la ciencia pueden ayudar a prolongar la carrera de los deportistas.
Bilge Kaan ÖZKAN: En Turquía, la pasión por el fútbol suele compararse con la de Brasil. ¿Dónde situarías la cultura futbolística turca entre Europa y Sudamérica? Además, ¿recibiste alguna vez una oferta oficial de Turquía durante tu carrera? Si la recibiste, ¿por qué no se concretó? Y si no, ¿te habría gustado jugar allí?
Grafite: En mi opinión, después de Brasil, los aficionados más fanáticos y apasionados son los turcos; quizá incluso más que en Brasil. Creo que los hinchas turcos tienen una pasión muy similar a la de los brasileños.
En Europa, el fútbol se entiende como una profesión en la que puedes ganar o perder. Antes de pasar al fútbol alemán en 2007, estuve muy cerca de unirme a Galatasaray S.K.. En ese momento Lincoln jugaba allí y recomendó mi fichaje, pero finalmente no se concretó.
The interview in English : 🏴
Bilge Kaan ÖZKAN: How do you set your goals? Do you aim for something achievable or do you go for more ambitious targets?
Grafite: I try to strike a balance—I set goals that are both ambitious and realistic. I never set a target that I know from the start I can’t reach.
I always aim for goals that I truly believe I can achieve!
Bilge Kaan ÖZKAN: Who has had the biggest influence on your football career? And looking back, who do you think has been most influenced by you?
Grafite: Definitely my father. Even when I doubted myself and thought I might never become a professional athlete, he always believed in me.
As for the second question… it’s hard to pinpoint. But I’d say everyone who followed my career closely was influenced by me in some way.
Bilge Kaan ÖZKAN: Can you sum up your life philosophy in one sentence?
Grafite: Whether in your professional or personal life, resilience and discipline are key—they allow you to adapt to any situation.
Bilge Kaan ÖZKAN: The modern football schedule is increasingly intense, and physical demands seem to shorten players’ careers. Comparing your era to today, do you think the system needs reform to protect players’ health?
Grafite: Especially in Brazilian football, yes. The match calendar needs adjustments—there are too many games, not enough rest, and extremely high performance demands. Not all players are at the same level, so under these conditions, they can’t always perform at their best. But technology and sports science can definitely help extend careers.
Bilge Kaan ÖZKAN: In Turkey, football passion is often compared to Brazil. Where would you place Turkish football culture between Europe and South America? And during your career, did you ever receive an official offer from Turkey? If yes, why didn’t it happen? And if not, would you have liked to play there?
Grafite: In my opinion, after Brazil, Turkish fans are the most passionate—maybe even more than in Brazil. Their enthusiasm is very similar to that of Brazilian fans.
In Europe, football is often treated as a profession—you win some, you lose some. Before moving to German football in 2007, I was very close to joining Galatasaray S.K. At that time, Lincoln was playing there and recommended me, but in the end it didn’t work out.
Müsahibənin Azərbaycan versiyası : 🇦🇿
Bilge Kaan ÖZKAN: Məqsədlərinizi necə təyin edirsiniz? Daha əldə edilə bilən hədəflərə üstünlük verirsiniz, yoxsa daha iddialı hədəflərə?
Grafite: Mən balanslı olmağa çalışıram—hədəflərimi həm iddialı, həm də real edirəm. Başlanğıcdan qeyri-mümkün olduğunu bildiyim bir məqsəd qoymuram.
Həmişə həqiqətən çatacağıma inandığım hədəfləri təyin edirəm!
Bilge Kaan ÖZKAN: Futbol karyeranızda ən böyük təsiri göstərən şəxs kim olub? Və geriyə baxanda, sizin üzərinizdə ən çox təsir buraxan və ya karyeraları sizin təsirinizdən ən çox təsirlənən kim olub?
Grafite: Əlbəttə ki, atam. Özüm artıq peşəkar idmançı ola bilməyəcəyimi düşündüyüm zamanlarda belə o həmişə mənə inanırdı.
İkinci suala gəldikdə… dəqiq demək çətindir. Amma karyeramı yaxından izləyən hər kəs bir şəkildə mənim təsirim altında olub.
Bilge Kaan ÖZKAN: Həyat fəlsəfənizi bir cümlə ilə necə ifadə edərdiniz?
Grafite: Peşəkar və şəxsi həyatınızda dözümlü və intizamlı olmaq vacibdir—bu, hər vəziyyətə uyğunlaşmağa imkan verir.
Bilge Kaan ÖZKAN: Müasir futbol cədvəli getdikcə intensivləşir və fiziki tələblər oyunçuların karyerasını qısaldır. Sizin dövrünüzü indiki ilə müqayisə etsək, oyunçuların sağlamlığını qorumaq üçün sistemin islahatlara ehtiyacı olduğunu düşünürsünüz?
Grafite: Xüsusilə Braziliya futbolunda, bəli. Oyun sayı strukturu dəyişikliklərə ehtiyac duyur—çox oyun var, kifayət qədər istirahət yoxdur və performans tələbləri çox yüksəkdir. Bütün oyunçular eyni səviyyədə deyil, buna görə də bu şəraitdə həmişə ən yaxşı performanslarını göstərə bilmirlər. Amma texnologiya və idman elmi mütləq karyeraları uzada bilər.
Bilge Kaan ÖZKAN: Türkiyədə futbol sevgisi tez-tez Braziliya ilə müqayisə edilir. Türk futbol mədəniyyətini Avropa və Cənubi Amerika arasında necə qiymətləndirirsiniz? Karyeranız zamanı Türkiyədən rəsmi təklif almısınızmı? Əgər aldınızsa, niyə baş tutmadı? Əgər almadınızsa, orada oynamaq istərdinizmi?
Grafite: Məncə, Braziliyadan sonra ən tutkulu azarkeşlər türklərdir; bəlkə Braziliyadan da daha çox. Türk azarkeşlərin həvəsi Braziliyalılarla çox oxşardır.
Avropada futbol çox vaxt peşə kimi qəbul edilir—bəzən qazanırsınız, bəzən uduzursunuz. 2007-ci ildə Alman futboluna keçməzdən əvvəl Galatasaray S.K.-ya qoşulmaq üçün çox yaxın idim. O zaman Lincoln orada oynayırdı və məni tövsiyə etdi, amma nəticədə baş tutmadı.
Bu keyifli sohbet için Grafite’ye içtenlikle teşekkür ediyorum. Futbol kariyerine, saha içindeki deneyimlerine ve yıllar içinde edindiği tecrübelere dair paylaştığı samimi değerlendirmeler, bu serinin ilk bölümüne çok değerli bir katkı sundu.
Agradeço sinceramente ao Grafite por esta conversa tão agradável. Suas reflexões sinceras sobre sua carreira no futebol, suas experiências em campo e as lições aprendidas ao longo dos anos contribuíram de forma muito valiosa para o primeiro episódio desta série🫱🏻🫲🏾
Bu sohbetin, yalnızca futbolu sevenler için değil; sporun arka planını, bir sporcunun kariyer yolculuğunu ve bu yolculukta karşılaşılan zorlukları anlamak isteyen herkes için ilham verici olmasını diliyorum.
Bu seri, farklı alanlardan isimlerle gerçekleştireceğim kısa ama samimi sohbetlerle devam edecek. Spor dünyasından, sanat camiasından ve farklı disiplinlerden konuklarla yeni hikâyeleri, deneyimleri ve bakış açılarını paylaşmayı sürdüreceğim. Önümüzdeki bölümlerde yeni konuklarla yeniden buluşmak dileğiyle.
