2026 Dünya Kupası Elemeleri Play-Off Finali.. Kosova-Türkiye
Millilerimiz play-off yarı finalini Romanya’yı geçerek tamamladı ve artık sıra final karşılaşmasına geldi. Son Dünya Kupası Play-Off’unda Portekiz’e Burak Yılmaz’ın penaltı atışından faydalanamaması sonrasında elenmiş bir kez daha elimize gelen şansı kullanamamıştık. A milli takımımız yine deplasmanda final maçına çıkacak ve Kosova karşısında Dünya Kupası’na katılma mücadelesi verecek. Bugün Kosova’nın nasıl bir futbol oynadığını detaylı olarak inceleyeceğiz..
Takımın teknik direktörlüğünü Alman teknik adam Foda yürütüyor.

Kosova, kötü geçen Avrupa Şampiyonası eleme sürecinin ardından teknik direktör değişikliğine giderek bu göreve Foda’yı getirdi. Bu nedenle Avrupa Şampiyonası’nda yer alamadılar. Dünya Kupası Avrupa elemelerinde ise; zorlu bir grupta(Slovenya,İsveç ve İsviçre) mücadele ettiler ve ikinci sırada yer alarak play-off oynama hakkı kazandılar. Aldıkları galibiyetler, beraberlikler ve tek mağlubiyetle dengeli bir performans ortaya koydular diyebilirim. Tek yenilgilerini grubun en güçlü ekiplerinden birine karşı aldılar. Attıkları ve yedikleri gol sayıları da oyunlarının dengeli olduğunu gösteriyor.

Kuralar çekildiğinden beri en çekindiğim takımdı Kosova. Bugün onu detaylıca ele alacağız. Hem formda oyuncuları var hem de gerçekten iyi sezon geçiren isimleri bulunuyor tıpkı bizim gibi. Yine bizdeki gibi İyi bir jenerasyon yakaladılar.

İki takımın da önemli sakatları var. Bu bizim için bir avantaj. Abdullahu ve Aamir Rahmani yok Kosova savunma görevini üstlenen en temel 3 oyuncusunun ikisi yok aslında rakibimizin.


Ama bu kadronun kenardan kullanabilecekleri ciddi opsiyonları da var.
İsviçre deplasmanında dörtlü savunma ile hem oyun hem skor üstünlüğünü rakibe verdiler ve bu maçın akabinde de taktik dizilim değişikliğine gittiler.

Büyük ihtimalle bizimle oynayacakları bu tarihi maçta da kanat bekleriyle destekleyecek şekilde üçlü savunma kurgusuyla oynayacaklardır.
(Savunmada 5’li, hücuma çıkarken 3’lü)
Foda geldikten sonra ilk döneminde daha çok dörtlü savunma oynatıyordu bu takıma. Sonrasında gelen İsviçre mağlubiyetiyle birlikte sistem değişti ve üçlü savunmaya döndüler. Muslija ve Veldin Hoxha orta saha kurgusunda yer almaya başladı Abdullahu’nun sakatlığıyla birlikte.

Bu dönüşün ardından performanslarında ciddi bir yükseliş var. Öyle ki son 10 maçlarında 7 galibiyetleri 2 de beraberlikleri var.
Slovakya ile kıyaslandığında kağıt üzerinde Slovakya daha yüksek profilli oyunculara sahip gibi görünüyordu ancak; takım yapısı ve sistem olarak Kosova çok daha ters bir rakip.
Deplasmanda oynuyorsun; geriye düşüyorsun, geri geliyorsun, tekrar geriye düşüyorsun, bir daha geri geliyorsun. Hiç kolay bir mental değil. Üstelik ilk yarının sonunda moral bozucu şekilde geride soyunma odasına gidiyorsun. Oradan dönüp özellikle ikinci yarının başında çok etkili oynayıp maçı farklı kazanıyorsun.
İki kez geri düştüğün bir deplasman maçını bu şekilde çevirmek çok zor bir iş.

Gerçekten zor bir maç bizi bekliyor mental ve taktik açıdan.
Ön tarafta çok iyi,elit düzeyde iki santraforları var Asllani ve Muriqi. Biri çok formda, diğeri çok kaliteli. Muric formda, diğeri de yüksek kalite. Bekleri, kanatları ve kalecileriyle birlikte ciddi bir kadroları var. Ayrıca hayli de zor bir gruptan çıktılar. İsviçre, İsveç ve Slovenya gibi rakiplerle oynadılar.

Çok üretken bir takım değiller. Zor gol yiyen ama hücumda da çok üretken olmayan bir yapıdalar ancak; duran toplar ve uzaktan şutlarla etkili olabiliyorlar. Net pozisyon üretmeden az xg ile dahi gol bulabilen bir takım.
Bu tarz maçlarda anlar ve maç dinamikleri çok belirleyici oluyor.
Önceden dörtlü oynayan bir takımdılar. Daha çok ofansif orta saha özellikli oyuncularla oynuyorlardı. Jashari, Abdullahu gibi..
Foda İsviçre maçının ardından basit ama etkili bir değişiklik yaptı.
Kanat oyuncularından birini ikinci forvet yapıp, diğerini savunmaya ekledi.
Böylece hem savunmayı güçlendirdi hem de hücumda dengeyi korumayı başardı.
Bu değişimin birkaç nedeni var;
1-Kenar oyuncuları çok skorer değil.
2-Çift forvetle Muriqi’in performansı da yükseliyor.
3-Geçiş savunması güçleniyor.
4-Arkaya eklenen ekstra stoper sayesinde bekleri daha rahat hücuma çıkarabiliyorlar. Bu da hücum çeşitliliğini artırıyor.
Kaliteli ayaklar belki yedek kulübesine gidiyor ama(Zhegrova gibi) yedek kulübesinin kalitesinin yukarı çıkması da bu tarz maçlarda tek 90 dakikalarda özellikle kritik. Kosova’nın ilk 11’i, kenar oyuncuları, santraforları ve orta saha kombinasyonlarıyla çok dengeli. Üçlü savunma ile beraber hem hücum hem savunma dengesi sağlanıyor. Kenarlardan hücuma çıkarken, stoperler ve orta saha oyuncuları bağlantıyı güçlendiriyor. Bu da takımın hem alan derinliği hem de hücum çeşitliliğini artırıyor.

Kosova özellikle deplasman maçlarında geriye düşse bile oyunu toparlayabiliyor ve baskı altında bile efektif pas oyunuyla topu kazandıktan sonra hızlı çıkış yapabiliyor. Santrafor ve bağlantı oyuncuları sayesinde uzun toplarla veya kısa paslarla skoru değiştirebiliyorlar.
Ayrıca duran toplardan ve frikiklerden gol üretme kapasitesi de yüksek.
Takımın yapısı, özellikle üçlü savunma ve iki santrafor kombinasyonu ile Muriç’in performansını artırıyor. İkinci santrafor ve kanat bekleri, savunma ve hücum arasında dengeyi sağlıyor. Böylece Kosova hem rakibe karşı baskı kurabiliyor hem de hızlı geçişlerde etkili olabiliyor.

Kosova’nın kenar oyuncuları ve ikinci santraforlarının oyun içinde aldığı rol, hücum planlamasında ve gol hazırlığında kritik. Topu kazandıklarında kanat ve merkezden oyunu hızlandırıyor, bağlantı oyuncusu ile santrafora ulaştırıyorlar. Bu, takımın skora etkili bir şekilde yaklaşmasını sağlıyor.
Arkadan eksildikleri anda 4-4-2 de , 4-2-3-1’ de ya da 4-3-3 ’te kenar oyuncular olarak takımın üretkenliğine, hücumuna katkı yapabilecek isimler var. Krasniqi ve Zhegrova kadroda pek yer bulamıyor. Yani kalite belki yedek kulübesine gidiyor ama yedek kulübesinin kalitesinin yukarı çıkması da bu tarz maçlarda tek 90 dakikalarda özellikle kritik. Bu iki oyuncuyu kenara aldığında hem kenar hem orta sahada kalite artıyor.
Orta saha ve forvet kombinasyonları çok dengeli. Birincisi, Muriqi’nin performansı kenar oyuncuların gelişimine bağlı. İkincisi, hücum için ekstra stoper kullanımıyla savunma güvenliği sağlanıyor. Üçlü savunmaya geçildiğinde Abdullahu ve Rahmani’nin yokluğu bizim avantajımız..
Sol stoperde Hajdari, sağ stoperde Dellova ve orta sahada savunma merkezleri net olarak belirlenmiş. Rechbecaj, Musliya ve Hoxha gibi oyuncular da destek sağlıyor.
Çift santrafor sistemi; Vedat Muriqi’nin çevresinde şekilleniyor. İlk amaçları topu uzun şekilde Muriqi’ye taşımak, ama sadece onun üzerinden değil; Fisnik Asllani, Muslija gibi bağlantı oyuncularıyla da oyunu genişletiyorlar.
Hücumda Muriqi’nin yanındaki ikinci santrafor önemli bir rol oynuyor.
Bence Fisnik Asllani bitiriciden ziyade daha çok bağlantı üzerinden ilerleyen bir santrafor oyunun hücum yönüne genişlik ve zenginlik katan elit bir ayak. Golü atan değil belki ama golün oluşmasını sağlayan senaryoları oluşturuyor.

Topu kazandıklarında ileri doğru orta alanda baskın ataklarla veya kısa paslarla ilerleyebiliyorlar. Slovakya maçında önde baskıya rağmen; topu soldan taşıyıp hat kıran paslarla akını başlatıp süratle sağa aktararak gol pozisyonları ürettiler.
Duran toplardan gol üretme kapasiteleri yüksek ki burada uzun boylu futbolcuları tercih etmesindeki sebebi de açık şekilde dile getirdi Foda basın toplantısında..
Muriqi’nin bağlantılarıyla köşe vuruşları ve frikiklerden gol üretiyorlar. Topu taşıyan ve pas dağıtan oyuncuların koordinasyonları çok iyi. Santraforların hem yüksek toplarda hem yerden bağlantılarda derinleşerek takımın oyununu desteklediğini görüyoruz.
Stoperlerimiz için bu durum zorluk yaratacak. Kosova’nın iki santraforu derinleşiyor, orta saha ile bağlantıyı güçlendiriyor ve kanat beklerini hücumda kullanıyor.
Böylece orta blokta baskıyı artırıyor, savunmayı zorlaştırıyor ve kenar ortalarla gol pozisyonları yaratıyorlar. Özellikle Vojvoda’ya dikkat etmemiz gerekiyor Ferdi’nin hücumda olduğu kadar savunmada da gününde olması lazım.

Kosova’nın savunma ve hücum organizasyonu oldukça disiplinli. Üçlü savunma kullanmaları, kenar oyuncuların hücum katkısını artırıyor ve Muriqi’ nin merkezdeki rolünü destekliyor. Orta sahada bağlantı oyuncuları ile topu dağıtıyor, kanat beklerini hem savunma hem hücumda etkin kullanıyorlar. Bu yapı sayesinde hem savunmada sağlam duruyor hem de hızlı geçişlerde etkili olabiliyorlar.
Kenarda Zhegrova ve Milot Rashica gibi oyuncular, gerektiğinde hem savunma hem hücum opsiyonu da sunuyor. Kosova sadece Muriqi üzerinden oynamıyor, aynı zamanda kısa paslarla ve kenar ortalarla çeşitlilik sağlıyor. Duran toplar ve köşe vuruşları da gol üretiminde etkili.
Savunma blokları, özellikle orta blok ve birebir baskılarda dikkat çekiyor.
Slovakya ve İsviçre gibi takımlarla karşılaştıklarında, Kosova’nın savunma organizasyonu ve hızlı geçişleri belirleyici oldu. Kenar oyuncular ve stoperler arasında bağlantı güçlü, orta saha derinleşiyor, kanat bekleri ileri çıkabiliyor.
Muriç’in yanındaki ikinci santrafor, golü hazırlıyor ve oyunu derinleştiriyor.
Savunma özellikle stoperler ve kanat bekleri ile organize ediliyor. Haydari ve Dellova gibi oyuncular savunmanın merkezini oluşturuyor, Rehcbecaj ve Muslija kenarları kapatıyor. Orta sahada Vedat Muriqi’nin yanında bağlantı oyuncuları var ve bu oyuncular oyunu derinleştiriyor, topu dağıtıyor.
Tüm gol pozisyonlarında Asllani ve Muriqi; ya kafayla ya da yerde bağlantılarla aktif rol oynuyor. Bu sayede merkezden dışa doğru oyun akışı sağlanıyor.
Kosova takımı, üçlü savunmadan dörtlüye veya farklı formasyonlara geçerken dahi hem hücum hem savunma etkinliğini koruyabiliyor. Aslında Gasperini Atalanta’sını da anımsatan bir kimliğe sahip takım. Kenar oyuncular, ikinci santrafor ve stoperler arasındaki koordinasyon, takımın hem savunma sağlamlığını hem de hücum çeşitliliğini artırıyor. Bu yapı, karşı takımların oyun kurmasını zorlaştırıyor ve Kosova’yı deplasmanda dahi tehlikeli bir takım hâline getiriyor.
Özetle; Kosova’nın savunma ve hücum organizasyonu disiplinli, oyuncular çok yönlü ve ikinci santrafor ve kenar bağlantıları ile hem oyunu derinleştiriyor hem de gol pozisyonları yaratıyorlar. Bu nedenle maç; dikkatli ve çok stratejik bir oyun gerektiriyor.
Bence Kosova bizden daha iyi bir ilk 11’e sahip. İlk on birler üzerinden bakıldığında bana kalırsa daha iyi bir ilk on bire sahipler ve bize de biraz daha ters gelen bir takım ama; tabii ki kazanmamız gerekiyor. Üçlü oynamalarının bizim için bir problem yaratabileceğini düşünüyorum çünkü; üçlü oynayan takımlarla dörtlü savunma oynayan takımlar eşleştiğinde kanat beklerini takip etmek ciddi bir sıkıntı haline geliyor. Özellikle rakibin sağ kanadı çok etkili. Vojvoda-Hoxha-Asllani-Muriqi bağlantısı..
Zaten bu takımın yapısı da böyle. Merkezleri çok sağlam. Üç stoperleri var. Çok özel isimler olmasa da iyi savunma yapan oyuncular. Onların önünde de üç orta saha oyuncusu bulunuyor.
Bu orta sahadaki oyuncular teknik kalite ya da yaratıcılıktan ziyade savunma, mücadele ve baskı yönü güçlü oyuncular. Yani üç stoper artı üç orta saha ile merkezde çok sağlam bir yapı kuruyorlar.
Peki hücum üretimini nereden sağlıyorlar? İleri uçta çok iyi iki santraforları var. Gerçekten kaliteli bir ikili. Birçok milli takım bu seviyede iki santrafora sahip değil.
Bu oyuncular hem fiziksel olarak güçlü hem de bitiricilikleri iyi. Teknik kaliteleri de hiç fena değil. Yani oldukça komple bir hücum hattı oluşturuyorlar.
Bu oyunculara kanat bekleri de ciddi destek veriyor. Kenarlardan iyi top getiriyorlar.
Bu yüzden onlarla eşleşmek kolay değil. Özellikle hücuma daha fazla çıkan kanat beklerinden biri, liginde düzenli oynayan ve dikkat çeken bir oyuncu.
Pas kalitesi, final becerisi ve teknik seviyesi oldukça yüksek.
Aynı zamanda tempolu bir oyuncu.
Bu nedenle onun sahada olması bizim için problem yaratabilir çünkü; kanat beklerini durdurmak için kenar oyuncularınızın onları takip etmesi gerekiyor.
Ki.. Eğer dörtlü savunma oynuyorsanız bizim gibi bu daha da zorlaşıyor ancak; bu oyuncuyu (Gallapeni) Kenan’la takip etmek de mantıklı olmayabilir çünkü; böyle yaparsak hem Kenan’ı yıpratırız hem de hücumda vereceği katkıyı azaltırız.

Romanya maçında da benzer bir durum yaşandı. Kenar oyuncuları sürekli geri gelmek zorunda kaldı ve bu da hücumdaki etkinliklerini düşürdü. Sürekli gidip gelmek oyuncuları yorar ve performanslarını aşağı çeker. Ferdi bunun istisnası oldu nazar değmesin diyelim.

Kosova maçında sahte dokuz gibi bir oyun planı belki daha uygun olabilir ancak; Montella’nın böyle bir değişiklik yapması zor görünüyor. Özellikle bazı oyuncuların iyi performansı sonrası kadroda büyük değişiklik beklemek kolay değil.

Yine de orta sahada farklı bir kurgu düşünülebilir. Teknik kapasitesi yüksek oyuncularla oynandığında Kosova’ya karşı daha fazla üstünlük kurulabilir çünkü; Kosova tam anlamıyla derin blokta bekleyen bir takım değil.
Geriye çekildiğinde iyi savunma yapabiliyor ama zaman zaman önde ve orta blokta baskı kurabiliyor.
Rakibi orta blokta karşılayabilen bir takım. Bize karşı da maça bu şekilde başlayabilirler. Üçlü savunma sistemi, dörtlü savunmaya karşı bire bir baskı yapmak için de oldukça uygun çünkü; sahada net eşleşmeler kurabiliyorlar.
Çift santraforla stoperlere baskı yapabiliyorlar. Kanat bekleriyle bekleri karşılıyorlar. Orta sahadaki üçlü, bizim orta sahamızla bire bir eşleşebiliyor. Savunma hattındaki üçlü de hücum oyuncularımızla eşleşme şansı buluyor.
Yani hem orta blokta bekleyen hem de zaman zaman bire bir baskı yapan bir yapı görebiliriz. Bu sistemi de iyi uyguluyorlar.
Bu nedenle bizim en dikkat etmemiz gereken konulardan biri kanatlardan yapılacak ortalar. Kanat beklerinin ileri çıkıp yaptığı ortalar, santraforlarının kafa vuruşlarıyla ciddi tehlike yaratıyor. Bu şekilde birçok pozisyon buluyorlar.
Peki bu tür takımlara karşı ne yapılabilir? Öncelikle teknik kaliteyi en üst seviyeye çıkarmak gerekiyor. İlk on birimiz bu açıdan zaten iyi durumda. Ancak topa daha fazla sahip olup oyunu kontrol etmek önemli.
Topu ne kadar iyi tutarsanız rakibin topu kazanıp geçiş oyunu oynama ihtimali o kadar azalır. Ayrıca topu kaybettiğiniz anda hızlı reaksiyon vermek çok önemli.
Baskıyı doğru ve hızlı şekilde yaparak topu geri kazanmak gerekiyor.
Bu noktada orta saha oyuncularının rolü çok kritik. Özellikle top kaybı sonrası yapılan ilk baskı, rakibin hücum geçişlerini engellemek açısından belirleyici oluyor.
Kısacası hem teknik kaliteyi doğru kullanmalı hem de top kaybı sonrası reaksiyon süresini minimuma indirmeliyiz. Bu konularda çok iyi olmamız gerekiyor çünkü; Romanya karşısında bu anlamda oldukça iyi bir performans sergiledik.
Grup aşamasının ardından deplasmanda oynadıkları play-off yarı finalinde Slovakya’yı mağlup ederek finale yükseldiler. Bu karşılaşma oldukça tempolu ve gollü geçti. Kosova’nın güçlü ve zayıf yönlerini bu maç üzerinden değerlendirmek mümkün.
Kosova sahaya üçlü savunma ve iki forvetli bir sistemle çıktı. Bu dizilişi daha önce de güçlü rakiplere karşı tercih ettiklerini görmüştük. Amaçları savunmada açık vermemek ve aynı zamanda hücumda etkisiz kalmamak. Bu sistemle dengeli bir oyun oynayabildiklerini söylemek mümkün.
Ancak savunma zaafları oldukça dikkat çekici. Maçın başında kullanılan bir duran topta geriye düştüler. Bu pozisyonda markaj hatası açık şekilde görüldü. Genel olarak savunma hattı fiziksel olarak yeterli olsa da yan toplarda ciddi sorun yaşıyorlar.
Hava toplarında ve adam paylaşımında sık sık hata yapıyorlar.

Savunmanın sağ tarafı ise en problemli bölgeleri. Bu kanattan yapılan ataklarda hem pozisyon hataları hem de bireysel hatalar dikkat çekiyor. Slovakya, İsviçre ve İsveç bu bölgeyi sürekli hedef alarak etkili oldu. Sağ bek ve sağ stoper arasındaki uyumsuzluk nedeniyle arkaya sarkmalar yaşanıyor.

Ayrıca savunma yerleşiminde dağınık yakalandıkları anlar da fazla. Rakip oyuncuların koşularını takip etmekte zorlanıyorlar ve kritik noktalarda faul yapmak zorunda kalabiliyorlar. Yan toplarda ise; sadece markaj değil, pozisyon alma konusunda da problemler yaşıyorlar ve bu durum kolay goller yemelerine neden olabiliyor.
Maçın ilerleyen anlarında da Kosova savunmasının benzer hataları devam etti.
Özellikle sağ kanattan gelen ataklarda ciddi zorluk yaşadılar zira Gallapeni çok vasat. Rakip takım, bu bölgeyi etkili kullanarak pozisyon üretmeyi başardı. Bire bir savunmada zorlanmaları ve alan paylaşımındaki eksiklikler bu zaafı daha da belirgin hale getirdi.
İç koridor savunmasında da yeterince etkili değiller. Rakipler, merkezden yaptıkları paslaşmalarla kolay şekilde savunma hattına sızabiliyor. Bu da Kosova’nın sadece kanatlarda değil, merkezde de kırılgan bir yapı sergilediğini gösteriyor.
Hava toplarında yaşadıkları problemler maç boyunca tekrar etti. Ön direkte ve arka direkte yapılan koşuları takip etmekte zorlanıyorlar. Bu da rakip takımlar için ciddi bir fırsat alanı yaratıyor. Ceza sahası içinde adam paylaşımında yaşanan hatalar, rakip oyuncuların boş kalmasına neden oluyor.
Maçın son bölümlerinde ise konsantrasyon kaybı daha belirgin hale geliyor. Oyuncuların alan paylaşımını unutup sadece topa odaklandıkları anlar var. Bu da savunma organizasyonunun tamamen bozulmasına yol açabiliyor. Aynı pozisyonda birden fazla oyuncunun aynı alanda bulunması ve bazı rakiplerin tamamen boş kalması bu durumun en net göstergesi ancak; Kosova’nın sadece zayıf yönleri yok değindiğim gibi.
Hücumda oldukça esnek ve ne yaptığını bilen bir takım görüntüsü veriyorlar. Oyun içinde tek bir plana bağlı kalmıyorlar. Gerektiğinde uzun toplarla hızlı çıkıyor, gerektiğinde kısa paslarla set hücumu kurabiliyorlar.
Örneğin uzun bir topla başlayan atak, kanat değiştirerek tehlikeli bir hücuma dönüşebiliyor. Başka bir pozisyonda ise; kısa paslarla rakip sahaya yerleşip organize bir şekilde gol bulabiliyorlar. Bu da onların oyun içinde doğru kararlar verebildiğini gösteriyor.
Geçiş oyunlarında da etkili olduklarını söylemek gerekiyor. Topu kazandıkları anda hızlı şekilde hücuma çıkabiliyorlar. Rakip savunma yerleşmeden pozisyon bulma konusunda başarılılar. Bu tür anlarda kanatları iyi kullanıyorlar ve ceza sahasına etkili ortalar yapabiliyorlar.
Kosova’nın hücum gücünde en önemli rolü oynayan isim Vedat Muriç. Hem toplu hem topsuz oyunda takımın merkezinde yer alıyor. Sık sık geriye gelerek bağlantı kuruyor, uzun topları indirerek takım arkadaşlarını oyuna sokuyor. Fiziksel gücü sayesinde hava toplarında etkili ve ceza sahası içinde ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Birçok pozisyonda hücumun başlangıcında onun katkısını görmek mümkün. Topu alıp doğru pası vererek hücumu yönlendirebiliyor. Aynı zamanda kanatlara alan açarak diğer oyuncuların etkili olmasını sağlıyor. Bu yönüyle klasik bir santrfordan daha fazlasını sunuyor.
Kosova, duran toplarda da tehlikeli olabiliyor. Özellikle kornerlerde Muriqi’nin hava hakimiyeti önemli bir avantaj. Hem top indirebiliyor hem de doğrudan gol tehdidi yaratabiliyor. Ceza sahasında oluşan karambollerde de etkili olabiliyorlar.
Bununla birlikte, maçın belirli bölümlerinde savunmaya çekildiklerinde zaafları daha da ortaya çıkıyor. Derinde savunma yaptıklarında alan paylaşımı ve koordinasyon problemleri artıyor. Bu da rakiplerin daha rahat pozisyon bulmasına neden oluyor.
Genel olarak topa sahip olma konusunda ne çok baskın ne de tamamen geri çekilen bir yapıdalar. Dengeli bir oyun anlayışına sahipler. Ancak savunma ve hücum arasındaki bu denge her zaman korunamıyor. Özellikle savunma organizasyonundaki eksiklikler bu dengeyi bozuyor.
Kosova’nın performansı, dengeli oyun planı ile savunma zaafları arasındaki çelişkiyi net şekilde ortaya koyuyor. Savunma güvenliğini sağlamak için tercih ettikleri sistem, teoride doğru olsa da uygulamada özellikle yan toplarda ve bire bir savunmada sorunlar yaşanıyor.
Savunmanın sağ tarafında yaşanan bireysel hatalar ve hava toplarındaki yetersizlikler, rakiplerin bu bölgeyi hedef almasına neden oluyor. Ayrıca iç koridorun yeterince kapatılamaması ve zaman zaman yaşanan konsantrasyon kayıpları, savunma yapısını kırılgan hale getiriyor.
Hücum tarafında ise; daha bilinçli ve esnek bir yapı öne çıkıyor. Kosova, oyunun gerektirdiği anlarda uzun ve kısa paslar arasında doğru tercihler yapabilen bir takım görüntüsü veriyor. Bu noktada Vedat Muriç’in bağlantı oyunundaki rolü oldukça kritik. Hem uzun topları indirerek hem de hücuma yön vererek takımını ileri taşıyor.
Geçiş hücumlarında da etkili olan Kosova, doğru anları yakaladığında rakip kalede tehlike yaratabiliyor. Ancak genel tabloya bakıldığında hücumda ne yaptığını bilen, fakat savunmada aynı organizasyonu sağlayamayan bir takım oldukları söylenebilir. Özellikle geriye çekildikleri anlarda savunma zaafları daha görünür hale geliyor.
Final maçına bakıldığında Kosova’nın iç saha avantajını kullanmak isteyeceği açık. Tribün desteğiyle birlikte maça daha agresif ve temaslı başlamaları muhtemel.
Ön alanda baskı kurarak topu erken kazanmaya çalışacaklardır. Bu durum, bizim geriden oyun kurarken daha fazla baskı hissetmemize neden olabilir.
Hakem İngiliz Oliver pek kolay düdük çalmaz, hiç itiraz sevmez lüzumsuz itiraz işlerine de girmememiz lazım tat kaçırabilir..
Savunmada merkezi kalabalık tutarak rakibi kanatlara yönlendiren bir anlayış benimseyebilirler. Orta sahadaki yapı, hem ikinci topları toplamak hem de geçişlerde doğru pası vermek açısından önemli olacak. Hücumda ise daha sabırlı, fırsat odaklı ve direkt bir oyun tercih etmeleri bekleniyor. Topu kazandıkları anda hızlı şekilde ileri gitmek isteyeceklerdir.
Bizim adımıza en kritik konu, maça kontrollü başlayabilmek. Rakibin ilk baskısını doğru karşılayıp oyunu dengede tutmak gerekiyor. Geriden oyun kurarken sabırlı olmak, pas bağlantılarını kaybetmemek ve doğru anlarda tempoyu artırmak belirleyici olacaktır.
Kosova’nın savunmanın sağ tarafında yaşadığı problemler bizim için önemli bir fırsat. Bu bölgeyi etkili kullanmak, özellikle kanat organizasyonlarıyla rakibi zorlamak mümkün. Bire birlerde zorlanan bir savunmaya karşı tempo ve hareketlilikle ciddi avantaj sağlanabilir.
Duran toplar da bizim için önemli bir silah olabilir. Kosova’nın yan toplarda yaşadığı markaj ve hava topu zaafları doğru değerlendirildiğinde maçın kilidi buradan açılabilir. Ceza sahası içindeki koşuların zamanlaması ve ikinci toplara verilen reaksiyon bu noktada belirleyici olacaktır.
Savunmada ise Vedat Muriqi’ ye özel önlem almak şart birebir markajdan ziyade alan savunması yani top aldırmamak oyun görüşünü kısıtlamak gerekiyor Muriqi’nin.
Ona rahat top aldırmamak, hava toplarında iyi marke etmek ve bağlantı oyununu kesmek gerekiyor. Bu yapıldığında Kosova’nın hücum gücü önemli ölçüde azalacaktır.
Sonuç olarak millilerimizin oyunu kontrol eden, doğru anlarda hızlanan ve rakibin savunma zaaflarını hedef alan bir planla sahada olması gerekiyor. Hücum ederken savunma dengesini kaybetmemek de en az bunun kadar önemli.
Kendi güçlü yönlerimizi sahaya doğru yansıttığımız ve özellikle kanat organizasyonları ile duran topları etkili kullandığımız bir senaryoda bu zorlu deplasmandan istediğimiz sonucu alma ihtimalimiz hayli yükselecektir.
Muhtemel 11’ler;
Kosova;

Türkiye;

Skor Beklentim: 1-0 biz kazanırız..
İnşallah hak edilmiş bir galibiyetle bir neslin Dünya Kupası özlemini gerçeğe dönüştürür, hep birlikte tarih yazmanın mutluluğunu yaşarız..

TÜRKİYE – ROMANYA
Bunun klasik bir eleme maçından çok daha fazlası olduğu açık. Zira biz ve yaşıtlarımız bugüne kadar yalnızca bir Dünya Kupası’na tanıklık edebildik; ne yazık ki birçok jenerasyon bu prestijli organizasyona katılma fırsatı bulamadı. Bu nedenle bu tür karşılaşmalar artık sadece “iyi oynadık mı, kötü oynadık mı” sorusuyla değerlendirilemez. Asıl belirleyici olan; oyunun kontrolünü sağlamak, tempoyu doğru yönetmek, sahayı etkin kullanmak ve kritik anlarda doğru kararları verebilmektir.
Millilerimiz; bu maçta doğal olarak oyunu yönlendiren taraf olacak. Topa daha fazla sahip olan, oyunu rakip yarı sahaya yıkan taraf ters bir erken kırmızı kart gibi Allah esirgesin anormal gelişmeler olmadığı sürece biz olacağız.
Romanya ise; daha çok kendi yarı sahasında bekleyen, alan daraltan ve fırsat bulduğunda hızlı hücumlarla sonuca gitmeye çalışan bir yapı sergileyecek.
Ki eminim bizleri en çok korkutan kısım takımın yıldızları değil teknik direktörü..
Mircea Lucescu..

Bu da bizi doğrudan şu noktaya getiriyor:
👉 Milliler bu kapalı savunmayı nasıl açacak?
Sırasıyla blokları inceleyelim..
Kale ve Savunma..
Kalede Uğurcan Çakır’ın yeri elbette bu sezon itibariyle tartışmasız. Bu tip maçlarda kaleciye çok iş düşmeyebilir ama; gelen birkaç pozisyonun akıbeti çok kıymetli olur. Yani mesele çok kurtarış yapmak değil, doğru anda odaklı olabilmek..

Uğurcan’ın en önemli özelliği şu:
👉 Maçın içinde kalabilmesi.
Top uzun müddet kaleye gelmese bile konsantrasyonunu kaybetmiyor.
Bu, özellikle az pozisyon verilen maçlarda çok kritik bir detay ki bu maç ta ona aday olmaya namzet net bir şekilde..
Bunun yanında artık kalecinin rolü sadece top kurtarmak değil.
Oyun kurulumunun ilk adımı da artık modern futbolda hele ki milli takımlar nezdinde kaleciden başlıyor. Uğurcan’ın uzun paslarıyla kanatlara hızlı geçiş imkânı yaratabilmesi, millilerin hücum çeşitliliğini artıran bir unsur olacaktır.
Denge mi risk mi ?
Savunma hattına baktığımda kağıt üzerinde klasik bir dörtlü görüyoruz. Ancak top bizdeyken bu yapı değişiyor.
Ferdi Kadıoğlu’nun rolü

Ferdi sadece bir sol bek değil. Hücumda zaman zaman orta saha gibi, zaman zaman kanat oyuncusu gibi oynayabilen bir profil. Bu sezon Brighton’da eski Ferdi’yi anımsatan kimlikte hayli de formda diyebilirim. Bu da bize ekstra bir pas bağlantısı ve hücum zenginliği kazandıracaktır. Sol bekin hücum aksiyonlarında aktif görev alması üstelik rakibin de en etkin defans oyuncusuyla bu görevi üzerine alan futbolcumuzun çakışıyor olması(Ratiu) bizim için çok büyük şans..
Ancak burada önemli bir denge var:
👉 Ferdi ne kadar ileri çıkarsa, arkasında o kadar boşluk oluşur.
Romanya’nın hızlı hücum arayacağını düşündüğümüzde bu alanların doğru şekilde kapatılması gerekiyor. Kendisine komşu olacak oyuncuların çok dikkatli olması gerekiyor Abdülkerim gibi..
Mert Müldür’ün rolü

Aslında Zeki daha dengeli bir oyuncu. O da bu sezon çok formda Roma’da. Ama Mert terchi bekliyorum Montella’dan..
Savunma güvenliğini ön planda tutarken, gerektiğinde hücuma destek verecektir.
Sağ kanatta oyunun genişlemesini sağlayan isimlerden biri olacak.
Stoper tercihi: Abdülkerim – Ozan Kabak ihtimali yüksek gibi..
Abdülkerim Bardakcı’nın sol stoperdeki rolü çok değerli çünkü; mevcutta topu oyuna sokabilen, ileriye pas atabilen tek defans oyuncusu. Yanında oynayacak isim büyük ihtimalle Bundesliga’da çok formda olan Ozan Kabak olacaktır.
Ozan daha çok fiziksel mücadele, hava topları ve savunma güvenliği açısından öne çıkıyor fakat Montella; Samet’e aşık gibi her zora düştüğünde terchini ondan yana kullanıyor formundan bağımsız bu tercih de gelirse hiçbirimiz şaşırmayız herhalde Merih’in yokluğunda..

Bu ikili birlikte şu dengeyi sağlıyor:
- Abdülkerim → oyun kurulum
- Ozan → savunma sertliği Samet tercihi gelirse bireysel hatalara hayli açık bir savunma tandemimiz olur ne yazık ki..
Hücum ederken kaybedilen toplarda savunma stratejisi..
Milliler, bu maçta hücum ederken çok adamla ileri çıkacak.
Bekler öne gidecek, orta saha yerleşecek, hücum hattı genişleyecek.
Ama işte tam burada kritik bir nokta var:
👉 Topu kaybettiğimiz anda ne oluyor?

Eğer bu anı özellikle muhtemeldir Orkun ve İsmail o bölgede görev alacak doğru yönetemezsek, Romanya’nın hızlı hücumları ciddi tehlike yaratabilir.
Bu yüzden hücum ederken bile savunma dengesinin korunması gerekiyor.
Yani arkada kalan oyuncuların doğru konum alması şart. Hakeza çok defa ters kademelerin de devreye gireceği anlar göreceğiz..
Romanya’nın planı belli; sabır ve geçiş hücumu..
Romanya’ya baktığımda çok net bir plan görüyorum:
- Kendi yarı sahasında derinde bekle
- Alanları daralt
- Topu kazanınca temkinli şekilde hızlı çık
Özellikle sağ kanatları dikkat çekici Dennis Man. Hatta elemelerde attıkları golleri incelediğimizde genel olarak sağ kanatları komple tehlikeli diyebiliriz. Man, Hagi ve Ratiu kanadı.

Hem kanat oyuncuları hem de bekleri hücuma katılabiliyor. Bu da bizim sol tarafımız için önemli bir sınav anlamına geliyor.

Burada kilit soru şu:
👉 Milliler hücum ederken bu kanadı ne kadar kontrol edebilecek?
Eğer top kayıplarında doğru yerleşim olmazsa, Romanya bu kanattan etkili olacaktır.
Orta Saha..
Bu maçın kalbi orta saha. Hatta net söyleyeyim:
👉 Milliler bu maçı orta sahada çözecek ya da orada tıkanacak.
Çünkü Romanya alan vermeyecek. Yani bu bir “koşu at, boşluk bul” maçı değil. Bu bir “boşluğu sen yarat” maçı. Bu boşluğu yaratabilecek o kadar formda silah var ki elimizde; Kenan , Arda , Orkun , Kerem ,Hakan gibi..
OYUN KURULUMU: TOP BİZDE AMA NASIL?
Millilerin topa sahip olması tek başına bir şey ifade etmeyecek.. Önemli olan şu:
👉 Topu ne kadar hızlı ve doğru dolaştırıyoruz?
Eğer pas temposu düşük olursa, Romanya’nın yerleşik savunması hiç bozulmaz.
Bloklar arası mesafe dar kalır ve biz sürekli yan pas yapan bir takıma dönüşürüz.
Bu yüzden orta sahadaki oyuncuların(Orkun,Hakan,İsmail gibi görünüyor) iki temel görevi var:
- Oyunun hızını ayarlamak
- Rakip savunmayı yerinden oynatmak
ORKUN KÖKÇÜ: BU MAÇIN ANAHTAR OYUNCUSU OLABİLİR
Orkun’un son dönemdeki formuna baktığımda, onu artık klasik bir orta saha gibi değerlendirmek doğru değil.
Artık daha çok:
- Ceza sahasına yaklaşan
- Şut tehditi olan
- Gol ve asist katkısı veren sahte 9 gibi bir oyuncuya dönüştü.
Romanya’nın ceza sahası yay çevresinde zaman zaman boşluk bıraktığını düşünürsek, Orkun’un şu özellikleri çok kritik:
- Ceza sahası dışından şut
- Ceza sahasına geç koşular
- Ara paslarla savunma arkasına oyuncu kaçırma
Yani Orkun bu maçta sadece pas yapan değil, doğrudan sonuca etki eden bir oyuncu olabilir. Kaldı ki tanıdığı bildiği ve form tuttuğu bir zeminde forma giyecek..Tabii şans bulursa ki ben oyunun ilerleyen dilimlerinde muhakkak oyuna dahil olacağını düşünüyorum ilk 11’de olmasa bile..
HAKAN ÇALHANOĞLU: OYUNUN RİTMİNİ BELİRLEYEN İSİM

Hakan’ın rolü biraz daha farklı.
O, oyunun hızını ayarlayan oyuncu.
- Topu hangi hızda oynayacağımız
- Oyunu sağa mı sola mı çevireceğimiz
- Rakibi nasıl genişleteceğimiz bunların hepsinde Hakan’ın etkisi var.
Romanya gibi kapanan takımlara karşı en önemli şeylerden biri, savunmayı yatay olarak açmak. Yani bir kanattan diğerine hızlı geçişler yapmak.
👉 Hakan bu geçişleri sağlayan oyuncu.
Ama burada önemli bir soru var:
Sakatlıktan yeni çıktı, ne kadar süre sahada kalabilecek?
İSMAİL YÜKSEK: DENGE UNSURU

İsmail’in rolü tamamen maçın planına bağlı.
Eğer amaç:
👉 “Savunma güvenliğini garantiye alalım”
ise; İsmail sahada olur ki ben olacağını düşünüyorum tek maçlı formatta..
Ama eğer amaç:
👉 “Bu maçı biz çözeceğiz, daha fazla üretelim”
ise; daha ofansif bir tercih yapılabilir. Kerem tercihi görebiliriz ileri uçta. Kenarlara Kenan ve Arda’yı kaydırarak..
İsmail’in artısı şu:
- Top kapma
- Rakip hücumları kesme
- Fiziksel mücadele
Ama eksisi şu olabilir:
Kapalı savunmaya karşı yaratıcılık orta alan kurgusu gereği sınırlı kalabilir.
EN KRİTİK NOKTA: ROL DAĞILIMI
Burada mesele sadece “kim oynayacak” değil.
👉 “Kim ne yapacak?”
Eğer:
- Hakan oyunu kuracak
- Orkun ceza sahasına yaklaşacak
- Diğer orta saha savunma dengesini koruyacak
şeklinde doğru bir rol dağılımı olursa, milliler üretir.
Ama herkes top almak ister, kimse ceza sahasına gitmezse…
👉 O zaman oyun kilitlenir.
Romanya savunmasını nasıl açarız ?..
Romanya’yı açmak için millilerin aynı anda birkaç şeyi doğru yapması gerekiyor:
1. Genişlik
Sahayı geniş kullanmak, beklerin sadece hücuma değil oyuna katılması
2. Derinlik
Savunma arkasına koşu tehdidi yaratmak (Kenan ve Arda sıklıkla kanat değiştirmeleri hücum yönünü dengelemeleri gibi)
3. Hatlar arası oyun
Orta saha ile savunma arasındaki boşlukları kullanmak
4. Oyun yönünü değiştirmek
Bir kanattan diğerine hızlı geçmek diagonal uzun isabetli toplar olur, tek toplar olur..
Bu dört unsur birlikte çalışmazsa, milliler topa sahip olur ama pozisyon üretemez.
Bu bölümü net bir cümleyle kapatayım:
👉 Millilerin bu maçtaki başarısı, orta sahadaki oyuncuların ne kadar doğru pozisyon alıp ne kadar hızlı karar verdiğine bağlı.
Elmaslarımız;
ARDA GÜLER & KENAN YILDIZ
Bu iki oyuncu, bu tip kapalı savunmalara karşı en büyük silahımız.
Arda Güler

- Dar alanda çok etkili
- Çabuk karar veriyor
- Şut tehdidi çok yüksek
Özellikle ceza sahası çevresinde topu aldığında, rakip savunmanın dengesini bozabilecek bir oyuncu. Fizandan da atabildiğini gösterdi yakın zamanda her yerde tehdit unsuru..Real Madrid’in asist kralı La Liga’nın ikinci asist kralı an itibariyle..
Kenan Yıldız

- Topla mesafe kat edebiliyor
- Fiziksel olarak güçlü
- Hem içe kat edip şut atabiliyor hem çizgiye inebiliyor
Kenan’ın en büyük farkı, sadece dar alanda değil geniş alanda da etkili olması. Paha biçilmez bir futbolcu ve o da çok formda..
BU İKİLİ NASIL KULLANILMALI?
Bence en kritik konu bu.
👉 İkisi de çizgide sabit kalırsa etkileri azalır.
👉 İkisi de merkeze gelirse bu sefer genişlik kaybolur.
Doğru kullanım şu olabilir:
- Biri iç koridorda oynarken
- Diğeri genişliği korumalı
Ve sürekli yer değiştirerek savunmanın dengesini bozmalılar.
Barış’ın göz yoran ciğersiz koşuları yine işimize yarayacaktır..
Barış Alper bence bu maçın en kritik oyuncularından biri.
Ama önemli soru şu:
👉 Nerede oynayacak?
Santrafor oynarsa:
- Stoperlerle boğuşur
- Etkisi sınırlı kalabilir
Kanatta oynarsa:
- Bekle bire bir kalır. Ratiu’nun hücum çıkışlarını sınırlar.
- Fizik gücünü daha iyi kullanır
- Ceza sahasına koşular atabilir
Benim görüşüm net:
👉 Barış Alper kanatta oynamalı.
Çünkü bu maçta ceza sahasında sabit duracak bir oyuncudan çok, hareketli ve sürekli tehdit oluşturan bir oyuncuya ihtiyacımız var. Zaten forvetsiz düzende favori olduğumuz maçların kazanmamızın temel sebebi de tam olarak bu.
Özellikle ters kanattan arka direğe yaptığı koşular, Romanya savunmasına ciddi problem yaratabilir.
SANTRAFOR KONUSU: GEREKLİ Mİ?
Milliler son dönemde sabit bir santraforla değil, daha hareketli bir hücum hattıyla oynuyor.
Yani:
👉 Sabit bir 9 numara yerine, yer değiştiren bir hücum hattı
Bu yapı ne sağlıyor?
- Savunmanın markaj düzenini bozar
- Sürekli hareketle boşluk yaratır
- Orta sahadan gelen oyunculara alan açar
Ama dezavantajı şu:
- Ceza sahasında net bir bitirici eksikliği olabiliyor.
Şöyle bir yapı düşünelim:
- Arda merkezde
- Kenan solda ama içe kat ediyor
- Barış sağda ama ceza sahasına giriyor
- Orkun arkadan destek veriyor
Bu yapı bize şunu sağlar:
👉 Sürekli hareket, sürekli tehdit, sürekli şut imkanı
Özellikle Romanya’nın dış şutlara alan bıraktığını düşündüğümüzde, bu sistem çok etkili olabilir.
Romanya’nın en zayıf noktası; Ceza alanı dışından sert şutlar..
Bu çok önemli bir detay. As kalecileri Ionut Radu’da hafif sakat son anda belli olacak forma giyip giymeyeceği..
Romanya savunması:
- Ceza sahası içine gömülüyor
- Ama ceza sahası çevresinde zaman zaman boşluk bırakıyor
Bu da şu anlama geliyor:
👉 Ceza sahası dışından şut çok önemli bir silah
Ve bizde bu işi yapabilecek çok oyuncu var:
- Hakan
- Orkun
- Arda
- Kenan
Bu yüzden hücum planının bir parçası da bu olmalı.
GOL NASIL GELEBİLİR?
Birkaç senaryo görüyorum:
1. Ceza sahası dışından şut
En güçlü ihtimal
2. Kanattan gelip beki ekarte ettikten sonra arka direkte bitirme
Barış Alper ya da Ferdi bunu yapabilir
3. Bireysel yetenekle kilit açma
Arda veya Kenan
4. Sabırlı paslaşma sonrası boşluk bulma
Ama bu en zor senaryo diyebilirim..
Muhtemel 11 ‘ler;
Türkiye;

Romanya;

Maçın genel havasına ve kadro analizine bakınca, millilerin baştan sona üstün oynayacağını ve topa sahip olma oranını iyi kullanacağını düşünüyorum.
Uğurcan,Abdülkerim,Ferdi,Kenan,Arda,Orkun hepsi çok formda..
Orta sahadaki İsmail ve sonradan oyuna girecek olan Orkun ikilisinin getireceği sertlikle gelecek oyun kontrolü, kanatlardan gelecek etkili bindirmeler ve uzaktan şutlar maçın kaderini belirleyecek.
Benim öngörüm millilerimizin galip geleceği yönünde; hem skor hem de oyun hakimiyeti açısından rahat bir zafer olma ihtimalini çok zor görüyorum. Kötü alışkanlığımız olan gol yeme problemini de aşamayız gibi 2-1 ya da 3-1 lik bir galibiyet bekliyorum..
Rayo Vallecano – Samsunspor MAÇ ANALİZİ
Atatürk’lü arma çeyrek final için…
Bu akşam UEFA Avrupa Konferans Ligi sahnesinde bir Türk temsilcisi, İspanya deplasmanında kritik bir sınava çıkıyor. Samsunspor, Madrid’de Rayo Vallecano karşısında sadece bir galibiyet değil, aynı zamanda adeta mucize peşinde..
Rayo’nun agresif, tempolu ve temaslı İspanyol futbolu ile Samsunspor’un disiplinli, geçiş odaklı ve sabırlı oyunu bu mücadeleyi son derece kritik bir satranç oyununa dönüştürüyor.
Öncelikle eşleşmenin dinamiğine bakalım:

Rayo Vallecano cephesinde iç saha faktörü çok ciddi bir avantaj hele ki 3-1 gibi bir skorla deplasmanda galip gelmişken.. Özellikle taraftar baskısıyla birlikte maça çok hızlı başlayan bir yapıdalar. Kale arkası tribünü dışında sahaya direkt etki eden bir tribünleri yok ama pek tabii ki oyuna hızlı başlama kapasitesi yüksek klasik bir İspanyol takımı hüviyetindeler.
Samsunspor tarafında ise; istikrarsızlık ve başarısız sonuçlar bu sezon özelinde hayli dikkat çekiyor. Süper Lig’deki dengesiz performanslarını Avrupa’ya yansıtmayan özellikle Thomas Reis döneminde ve tabiki Musaba ayrılmadan evvel en azından başarılı bir savunma görüntüsü veren karadeniz ekibi , deplasmanda oynadığı kontrollü oyunla rakiplerini bozabilen bir yapıya sahipti fakat; ne olduysa Musaba’nın gidişiyle oldu.
Rayo Vallecano’nun oyun kimliği..
Rayo bu sezon La Liga’da özellikle iç sahada çok daha agresif oynayan bir takım görüntüsü çiziyor. Teknik direktör Iñigo Pérez yönetiminde takımın en belirgin özelliklerii:
- Yüksek tempo
- 2.bölgede önde baskı
- Direkt hücum geçişleriyle Garcia’yı topla buluşturmak
Özellikle Álvaro García ve Isi Palazón gerek kanat hattında gerekse 10 numara pozisyonunda bire birde çok etkili isimler. Bu oyuncuların içe kat edip şut tehdidi yaratması Rayo’nun en önemli silahlarından biri.
Orta sahada Óscar Valentín ve Unai López hem top kazanımı hem de oyunun yönünü değiştirme konusunda kritik rol oynuyor.
İleri uçta ise; Alemao bitiricilik açısından hiç de fena olmayan bi görüntü çizdi şimdiye dek..
Bu takımın en önemli özellikleri:
Merkezden hızlı paslarla çıkış
Kanat bindirmeleriyle genişleme
Topu kazandıktan sonra Isi üzerinden tek toplarla 2–3 pasla kaleye gitme
Samsunspor’un oyun kimliği ve stratejisi..
Samsunspor cephesinde teknik direktör Markus Gisdol ile birlikte daha disiplinli ve organizasyonel bir yapı oturmuştu garip bir şekilde birkaç başarısız sonucun ardından düzeni oturtan teknik adamla yollar ayrıldı. Fink geldi..
Bu takımın en büyük gücü:
- Kompakt savunma
- Geçiş oyunları
- Fiziksel direnç
Orta sahada Olivier Ntcham ve Youssef Aït Bennasser oyunun merkezini kontrol eden isimler. Ntcham bu maçta yok bu mucize ihtimalini daha da azaltıyor zira takımın beyni..
Kanatlarda Carlo Holse ve Emre Kılınç geçişlerde kilit rol oynuyacak. Emre’den uzun süredir faydalanamadı Samsunspor..
İleri uçta ise; Marius Mouandilmadji kariyer performansu sergiliyor adeta.. Savunma arkası koşularla Rayo savunmasını zorlayacak en önemli isim yine o olacak.
İlk maçtan çıkarılması gereken dersler ve oyun planı…
Bu tarz deplasmanlarda Samsunspor’un en önemli avantajı baskı hissetmemesi.
Şu çıkarımlar kritik:
Rayo ilk 20 dakika çok sert başlayacak.
Samsunspor bu baskıyı kırabilirse maç dengelenir.
Özellikle:
- Rayo’nun bekleri çok çıkıyor. Ratiu arkayı çok boşaltıyor. Orayı işlememiz lazım..
- Arkada ciddi boşluk bırakıyorlar
Bu noktada Holse ve oynarsa Emre’nin koşuları çok kritik olacak.
Mouandilmadji’nin savunma arkası koşuları bu maçın kilidi olabilir.
🔹 Rayo Vallecano (Muhtemel 11)

Rayo topa sahip olmaktan çok, topu kazandığı anda dikine gitmek isteyen bir takım. Özellikle Isi – Álvaro hattı bu maçın kırılma noktası olacak..
🔹 Samsunspor (Muhtemel 11)
Samsunspor ise daha dengeli ve reaksiyon odaklı bir 3-4-1-2 ile sahada olacaktır:

🔻 Forma giyemeyecek / kritik durumdaki oyuncular..
Rayo cephesinde rotasyon dar. Özellikle savunma hattında alternatiflerin sınırlı olması, tempolu oyunda yıpranma riskini artırıyor.
Samsunspor tarafında ise kadro daha dengeli ancak kulübe katkısı kritik olacak. Bu tip deplasmanlarda oyuna sonradan giren oyuncular maçın kaderini değiştirebilir.
Samsunspor’da bu maç öncesinde dört eksik bulunuyor.
Tedavileri devam eden Jaures Assoumou, Afonso Sousa, Olivier Ntcham ve Bedirhan Çetin de Rayo Vallecano deplasmanında forma giyemeyecek.
UEFA listesine eklenmeyen Elayis Tavsan ve Yalçın Kayan, statü gereği Rayo Vallecano karşısında kadroda yer alamayacak.

🔹 Hakem faktörü..
Bu tarz temaslı ve tempolu maçlarda hakem standardı çok kritik.
Avrupa kupalarında görev alan elit hakemler genelde:
- Temasa izin verir
- Oyunu akıcı tutar
- Kart standardını erken belirler
Bu durum özellikle fiziksel oynayan Rayo’nun işine yarayabilir.
Ama…
Bu aynı zamanda Samsunspor’un geçiş fırsatlarını artıracak bir unsur da olabilir.
MAÇIN TAKTİK SENARYOLARI VE OYUN KADERİ
🔹 Rayo Vallecano’nun planı
Rayo’nun bu maçta iki net hedefi var:
- Yüksek presle oyunu boğmak
Özellikle ilk 20 dakika Samsunspor’u kendi yarı sahasına hapsetmek isteyecekler.
Isi Palazón ve Álvaro García’nın bire birleri burada belirleyici olacak. - Kanat + ikinci top organizasyonu
Alemao ceza sahasında bitirici rol üstlenirken, seken toplar Unai López ve Valentín tarafından toplanacak.
Ama en kritik nokta şu:
Savunma arkası bırakılan boşluklar…

🔹 Samsunspor’un planı
Samsunspor’un planı çok net ve tanıdık:
Blok savunması + ani geçiş
- Alan daraltma
- Hızlı çıkış
Top kazanıldığı anda Holse ve Emre devreye girecek. - Bitirici koşu
Mouandilmadji savunma arkasına atılan her topun peşine gidecek.
Bu maçta Samsunspor için parola ”SABIR”:
“Sabır + doğru zamanlama”
🔹 Maçın kaderini belirleyecek bölgeler;
Orta saha mücadelesi:
Isi – Celil savaşı oyunun kalbini belirleyecek.
Kanat eşleşmeleri:
Álvaro García – Zeki Yavru
Isi Palazón – Tomasson / Soner Gönül
Bu eşleşmeler maçın kırılma anlarını yaratacak.
Savunma arkası koşular:
Marius Mouandilmadji vs Florian Lejeune
Bu mücadele tek başına skoru hatta maçın kaderini belirleyebilir.
Ters bir topla Marius üzerinden kırmızı kart aldırmamız lazım..
HÜCUM ANALİZİ & DİNAMİKLER
🔺 Rayo Vallecano’nun Hücum Planı
Rayo’nun bu maçtaki hücum stratejisi, iç saha avantajını da arkasına alarak tempoyu maksimum seviyeye çıkarmak ve Samsunspor savunmasını hataya zorlamak üzerine kurulu olacak.
Özellikle Isi Palazón bu takımın beyni konumunda. Ceza sahası çevresinde aldığı toplarla hem şut hem de kilit pas tehdidi yaratıyor. Yanında Álvaro García’nın çizgiye basan ve içe kat eden koşuları, Samsunspor beklerini ciddi anlamda zorlayacaktır.
İleri uçta Alemao ceza sahası içi bitiricilikte kilit rol oynarken, Jorge de Frutos ikinci toplarda ve kenar ortalarında ekstra tehdit yaratacaktır.
Orta sahada Unai López ve Óscar Valentín ikilisi, hem top kazanımı hem de hücuma geçişte köprü görevi görüyor.
Rayo bu maçta:
- Topu hızlı geri kazanıp
- Kanatlara açarak genişleyip
- Ceza sahasına çok oyuncuyla girerek
pozisyon üretmeye çalışacak.
Ancak…
Bu kadar öne çıkan bir takımın en büyük riski:
ARKADA BIRAKTIĞI BOŞLUK.
🔻 Samsunspor’un Hücum Planı
Samsunspor’un hücum planı tamamen geçiş oyunu üzerine kurulu olacak.
🔑 Bu maçın kilit isimleri bizim adımıza çok net: Okan ve Marius Mouandilmadji..
Savunma arkası koşular, fiziksel mücadele ve bitiricilik…
Rayo savunmasının en zayıf noktası tam olarak burası.
Kanatlarda Carlo Holse ve Emre Kılınç geçiş anlarında oyunu taşıyan isimler olacak. Özellikle Holse’nin içe kat eden oyun tarzı, Rayo’nun dengesini bozabilir.
Orta sahada Olivier Ntcham topu kazandığı anda dikine oynayabilirse, Samsunspor çok net pozisyonlar bulabilir.
Samsunspor hızlı hücumlarda:
- Topu kazandığı anda beklemeden ileri oynayacak
- Mouandilmadji’ye direkt toplar atacak
- Kanat değişimleriyle savunmayı dengesiz yakalayacak
Bu maçta Samsunspor’un bulacağı 1 net pozisyon = gol ihtimali yüksek.
DURAN TOPLAR VE KORNER TEHDİDİ
Duran toplar bu maçta ciddi bir kırılma noktası olabilir.
Rayo Vallecano:
Florian Lejeune ve Aridane Hernández hava toplarında ciddi tehdit.
Isi Palazón’un ortaları doğrudan gol pozisyonuna dönüşebilir.
Samsunspor:
Rick van Drongelen ve Lubomír Šatka duran toplarda etkili.
📌 Rayo Vallecano:
İç saha baskısı yok denecek kadar az.
Taraftarın beklentisi yüksek değil.
Erken gol gelmezse stres artmaz. Rahatlar diyebiliriz..
📌 Samsunspor:
Kaybedecek çok şey yok.
Kazanırsa tarih yazacak.
Bu da oyunculara ekstra özgürlük sağlar. Biz de rahatız aslında..
Kilit Faktörler neler derseniz..
⚔️ 1. Orta saha savaşı
Isi – Celil dengesi oyunun ritmini belirleyecek.
⚔️ 2. Geçiş hücumları
Samsunspor’un bulacağı her boşluk altın değerinde.
⚔️ 3. Kanat performansı
Isi ve Álvaro iyi oynarsa Rayo kazanır.
Holse ve Emre iyi oynarsa Samsunspor sürpriz yapar.
⚔️ 4. Duran toplar
Bu maçın gizli anahtarı burada olabilir.
Skor tahmini..
Rayo’nun maça çok hızlı başlayacağını düşünmüyorum.
İkinci yarıda gol bulma ihtimalleri yüksek.
Samsunspor’un da bu maçta gol bulması çok olası..
Benim beklentim:
Rakibi bir hayli zorlarız
1-1 biter en iyi ihtimalle 1 farkl kazanırız ama ; turu Rayo Vallecano geçer.
Liverpool– GALATASARAY MAÇ ANALİZİ
Çeyrek final için..

Bu akşam Avrupa futbolunun en prestijli sahnesi Şampiyonlar Ligi’nde bir Türk temsilcisi aynı sezon içerisinde 3.kez bir İngiliz devini devirmek için sahaya çıkacak. Anfield’da oynanacak bu karşılaşma, sadece bir maçın ötesinde, iki farklı futbol vizyonunun sahada buluşması anlamına geliyor. Liverpool’un hızlı ve pres odaklı İngiliz futbol geleneği ile Galatasaray’ın disiplinli, geçiş oyununa dayalı yükselen performansı, bu mücadeleyi Şampiyonlar Ligi sahnesinde özel ve yüksek gerilimli bir randevuya dönüştürüyor.

Öncelikle skor durumuna bakalım: Galatasaray, İstanbul’da oynanan ilk maçta rakibini 1–0 mağlup ederek nispeten diyebileceğimiz bir avantajlı skorla Anfield’a geliyor ve beraberlik tur için yeterli. Bu durum hem Liverpool hem Galatasaray açısından taktiksel planları doğrudan etkiliyor.
Liverpool son dönemde ligde hayli inişli çıkışlı performanslar sergiledi Slot topun ağzında adeta..; özellikle Premier Lig’de bu hafta Tottenham karşısında alınan 1–1’lik sonuç taraftarları hiç memnun etmedi ve eleştiriler had safhada..

Bu atmosfer, Anfield’da maç öncesi baskıyı arttırıyor.

Galatasaray cephesindeyse özgüven hayli yüksek. Ligde başarılı performansları sürerken Avrupa’da bu skor, takımın psikolojik dengesini çok olumlu yönde etkiliyor.
Liverpool’un oyun kimliği..
Liverpool bu sezon hücumda yüksek tempo ve pres denemelerine rağmen ; organizasyon bakımından inişli çıkışlı bir dönem geçiriyor.
Premier Lig’de gol üretiminde zorlanırken, Şampiyonlar Ligi’nde önceki maçta net skor üretmekte sıkıntı çektiği gözlendi.
Bu takımın en önemli özellikleri:
- Merkezden yoğun pas döngüsü ile rakip blokları yıpratma isteği.
- Topu geri kazanırken yüksek geçişli pres denemeleri kazanılan toplarla kaleye çok adamla hücum.
- Özellikle kanat oyuncularından gelen bireysel yeteneğe dayalı bitirişlere dayanma.
Son maçta Liverpool, Galatasaray karşısında etkili pozisyonlar bulsa da golü bir türlü üretemedi ve yetersiz kaldı ki.. bu da geçiş hücumlarının kalitesi ile ilgili endişeleri gözler önüne serdi.
Galatasaray’ın oyun kimliği ve stratejisi..
Galatasaray bu sezon hem ligde hem Avrupa’da akıllı, disiplinli bir futbol oynuyor. Rakibini çözme ve topu kaybettikten sonra savunmayı hızlı organize etme konusunda çok güçlüler.
En büyük avantajlar:
- Set savunmasında kompaktlık ve blokları çözmede disiplin.(Torreira ve Lemina bu konuda çok başarılı)
- Barış ve Osimhen kaynaklı yüksek tempolu presle 3.bölgede kazanılan toplar.
Mario Lemina’nın erken golü, bu takımın maç planını net şekilde uygulayabildiğini gösteriyor. İlk maçta hücum çeşitliliğini artırdılar ve defansif bloklarda sabırlı kalarak skor avantajı aldılar.
Bu; Trabzonspor, Fenerbahçe ‘den farklı olarak, Galatasaray’ın merkezden savunma anlayışı.. Liverpool’un topa sahip olma isteği ile çakışınca dengeler değişiyor..
İlk maçtan çıkarılması gereken dersler ve tekrar etmesi gereken şeyler..
Galatasaray’ın İstanbul’daki 1–0’lık galibiyetinden çıkarılabilecek bazı net çıkarımlar var:
- Liverpool rakip ceza sahasında üzerlerine top taşıma bakımından beklenen kalite seviyesinin altında kaldı. Bunun sebebi elbette ön alan presi, bunu Anfield’da yapmak pek mümkün olmayacaktır. Daha temkinli olmakta fayda var mı derseniz cevabım hayır olur o ayrı..
- Galatasaray savunmanın merkezini çok iyi kapattı ve rakibin kanat akışlarını da Barış,Singo ve Jakobs’un ekstra eforuyla kolaylıkla kontrol etti.
- Barış kilit rolde bu turda da..Beklerin kabusu oldu Juventus ve Liverpool turlarında dilerim bugün de benzer bir performans sergiler.
- VAR pozisyonları ve iptal edilen gol Liverpool’un istek ve arzusunu erken kırdı.
Bu akşam özellikle fiziksel koşu ve oyunun tempo kontrolü, İngiliz devinin A planı olacaktır ve bu akışı özellikle Barış’ın ters koşularıyla kesmemiz lazım.
Konate ve Frimpong arası rakibin benze en zayıf karnı orayı daha fazla işlemek lazım..
Muhtemel 11’ler ve hakem..
🔹 Liverpool (Muhtemel 11)

Bu diziliş geçen maçın büyük bölümünü yansıtıyor ve Liverpool’un topa sahip olma planını gösteriyor.
🔹 Galatasaray (Muhtemel 11)

Galatasaray dizilişi ise savunma stabilitesi ve kontra sistemini temsil ediyor.
Marciniak Avrupa’nın en elit hakemlerinden bu da bir şans..
MAÇIN TAKTİK SENARYOLARI VE OYUN KADERİ
🔹 Liverpool’un Planı
Liverpool, Anfield’daki bu karşılaşmada iki temel hedefe odaklanacak:
- Yüksek presle top kazanmak ve ceza sahasına hızla topu taşımak:
İlk maçta Galatasaray’ın defans bloklarını çözmekte zorlanan Liverpool, özellikle Salah ve Wirtz’in bire bir yeteneklerinden faydalanacak. Rakip yarı sahada baskıyı yoğunlaştırmak, Galatasaray’ın merkezden çıkmasını engellemek ve topu kanat oyuncularına hızlı ulaştırmak planın merkezinde olacaktır. - Set oyunlarını ve duran topları çeşitlendirmek:
Ekitike ve Gravenberch gibi fiziksel kapasitesi yüksek oyuncuların ön plana çıktığı hücumlarda, korner ve serbest vuruş varyasyonları Liverpool’un toplam skoru dengeleme ve öne geçme ihtimalini yükseltecektir. Szboszlai’ye ayrıca değinmek gerekiyor elbette bu tip maçlarda cepheden frikik vermemek lazım. Özellikle Van Dijk’in hava üstünlüğü, duran toplarda kilit bir avantaj sağlayacaktır.
Ancaak; Liverpool’un da dikkat etmesi gereken kritik bir nokta var. Galatasaray’ın hızlı kontra atakları. İlk maçta Osimhen ve Barış’ın hızlı çıkışları, İngiliz savunmasını zaman zaman hayli zorlamıştı iptal edilen gol dahil. Bu nedenle Liverpool stoperlerinin pozisyon disiplini ve beklerin hızlı geri dönüşleri kritik olacak.
🔹 Galatasaray’ın Planı
Galatasaray’ın Anfield’daki stratejisi ise; daha çok savunma disiplinine ve kontra ataklara dayalı olacaktır. Her ne kadar Juventus eşleşmesinde sütten ağız bir kere yanmışsa da Anfield’da baskıyla başa çıkmak pek de kolay olmayacaktır. Okan hocanın istediği bir oyun akışı izleyebileceğimizi pek düşünmüyorum açıkçası ne yazık ki..
- Blok savunması ve alan daraltma:
Lemina ve Bodur merkezde topu rakipten uzaklaştırıp savunmayı organize edecek. Galatasaray, Liverpool’un yüksek presine karşı alan bırakmamak ve kanat akışlarını kesmek zorunda. Bunu da oynarsa Sane ve Barış yapmalı öncelikle.. - Hızlı geçiş ve bire bir yeteneklerden faydalanma:
Osimhen,Barış ve ilk 11 ya da yedekten oyuna girdiğinde Lang, savunma arkası koşularıyla rakip savunmayı yıpratmayı hedefleyecektir. İlk maçtaki 1–0’lık avantaj, bu hızlı geçişlerin devamını teşvik ediyor. - Duran toplarda tehlike yaratmak:
Uğurcan’ın liderliğinde duran toplarda pozisyon arayacaklar. Bu sezon Galatasaray duran toplardan skor üretebilme kapasitesine sahip ve Liverpool’un korner savunması bu tarz durumlarda test edilecek.
🔹 Maçın ve turun kaderini belirleyecek bölgeler;
- Orta saha mücadelesi:
Torreira ve Mac Allister’in mücadeleleri maçın ritmini belirleyecek. Orta saha üstünlüğü, hücum organizasyonlarının kalitesini doğrudan etkileyecektir. - Kanat eşleşmeleri:
Salah ve Robertson – Sallai ve Jakobs arasındaki birebirler, oyunun yönünü değiştirebilecek kritik anlar yaratacak. Özellikle Liverpool’un yüksek temposu kanat oyuncularının etkinliğiyle doğrudan orantılı. - Savunma arkası koşular:
Osimhen ve Ekitike gibi oyuncuların hızları, bek oyuncularının geri dönüşlerini test edecek. Bu koşulara karşı stoperlerin disiplinli ve koordineli durması şart.
🔹 Kilit Oyuncular
- Liverpool: Mac Allister, Ekitike, Szboszlai
- Galatasaray: Osimhen, Torreira, Barış, Uğurcan
Kilit oyuncuların performansı, top kazanma, geçiş hücumları ve bire bir mücadelelerde maçın kaderini belirleyecek. Liverpool’un hücum organizasyonu Wirtz ve Salah’ın bireysel katkılarına bağımlı iken, Galatasaray’ın kontra planı Osimhen,Barış ve Lang’ın etkinliğine bağlı.
HÜCUM ANALİZİ & DİNAMİKLER
🔺 Liverpool’un Hücum Planı
Liverpool’un bu maçtaki hücum stratejisi, ev sahibi avantajını da kullanarak topu rakip yarı sahada hızla dolaştırmak ve ceza sahası içi üretkenliği artırmak üzerine kurulu olacaktır.
- Salah bu sezon (tüm kupalar dahil) hem gol hem asist olarak takımın en önemli skor üreticilerinden biri konumunda. Özellikle dış saha ortalarından ve penetre paslarından skor yaratabiliyor — bu, Liverpool’un bekleri kanatlara açtığında doğrudan gol fırsatı üretiyor.
- Orta sahada Szoboszlai ve Mac Allister gibi isimlerin ara pasları, Galatasaray savunmasının blok dengesini bozma açısından kilit önem teşkil ediyor üzerine Davinson’un yokluğunda tandemin bozulup Abdülkerim-Singo ikilisine dönülmesi de tadımızı kaçırabilir. Özellikle Szoboszlai’nin UCL’lerde gol ve asist katkısı Liverpool’un tempo üretiminde belirleyici olabilir.
- Liverpool bu maçta topu daha derin bölgelerde tutup set hücumları + kanat oyununu birlikte kullanmayı planlayacaktır.
Ancak şunu da unutmamak gerek: ilk maçta ve grup maçlarında tek bir gol dahi bulamamaları Liverpool’un hücum etkinliğinde hala soru işaretleri yaratıyor. Galatasaray’ın blok savunması kademe ve organizasyon açısından dirençli olduğu için, Liverpool’un yaratacağı pozisyonların kalitesine dikkat etmesi gerekiyor.
🔻 Galatasaray’ın Hücum Planı
Galatasaray’ın hücum planı bu maçta daha çok:
- Hızlı geçişler ve savunma arkası koşular üzerinden olacaktır.
- Osimhen,Barış,Sane,Lang gibi bireysel yetenekten yararlanma
üzerine kurulacaktır.
🔑 Victor Osimhen, Avrupa kupalarında bu sezon etkileyici performansıyla dikkat çekiyor ve Galatasaray formasıyla ciddi skor katkısı sağlıyor — bu da onları Liverpool’un ceza sahasına karşı tehdit yaratabilecek nadir ekiplerden biri yapıyor.
Galatasaray hızlı hücumlarda:
- Topu kazanır kazanmaz rakip savunmanın arkasına koşu yapan Osimhen’i ya da Barış’ı kullanacak.
- Lang,Sane ve Sara gibi isimlerin kanat değiştirerek ve içeri penetre eden hareketleri sayesinde Liverpool savunmasını yıpratmayı hedefleyeceklerdir..
- Duran toplarda gol potansiyellerini artırmak için farklı varyasyonlar kullanacaklardır özel setler de bekliyorum bu maç özelinde Liverpool’dan.. — özellikle set hücumlar sonrası Galatasaray’ın hava toplarında etkili oyuncuları bu alanda avantaj sağlayabilir.
DURAN TOPLAR VE KORNER TEHDİDİ
Duran toplar bu maçta tür açısından hem Liverpool hem de Galatasaray için kritik bir skor fırsatı yaratabilir..
- Liverpool uzun boylu stoperleri ve set organizasyonundaki varyasyonlarıyla özellikle kornerlerde tehlike üretebilebilir.
- Galatasaray ise savunmayı karşı pres esnasında yakalarsanız duran toplardan özellikle Osimhen ve Torreira gibi oyuncularla gol arayışında olacaktır.
Bu noktada ikili mücadele kazanma oranları ve beklerin savunma reaksiyonları maç dengesi için belirleyici olabilir.
Bu karşılaşma sadece taktiksel bir eşleşme değil aynı zamanda psikolojik bir savaş:
📌 Liverpool:
- İlk maçta ve grup maçlarında alınan mağlubiyetler, taraftar baskısıyla birleşince teknik ekip ve oyuncular üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor.
- Premier Lig’de istikrarsız performans Liverpool’un mental dayanıklılığını test ediyor.
- Ancak; Anfield’daki atmosfer, ev sahibi avantajını maksimum seviyeye çıkararak özellikle Liverpool oyuncularının sezon motivasyonunu artırabilir.
📌 Galatasaray:
- İstanbul’daki galibiyet özgüvenlerini yüksek tutuyor ve Avrupa’da 7.kez çeyrek final görme hayalini canlı tutuyor.
Bu iki farklı psikolojik yapı, maç ritmi ve karar anlarındaki soğukkanlılığı doğrudan etkileyebilir. Erken çıkabilecek kırmızı kart ya da penaltı da cabası elbette..
Kilit Faktörler neler derseniz..
⚔️ 1. Orta saha mücadelesi
Liverpool’un yaratıcı orta sahası ile Galatasaray’ın disiplinli merkez savunması arasındaki mücadele maçın temposunu ve kontrolünü belirleyen anahtar olacak.
⚔️ 2. Savunma arkası koşulara cevap
Osimhen’in savunma arkası koşuları ve Liverpool stoperlerinin reaksiyon hızı maçı doğrudan etkileyebilir.
⚔️ 3. Duran toplar
Her iki takım da duran toplarda ciddi tehdit oluşturuyor — bu yüzden organizasyon ve hava toplarında nitelik farkı maç gidişatını değiştirebilir.
⚔️ 4. Hakem kararları
Skor tahmini..
Liverpool’un maçın başında erken bir gol bulması durumunda işler Galatasaray açısından hiç de iyi gitmeyecek gibi görünüyor ancak Galatasaray; özellikle hızlı kontrataklarla mutlaka bir gol bulacaktır diye düşünüyorum.
Galatasaray’ın gol bulsa da oyunu dengelemekte zorlanacağını düşünüyorum..
Beklentim 3-1 ya da 4-1 Liverpool galibiyeti yönünde..
Türkiye-İspanya

Dünya Kupası Elemeleri E Grubu’nda grubun bizim açımızdan kader maçı diyebiliriz bu maça, zira puan alamazsak doğrudan gitme şansımız kalmayacak.
2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri, Kuzey Amerika’da düzenlenecek turnuvaya katılacak takımları belirleyecek ve gruptaki mücadeleyi şekillendirecek. UEFA’nın 12 gruptan oluşan eleme sisteminde, her grup birincisi finallere doğrudan katılacak, ikinci sıradaki takımlar ve en iyi üçüncüler play-off oynayacak. Bu bağlamda, E Grubu’nda yer alan Türkiye ve İspanya karşılaşması, liderlik mücadelesini belirleyecek kritik bir maç olacak.
Millilerimizin durumu;
A Milli Futbol Takımı, genç ve dinamik kadro yapısıyla rakiplerini zorlayacak bir performans gösterecek. Vincenzo Montella yönetiminde, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün gibi oyuncular, hücum hattında etkin rol oynayacak. Türkiye, 2024 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselmiş ve moral kazanmış olacak. Gürcistan’ı 3-2 mağlup eden Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak İspanya karşısında galip gelecek bir strateji izleyecek.
İspanya’nın mevcut form grafiği;
İspanya, 2024 Avrupa Şampiyonası’nı kazanmış ve son 21 maçında yenilgi almamış durumda. Luis de la Fuente yönetimindeki takım; Lamine Yamal,Dani Olmo,Williams kardeşler ve Mikel Oyarzabal gibi genç oyuncularla hücum hattını şekillendiriyor. Bulgaristan karşısında 3-0 galip gelerek gruptaki iddialarını net bir biçimde gösterdiler. Türkiye deplasmanında da galibiyet hedefleyecek ve liderlik için sahada etkili bir performans sergileyecektir.
Maçın Stratejik Önemi

Bu karşılaşma, gruptaki sıralama açısından belirleyici olacak ve her iki takımın turnuva hedeflerini şekillendirecek. Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak güçlü rakibini mağlup ederek moral kazanmak istiyor. İspanya ise deplasmanda galip gelerek liderlik iddiasını nihayete erdirmek isteyecekti.r
A Milli Futbol Takımımız, son dönemdeki maçlarında istikrarlı bir performans sergileyerek dikkatleri üzerine çekti. Özellikle 2024 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselerek büyük bir başarıya imza atacak. Bu başarı, takımın özgüvenini artırdı ve Dünya Kupası elemelerinde de etkili bir performans sergilemelerini sağlıyor.
2025 yılı itibarıyla, Türkiye’nin son 10 maçlık performansı incelendiğinde, 6 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet almışız. Bu istikrarlı performans, takımın gruptaki iddiasını hayli artırdı. İspanya ile oynayacağımız ilk maçın içeride olması üstelik moral de yerindeyken takım açısından son derece büyük fırsat niteliğinde..
Son maçlarda, özellikle hücum hattında Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu, Kenan Yıldız ve Yunus Akgün gibi genç oyuncuların etkili performansları dikkat çekiyor. Her ne kadar içimizdeki İrlandalılar bu oyuncuların arasını iç trasnfer meselelerinden hareketle bozmaya çalışsa da Gürcistan deplasmanında neyin ne olduğunu hepimize gösterdi bu pırıl pırıl gençler..
Defans hattında ise Merih Demiral ve Aldülkerim’in son maçlardaki uyumu, takımın savunma güvenliğini sağladı. Kaleci Uğurcan Çakır’ın son maçta hatalı çıkış ve hamleleri olsa da kalede güven veriyor kaldı ki Mert ve Berke gibi de yetenekler yedekte..
Teknik direktör Vincenzo Montella’nın liderliğinde, takımın oyun anlayışı başından bu yana eleştirilere maruz kalsa da skor futbolda çok daha önem teşkil ettiğinden dinamik ve değişken kanat ağırlıklı oyun yapısı şimdilik bizi başarıya götürdü diyebiliriz.
İspanya’nın Son Durumu ve Performansı

İspanya, son dönemdeki maçlarında gösterdiği üstün performansla dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle 2024 Avrupa Şampiyonası’nda kazandıkları şampiyonluk, takımın moral ve motivasyonunu artırdı.
2025 yılı itibarıyla, İspanya’nın son 10 maçlık performansı incelendiğinde, 8 galibiyet ve 2 beraberlik ile 26 puan topladılar. Bu etkileyici performans, takımın gruptaki liderlik iddiasını güçlendirdi ve Türkiye karşısında da galibiyet hedefleyecekler.
Son maçlarda, Mikel Oyarzabal’ın hücum hattındaki etkili performansı dikkat çekiyor. Oyarzabal, son 6 maçında 5 gol atarak takımın en formda oyuncusu olarak Konya’ya geldi. Lamine Yamal ise genç yaşına rağmen gösterdiği performansla büyük takdir topluyor tavanı neresi belli değil. Yamal, son maçta yaptığı asistle takımının galibiyetine katkı sağladı.
Orta sahada ise Martin Zubimendi ve Olmo’nun oyun kurma becerisi ve topa hakimiyeti, takımın oyun temposunu belirleyor. Defans hattında ise Aymeric Laporte ve Pau Torres’in uyumu, savunma güvenliğini sağlamış gözüküyor. Yine Rodri ve Dani’nin dönüşü de bizim açımızdan tabiki eksiye yazıyor..
Teknik direktör Luis de la Fuente’nin liderliğinde, İspanya’nın oyun anlayışı daha ofansif ve baskılı olacak.
2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda, Türkiye ve İspanya’nın performansları gruptaki liderlik mücadelesini belirleyecek.
Bu karşılaşma, sadece gruptaki sıralama açısından değil, aynı zamanda her iki takımın da turnuva hedefleri açısından belirleyici olacak. Türkiye’nin ev sahibi avantajını kullanarak güçlü rakibini mağlup etmesi, moral ve motivasyon açısından büyük bir kazanç sağlayacak. Öte yandan, İspanya’nın deplasmanda galip gelmesi, gruptaki liderlik iddiasını sürdürmesi açısından kritik olacak.
Rakibi incelediğimizde;
Kaleci: Unai Simón
Unai Simón, kalede güven veriyor ve son dönemdeki formuyla takım savunmasını güçlendiriyor. Rakibin şutlarına hızlı tepki verecek ve kritik kurtarışlarla maçın kaderini etkileyecek nitelikte. Set oyunlarında sakinliğini koruyacak ve savunma hattının güvenini sağlayor.
Defans Hattı
- Pedro Porro: Sağ bekte hızlı geri dönüşlerle rakip kanat oyuncularını durduracak ve hücuma destek verecek.
- Robin Le Normand: Stoperde sakin ve güvenilir oyun sergileyerek, hava toplarında avantaj sağlayacak. Rakip forvetlerin hareketlerini öngörecek ve kritik müdahaleler yapacaktır.
- Dean Huijsen: Genç ve dinamik bir stoper olarak, savunma hattını organize edecek ve kontra atakları önleyecektir.
- Marc Cucurella: Sol bekte hem savunmada hem de hücumda etkili olacak. Kanat çıkışlarıyla takımın atak varyasyonlarını artıracaktır. Cucurella ve Porro’yu zorlamamız galibiyet için şart.
Orta Saha
- Mikel Merino: Orta sahada oyun kurucu olarak görev yapacak ve pas trafiğini kontrol edecek. Topa hakimiyet sağlayarak takımın temposunu belirleyecek.
- Martin Zubimendi: Defansif orta saha görevini üstlenerek, rakip atakları kesecek ve topu ileriye taşıyacak.
- Pedri: Kreatif oyunuyla rakip savunmayı dağıtacak ve kilit paslarla gol fırsatları yaratacak.
- Oynarsa Rodri çok kritik bir oyuncu M.City günlerini hatırlayalım olmadığında City’nin ne denli savunma dengesinin bozulduğunu defalarca gördük. Belki bu kabuk değişiminin başlamasının bile yegane sebebi Rodri’nin sakatlığı ve sonrasındaki süreç oldu City için. O denli önemli futbolcu..
Hücum hattı;
- Mikel Oyarzabal: Sağ kanatta hızlı driplinglerle savunmayı zorlayacak ve gol pozisyonlarına girecek. Kritik şutlarla takımın skor üretmesini sağlayacak.
- Lamine Yamal: Sol kanatta genç yeteneğiyle etkili olacak. Top taşıma becerisiyle hücumu yönlendirecek ve asist katkısı verecek.
- Nico Williams: Forvet hattında baskı kurarak rakip savunmayı hataya zorlayacak. Hızlı kontrataklarda takımın gol yollarını açacak. Olmo’ya da ayrı parantez açmak lazım çok efektif ve kreatif pasları olan İspanya milli takımında en beğendiğim futbolcu..
Takımın Oyun Anlayışı

İspanya, topa sahip olma ve pas trafiğini kontrol etme stratejisiyle oyunu yönlendirecek. Baskılı ve hızlı paslarla rakibin dengesini bozacak. Savunmada disiplinli olacak ve rakibin hızlı hücumlarını keserek topa sahip olma oranını artıracak.
Türkiye, son maçlarda daha ofansif ve hızlı bir oyun sergileyecek. Rakip savunmayı yan paslarla açacak ve kanat oyuncularını etkin kullanacak. Orta sahada Hakan Çalhanoğlu ve İsmail Yüksek, top kazanma ve oyun kurma görevini üstlenecek, hücum aksiyonlarını başlatacak.
İspanya ise topa sahip olma ve pas trafiğini kontrol etme stratejisini uygulayacak. Pedri ve Merino, oyunu yönlendirecek ve rakip savunmayı pas trafiğiyle zorlayacak. Rakip ataklarını önceden okuyacak ve baskılı oyunla Türkiye’nin alanını daraltacak.
Gelelim neler yapmamız gerektiğine;
Türkiye, Merih Demiral ve Abdülkerim önderliğinde savunmayı sağlam tutmaya çalışmalı. Hava toplarında avantaj sağlayacak ve kontra ataklara dikkat etmeli. Ferdi veya Eren , kanat defans görevini etkin yerine getirip hızlı hücumlara destek vermeli.
İspanya, Robin Le Normand ve Dean Huijsen ile savunmayı organize edecek. Marc Cucurella ve Pedro Porro, kanat çıkışlarıyla hem savunmayı hem hücumu destekleyecek. Rakibin hızlı hücumlarını kesmek için disiplinli bir savunma sergileyecek.
Orta sahalar..
Türkiye’nin orta sahası, topa sahip olma ve hızlı geçişlerle rakibe baskı kuracak. Hakan Çalhanoğlu’nun uzun pasları, Arda Güler’in driplingleriyle birleşerek gol fırsatları yaratacak.
İspanya, Merino ve Zubimendi’nin oyun kurma becerisiyle oyun temposunu kontrol edecek. Pedri’nin kreatif pasları, kanat oyuncularına pozisyon sağlayacak ve Türkiye’nin defansını dağıtacak.
Hücum hatları;
Türkiye, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün ile hızlı kanat oyunları geliştirecek. Rakip savunmanın dengesini bozacak ve ani toplarla gol arayacak.
İspanya ise Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal önderliğinde hücum hattını etkin kullanacak. Hızlı driplinglerle savunmayı zorlayacak ve kanat çıkışlarıyla pozisyon üretecektir.
Kilit Mücadele Alanları
- Orta saha savaşı, maçın kaderini belirleyecek ve top kontrolü kimde olursa oyunun ritmini o belirleyecek.
- Türkiye’nin hızlı kanat oyunları, İspanya’nın baskılı defansını aşacak ve gol fırsatları yaratacak.
- İspanya’nın pas trafiği ve oyun kurma becerisi, Türkiye’nin savunmasını zorlayacak ve hatasız oynamayı gerektirecek.
Son 6 maçında 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak istikrarlı bir performans sergiledik. Hücum hattında Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’nun etkili oyunları, takımın skor üretmesini sağlayacak. Orta sahada Hakan Çalhanoğlu’nun organizasyon becerisi, topa hakimiyet ve hızlı geçişlerde kritik rol oynayacak.
İspanya, son 6 maçında 5 galibiyet ve 1 beraberlik ile istikrarlı bir form gösterdi. Pedri ve Merino, orta sahada oyunun temposunu belirleyecek ve topa sahip olma avantajını koruyacak. Hücum hattında Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal, kanatları etkin kullanarak pozisyon üretecek ve gol arayacak.
Türkiye’nin Son Maç Analizleri

- Gürcistan karşısında 3-2 galip gelerek hücum etkinliğini gösterdik.
- Hücumda hızlı kanat oyunları ile rakip savunmayı zorladık.
- Orta sahada topa hakimiyet sağlayarak kontra atakları başlattık.
- Defansta disiplinli ve organize oynayarak hataları minimize etmeye çalıştık çoğu zaman başarılı da olduk.
İspanya’nın Son Maç Analizleri

- Bulgaristan karşısında 3-0 galip gelerek üstün form gösterdiler.
- Pas trafiği ve oyun kurma becerisiyle top kontrolünü sağladılar.
- Kanat oyuncuları ile hızlı ve etkili hücumlar geliştirdiler.
- Savunmada disiplinli kalarak rakibin gol fırsatlarını minimize ettiler.
Türkiye, dengeli ve süratli kontra çıkışlarıyla gol arayacak ve rakibin baskılı oyununa karşı kontra ataklarla cevap verecek. İspanya ise topa sahip olma avantajını kullanacak ve oyunu kontrol ederek Türkiye’nin alanını daraltacaktır. Bu mücadele, iki takımın form durumunun doğrudan maç sonucunu belirleyecek.
Kilit Oyuncular’a bakalım birlikte;
- Arda Güler: Maçın temposunu belirleyecek ve hızlı driplingleriyle rakip savunmayı zorlayacaktır. Kilit paslarla gol fırsatları yaratacak.
- Kerem Aktürkoğlu: Kanatlarda etkili olacak ve ani kontra ataklarla rakip savunmanın dengesini bozacak. Kritik şutlarla skoru değiştirecek.
- Hakan Çalhanoğlu: Orta sahada oyunu organize edecek ve set oyunlarında pas trafiğini yönlendirecek. Uzaktan şutlarla gol tehditi oluşturacak.
- Merih Demiral: Savunmada fiziksel üstünlüğüyle kritik müdahaleler yapmalı ve hava toplarında avantaj sağlamalı.
İspanya’nın Kilit Oyuncuları
- Mikel Oyarzabal: Sağ kanatta hızlı driplinglerle savunmayı dağıtacak ve gol pozisyonlarına girecek. Kilit şutlarla takımın skor üretmesini sağlayacak.
- Lamine Yamal: Sol kanatta genç yeteneğiyle etkili olacak ve hücumu yönlendirecek. Kilit asistlerle gol fırsatları yaratacak.
- Pedri: Orta sahada yaratıcı paslarıyla oyunun ritmini belirleyecek. Türkiye’nin savunma dengesini bozacak ve kritik pozisyonlar oluşturacak.
- Unai Simón: Kalede kritik kurtarışlar yapacak ve takımın moralini yüksek tutacak.
Maçın Belirleyici alanları neler olacak ?
- Orta saha mücadelesi, oyunun temposunu ve topa sahip olma oranını belirleyecek. Kim daha baskılı oynarsa, oyunun kontrolünü ele geçirecek.
- Kanat oyunları, Türkiye’nin hızlı hücumlarını ve İspanya’nın pas trafiğini karşılaştıracak. Kilit kanat oyuncuları, gol fırsatlarını yaratacak.
- Defansif disiplin, her iki takımın gol yememesi ve kontra ataklara karşı önlem almasını sağlayacak.
- Set ve duran toplar, maçın kritik anlarını belirleyecek ve skoru etkileyebilecek.
Sonuçta etkili olacak başka faktörler neler ?
- Türkiye’nin hızlı ve ofansif oyun stratejisi, rakibin savunmasını açacak.
- İspanya’nın pas trafiği ve topa hakimiyet becerisi, oyunun kontrolünü ele geçirecek.
- Kilit oyuncuların bireysel performansları, maçın kaderini belirleyecek ve kritik anlarda skoru değiştirecek.
Türkiye’nin galibiyet senaryosu nasıl olur ?
Türkiye, hızlı kanat oyunlarını ve kontra atakları kullanarak rakibi baskı altına alacak. Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’nun etkili driplingleri, savunmanın dengesini bozacak. Hakan Çalhanoğlu’nun pas organizasyonu, gol fırsatlarını çoğaltacak. Defans hattı, Merih Demiral ve Abdülkerim önderliğinde hatasız oynayacak. Bu senaryoda Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak galip gelecek ve moral kazanacak.
İspanya’nın galibiyet senaryosu
İspanya, topa sahip olma ve pas trafiğini kontrol etme stratejisini uygulayacak. Pedri ve Merino, oyunu yönlendirecek ve kanat oyuncularına pozisyon sağlayacak. Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal, hızlı driplinglerle savunmayı dağıtacak. Defans hattı, Robin Le Normand ve Dean Huijsen önderliğinde rakibin ataklarını kesecek. Bu senaryoda İspanya, deplasmanda galip gelecek ve liderliğini perçinleyerek Dünya Kupası’na doğrudan gitmeyi neredeyse garantileyecek.
Beraberlik Senaryosu
Maç dengeli bir şekilde ilerlerse, orta saha mücadelesi belirleyici olacak. Türkiye’nin kontra atakları ile İspanya’nın pas trafiği birbirini dengeleyecek. Kilit oyuncuların performansı, set oyunlarındaki başarı ve savunmadaki disiplin, beraberliği mümkün kılacak. Bu senaryoda 1-1 veya 2-2 gibi skorlar olası olacak ve her iki takım da gruptaki puan kaybını minimuma indirecek. Yine bek savunması etkili olacak ki İspanya’yı zorlayabilelim, hücuma çıkarken daha tmkinli gelebilsinler.
- Orta saha kontrolü, oyunun ritmini belirleyecek.
- Kanat etkinliği, gol fırsatlarını artıracak ve skor avantajı sağlayacak.
- Defansif disiplin, kontra ataklara karşı savunmayı güçlendirecek.
- Kilit oyuncuların bireysel performansı, kritik anlarda skoru değiştirecek.
Türkiye, hızlı ve ofansif oyunla rakibe üstünlük kuracak. İspanya ise topa hakimiyet ve pas trafiğiyle oyunu kontrol edecek. Maçın sonucunu, kilit oyuncuların performansı ve orta saha savaşı belirleyecek. Bu nedenle, hem Türkiye hem İspanya için maç kritik bir sınav olacak.
Türkiye’nin İstatistiksel Beklentileri
- Topa sahip olma oranı %45-50 civarında olacak ve Türkiye, topu hızlı geçirerek kontra atak fırsatları yaratacak.
- Pas isabeti %75-80 civarında olacak ve orta saha oyuncuları, Hakan Çalhanoğlu ve Arda Güler önderliğinde set oyunlarını yönlendirecek.
- Şut sayısı 7-10 bandında olacaktır ve Kerem Aktürkoğlu ile Arda Güler’in etkili şutları gol fırsatlarını artıracak.
- Korner ve duran top kullanımı, takımın gol yollarında ekstra seçenek yaratacak ve hava toplarında Merih Demiral avantaj sağlayacak.
- Defansif istatistikler, top kazanma ve kritik müdahalelerde yüksek olacak ve Çağlar Söyüncü ile Merih Demiral savunmayı organize edecek.
İspanya’nın İstatistiksel Beklentileri
- Topa sahip olma oranı %55-60 gibi olacaktır ve İspanya, oyunu pas trafiğiyle yönlendirecek.
- Pas isabeti %85-88 bandında olacak ve Pedri ile Merino, topa hakimiyet sağlayarak takımın tempo kontrolünü ele alacaktır.
- Şut sayısı 10-15 civarında olacak ve Olmo ile Lamine Yamal gol fırsatlarını çoğaltacaktır.
- Korner ve duran top kullanımı, set oyunlarıyla gol fırsatları yaratacak.
- Defansif istatistikler, rakip atakları kesmede yüksek olacak ve Robin Le Normand ile Dean Huijsen kritik müdahaleler yapacak.
Yine;
- Arda Güler, dripling ve kilit paslarla takımın hücum gücünü artıracaktır.
- Kerem Aktürkoğlu, kanatlardan yaptığı hücumlarla gol fırsatları yaratacaktır.
- Hakan Çalhanoğlu, set oyunlarında kritik paslar dağıtarak hücum organizasyonunu yönlendirmeye çalışacaktır.
- Mikel Oyarzabal, savunma arkasına sarkarak gol pozisyonları yaratacak.
- Pedri, orta sahada oyunun ritmini belirleyecek ve yaratıcı paslarla takımın skor üretmesini sağlayacak.
Oyun dinamikleri neyi gösterir;
- Türkiye, hızlı hücum ve kontra ataklarla İspanya’nın pas trafiğini bozacak.
- İspanya, topa hakimiyet ve pas organizasyonu ile oyunun kontrolünü ele alacak.
- Orta saha savaşı, maçın kaderini belirleyecek ve kilit oyuncuların performansı sonucu doğrudan etkileyecek.
- Savunma ve hücum uyumu, maçın kritik anlarında skoru belirleyecek.
Ezcümle;
Türkiye ve İspanya arasındaki bu karşılaşma, hem grup liderliği hem de turnuva motivasyonu açısından kritik olacak. Türkiye, hızlı kanat oyunları ve kontra ataklarla rakibe baskı kuracak. Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’nun bireysel yetenekleri, gol fırsatlarını artıracak. Orta sahada Hakan Çalhanoğlu ve İsmail Yüksek, oyunu yönlendirecek ve savunmadan hücuma geçişleri hızlandıracak.
İspanya, topa hakimiyet ve pas trafiği ile oyunun kontrolünü ele alacak. Pedri ve Merino’nun oyun kurma becerisi, takımın tempo kontrolünü sağlayacak. Hücum hattında Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal, kanat çıkışlarıyla gol fırsatları yaratacak. Defans hattı disiplinli kalarak Türkiye’nin hızlı ataklarını engelleyecek.
- Orta saha mücadelesi, oyunun ritmini ve topa sahip olma oranını belirleyecek.
- Kanat etkinliği, gol fırsatlarını artıracak ve skoru doğrudan etkileyecek.
- Defansif disiplin, kontra ataklara karşı güven sağlayacak.
- Kilit oyuncuların performansı, maçın kaderini belirleyecek ve kritik anlarda skoru değiştirecek.
Bu karşılaşma, her iki takım için de kritik bir sınav olacak. Türkiye’nin hızlı ve ofansif oyun stratejisi, İspanya’nın topa hakimiyet ve pas organizasyonu ile karşı karşıya gelecek. Maçın sonucunu, kilit oyuncuların bireysel performansı, orta saha mücadelesi ve defansif disiplin belirleyecek. Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak galibiyet elde etmeye çalışacak, İspanya ise deplasmanda liderlik iddiasını sürdürmeye odaklanacak.
Başarılar Milli Takım !
Samsunspor-Panathinaikos

O gün geldi çattı. Atatürklü arma yeniden Avrupa’da demek istiyoruz ama işimiz hiç de kolay değil. Sezon bitiminden beri Avrupa’daki rakibin analizini yapmayı çok bekledim Samsunspor için. Yunanistan takımı Panathinaikos geldi.
Samsunspor bu maçta geçen yıl bilhassa iç sahada oynadığı kendi oyun sistemine devam etmeli. Tam da kendisinin isteyeceği tempoda bir rakip iç sahada.
Tabii ki ligimizdeki bu tarzdaki takımlar kadar düşük kalitede değil daha az hata yapıyorlar ama yine de Samsunspor faydalanabilir. 2-1 lik ilk maçta Pana savunmasının epey iyi olduğunu gördük attığımız golde de zaten ön direk koşusunda duran topta etkili olabildik.
Panathinaikos takımı oyun kurulumunda pas hatasına çok müsait. Özellikle oyun yönü değiştirirken kısa düşen ve isabetsiz pasları görebiliyoruz. Bu noktada Samsunspor futbolcuları daha uyanık ve konsantre olmalılar. Ön alan baskısı konusunda da Samsunspor kontrollü şekilde baskı yaparsa rakip savunmacıları panikletebilirler.
Yine de kontrollü ama ön alan baskısı yüksek şekilde dengeli davranılmalı. Bir başka zaafiyetleri de top uzaklaştırma konusu. Pana oyuncuları topu merkeze uzaklaştırmaya çalışıyor ve düşen topları genelde rakibe bırakıyorlar bu anlarda derine tek paslar ile Samsunspor hücum oyuncuları ceza sahasına girebilir.

Samsunspor’un bu maçta seri pas oyununu becerebilmesi önemli. Top çevşrirken ve hücum ederken paslaşmalar yavaş kalırsa, tempo düşüklüğünde pozisyon yaratmak Pana’ya karşı neredeyse imkansız. Kontrol pas ve tek pas şeklindeki hücum yönünü anlık değiştiren oyun kurulumu Samsunspor ‘un pozisyon bulmasını kolaylaştıracaktır.
2’ye ler ve 3’er 1 ler bulacağımız inancındayım genel kanının aksine turun Samsunspor’a yakın olduğunu düşünüyorum. Shakhtar rövanşında oynadıkları oyun tur için hiç yeterli değilken imdatlarına hakem ve Shakhtar’ın tecrübesiz oyundan atılan oyuncusu yetişti aslında. Ön alanda hiç kreatif olamadılar gerek Shakhtar turunda her iki maçta gerekse evlerindeki turun ilk maçında..

Panathinaikos hücumlarında en dikkat çekici nokta kenar ortaları. Özellikle sağ kanat. Kenar pozisyon oyuncularının son derece etkili ortaları var. Öncelikle Samsunspor bek oyuncularının rakiplerini döndürmeden baskı uygulaması ve rakibe yakın durmaları gerekiyor. Aksi takdirde çok isabetli ve tehlikeli ortalar ceza sahası içerisinde stoperleri ve kaleci Okan’ı zorlayacaktır. Bir parantez buradan Okan’a açmak gerekiyor bu takımın avrupada var olma sebeplerinden biri de çok net Okan. Elbette kalecilerin de hatalı gol yeme lüksleri var ve Okan da ilk maçta bu krediyi yedi. Rövanşta çok daha dikkatli ve garantili oynayacaktır. Maçın adamı olmasını bekliyorum.

Yine benzer bir önlem de ceza sahası çevresinde alınmalı. Ortalardan sonra seken toplara hızlı hamle gelmezse rakip tekte şut deniyor. Bu konuda da seri hamle yapmak lazım.
Samsunspor daha çok merkezi ve iç koridoru kullanarak pozisyon yaratmalı. Rakip çizgiye paralel dış koridor ve kanatlarda sayıca üstün ve etkili olduğu için merkezde zaafiyet gösteriyorlar. Merkezden dikine oyunu tempolu şekilde başarabilirsek rakibi bunaltırız ancak; kanatlarda top çevresinde uygun pozisyon almazsak da etkili ortaları ve pozisyonları rakibe veririz. Her iki takım da bu dengeyi ve saha paylaşımını iyi yapmaya çalışacaktır. Bunu en iyi yapan takım skoru ele geçirir.
Samsunspor, ilk maçı Yunanistan’da 2-1 kaybettikten sonra, gruplara kalabilmek için Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda Panathinaikos’u ağırlıyor. İlk maçta bulduğu gol, rövanş için umut verse de, turu geçebilmek için en az 2 farklı galibiyet gerekiyor. Bu tablo, maçın başından sonuna kadar Samsunspor’un agresif ve cesur bir oyun oynamasını zorunlu kılıyor.
Yunanistan’daki maçta Samsunspor, özellikle ikinci yarıda oyun disiplinini kaybederek rakibin hızlı kontrataklarına açık verdi. Topa sahip olma oranı %48 civarındaydı, pas isabet oranı ise %77 idi. Carlo Holse ve Musaba’nın sakatlıkları nedeniyle sahada olmamaları, orta saha ve kanatlarda yeterli dinamizmi sağlayamadı. Panathinaikos ise ; savunma disiplininden ödün vermeyerek, özellikle Erik Palmer-Brown ve Kiriakopoulos’un önderliğinde Samsunspor’un net pozisyon üretmesini engelledi.
Samsunspor’un rövanşta uygulaması gereken temel strateji, erken golle rakibi baskı altına almak. Ev sahibi avantajı ve taraftar desteği, psikolojik olarak takıma büyük katkı sağlayacak. Orta sahada Holse ve Musaba’nın dönüşü, takımın hem hızlı top dolaşımı hem de kanatlardan da ekstra etkili hücum üretmesi açısından kritik.
Panathinaikos, deplasmanda avantajlı bir skorla sahaya çıkıyor. Savunmada disiplinli kalıp hızlı kontrataklarla Samsunspor’un açığını kollayacaklar. Özellikle savunmada bekler arkasına atılacak toplara karşı dikkatli olunması gerekiyor.
Samsunspor ‘ da 4 ana parçanın işlemini tam ve eksiksiz görmesi gerekiyor tur için;

Holse, Musaba, Marius ve Okan..
- Panathinaikos‘da ise; Erik Palmer-Brown, Kiriakopoulos ve Alexandropoulos kritik isimler olacak..

Sonuç beklentim;
Samsunspor’un gruplara kalması için 2 farklı galibiyet alması gerekiyor, bu da hücum hattının yüksek performans göstermesini zorunlu kılıyor. Maçın başlama düdüğüyle birlikte atak pres ve kanatlardan hızlı hücumlar, Samsunspor’un şansını artıracak en önemli faktör. Panathinaikos’un ise savunmada sağlam durması ve kontra fırsatları değerlendirmesi turu belirleyecek.
Rövanş, Samsunspor için tarihi bir fırsat. Taraftar desteği, takımın eksiklerinin dönmesi ve agresif oyun planı birleştiğinde sürpriz bir sonuç ihtimali her zaman var ancak; Panathinaikos’un disiplinli savunma anlayışı ve deneyimi, maçın kritik dakikalarında belirleyici olacak. Ben penaltılara dahi gidebilecek denklikte ve sertlikte bir maç bekliyorum. Normal sürede gruplara kalan bir takım olacağını düşünmüyorum.
Temsilcimize yürekten başarılar..
Universitatea Craiova-Başakşehir

Başakşehir, Konferans Ligi gruplarına kalabilmek için Romanya temsilcisi Universitatea Craiova ile rövanş maçına çıkıyor. İstanbul’daki ilk maçta sahadan 2-1 mağlup ayrıldık ve bu skor, rövanş için işi son derece zorlaştırıyor. Üstelik maç Romanya’da oynanacak; saha ve skor avantajı tamamen rakibin elinde. Taraftar desteği de yok, yani psikolojik olarak da dezavantajlıyız.
Çağdaş hocanın oyun anlayışı avrupa maçları özelinde; topa sahip olmayı ve dikine, tempolu oyunu istiyor. Viking turunda bu anlayış başarıyla uygulandı özellikle; Deniz ile Selke’nin etkinliği turu geçmemizde belirleyici oldu ancak; Craiova karşısında aynı başarıyı tekrar etmek hayli zor görünüyor. Rakip, savunma organizasyonunda ve alan kapamada disiplinli; pas hataları sınırlı ve ön alan baskısına karşı hazırlıklı ve muhtemeldir sürekli de oyunun durması adına hayli ağır bir tempoyla oynayacaklardır..Sık sık duran bir maç izleyeceğiz.

İlk maçta da gördük; Craiova pas trafiğini kontrollü kullanıyor, hızlı kontrataklarla tehlike yaratabiliyor. Başakşehir’in hücum hattı en azından şimdilik belki de uyum sorunu sebebiyle fazla yaratıcı değil, topa sahip olsak da pozisyon üretmekte zorlanabiliyor. Merkezden dikine hızlı paslarla pozisyon yaratma planı, rakibin bloklarına takılabilir. Deniz ve Selke’nin çabaları sınırlı kalabilir, özellikle savunma arkasına uzun toplar atılması gereken alanlarda etkili olamayabiliriz.
Savunmada da dikkatli olmak lazım ama nereye kadar; Craiova kanatlardan gelen ortalar ve hızlı kontrataklarla gol bulmaya çalışacak ve bulacaklardır da.
Savunmadaki bireysel hatalar rövanşta daha da maliyetli olabilir.
Genel tabloya bakıldığında Başakşehir’in gruplara kalma şansı hayli düşük.
İlk maçta meydana gelen dezavantajlı skor, saha avantajının rakipte olması ve takımın sınırlı yaratıcılığı birleşince; sıkıcı ve tempolu olmayan bir maç izlememiz muhtemel. Craiova kontrollü ve risk almadan sonuca gitmeyi tercih edecek.
Craiova’da dikkat edilmesi gereken isimler; stoper lideri Alexandru ve kanat organizatörleri Popescu ile Mitrea.

Başakşehir’de umut bağlanabilecek oyuncular ise; Shomorudov ve Selke. Ancak onları da rakibin baskısı altında etkili görmek zor.

Sonuç olarak; Başakşehir’in gruplara kalma ihtimali düşük ve rövanş muhtemelen dengeli , sıkıcı bir mücadele olacak. Taktiksel ve bireysel hatalardan kaynaklanabilecek küçük fırsatlar dışında, normal sürede skoru lehe değiştirmek oldukça zor görünüyor.
Temsilcimize başarılar..
Şampiyonlar Ligi Play-Off Rövanş Maçı: Benfica-Fenerbahçe..
Avrupa kupalarında deplasman maçları her zaman zordur; ama Benfica’nın evi Estádio da Luz’un atmosferi ve muhteşem taraftar baskısı düşünüldüğünde, Fenerbahçe’nin önünde durması gereken psikolojik engel adeta dağ gibi. İlk maçta ortaya çıkan tıpkı ligde oynanan Göztepe maçındaki gibi tatsız skor, turu yüzde 60-70 oranında Benfica’ya bırakmış gibi görünüyor.

Ümitvar olmak açıkçası çok güç; zira Mourinho bir türlü beklenen oyunu sahaya yansıtabilmiş değil. Açıkçası eldeki kadro da mühendislik anlamında pek de iç açıcı değil en azından şimdilik..Bir de üzerine yılan hikayesine dönen Kerem transferi süreci eklenince..

Fenerbahçe’nin orta sahadaki performansı, son dönemde ciddi soru işaretleri doğurdu. İzmir’de Göztepe karşısında ve Kadıköy’de oynanan turun ilk maçında; Fred, Amrabat ve Szymanski üçlüsü neredeyse hiç etkin olamadı işin ilginci olmaları da mümkün değildi zaten neden böyle bir tercih yaptı Mourinho sorgulamak düşmez ama; savunma yönü çok daha ağır basan üç oyuncu üstelik 3 orta saha oyuncusuyla oynuyorken neredeyse paralel şekilde yan yana oynadığında bu sonuç kaçınılmaz..; top kayıpları, pas trafiği yavaşlığı ve oyunu bir türlü üçüncü bölge dediğimiz rakip yarı alana etkili biçimde taşıyamama, takımın hücum ritmini ciddi şekilde sekteye uğrattı.

Bu sorunu aşmanın anahtarı, Portekiz’de de tıpkı ilk maçın son bölümünde bölüm bölüm görüldüğü üzere; Talisca olacaktır. O’nun saha görüşü, pasları, olur olmaz yerlerden şut tehdidi,yay çevresinde temas halinde aldığı fauller ve oyunu enine,dikine diyagonal paslarla yönlendirme kabiliyeti Fenerbahçe’nin orta sahadaki etkisizliğini dengeleyebilir ancak; burada en kritik nokta, savunma dengesini kaybetmeden hücumu organize etmek; aksi takdirde Benfica’nın hızlı hücumları tehlike yaratacaktır.
İlk maçta kırmızı kart gören Florentino Luis Benfica’nın orta sahasının dinamolarından onun yokluğunda açıkçası ufak bir sistemsel değişiklik de bekliyorum Benfica’dan.

İlk maçta kırılgan olmamak adına daha kompakt savunma ve hücum yaptılar. Aursnes ve Pavlidis’i neredeyse hiç etkin göremedik bu yüzden. Rövanşta özellikle bek bindirmelerini yaparken çok dikkatli olmamız lazım ters kademelerde bekleyerek; Schelderup ve Aursnes’e özellikle dikkat diyorum bu maçta..Pavlidis’i bu ikilinin kanat akınlarında besleyeceklerdir; gerek sıfıra inerek gerekse İrfan ve stoper tandeminin arasına geniş açılı ani sert yerden ortalarla..
Fenerbahçe’de sezona harika bir giriş yapan kanat bekleri; Brown ve Semedo’nun performansı, bu deplasmanda da büyük önem taşıyor ancak; bu zorlu sahada kazanılacak ender duran toplar, turu çevirmek için belki de en kritik silah olacak. Skriniar ve Talisca’nın, hem savunma hem hücum organizasyonlarında bu toplarda etkili olmaları gerekiyor ki. Bu noktada, Fenerbahçe’nin hücum çeşitliliğinden çok büyük beklentiye girmemek gerekiyor; Benfica deplasmanında ambiyans ve baskı, oyunun ritmini çok kolay bozabiliyor.

Yan toplarda dikkat edilmesi gereken isim ise İrfan Can. Kritik deplasmanlarda İrfan’ın garip hatalardan goller yediğini hatırlıyorum timing hatalarıyla bu maçta özellikle hava toplarında ve pasla çıkarken pres altında çok dikkatli olması şart, yağ gibi akarlar kaleye mazallah.
Özetle; Fenerbahçe’nin bu maçtaki şansı, Talisca’nın oyun kurucu rolünü sahada ne kadar verimli kullanacağı, ender ortaya çıkacak tek toplarla savunma arkasında buluşan John Duran’ın bu pozisyon veya pozisyonları etkili kullanıp/kullanamayacağı, Brown ve Semedo’nun kanatlarda üstlendiği görevleri eksiksiz yerine getirip getiremeyeceği ve hücum aksiyonu sırasında kazanılan duran toplarda En Nesyri-Skriniar ile Talisca’nın etkinliğine bağlı olacak.

Luz’da iş gerçekten çok zor..
Başarılar dileyerek son olarak ; Schelderup ve Aursnes’e dikkat diyorum.
———————————————————————————
Spor Tahkim Mahkemesi (“Court of Arbitration for Sport”) (“Tribunal Arbitral du Sport”) veya bilinen adıyla ”CAS”; Sportif uyuşmazlıkları, spor yargılamasının kendine has özelliklerinin gerektirdiği yetkinlik kapsamında “tarafsızlık ve bağımsızlık” ilkelerini temel felsefe edinerek çözmek adına 1984 yılında İsviçre’de kurulmuştur.

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) bünyesinden çıkan bir oluşum olma gibi bir handikapla kurulmasına rağmen çok geçmeden bir Tahkim Mahkemesi hüviyetine bürünmüştür.
Nitekim, FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği), çoğu ulusal ve uluslararası spor federasyonu kendi statülerinde bağlı organlarının vermiş olduğu kararların son mercii olarak CAS’ın denetimine tabi tutulduğunu açıkça belirtmiştir.
Futbol, Futsal ve Plaj Futbolu’nun dünya çapındaki en üst düzey yönetim organı olan FIFA; 11 Kasım 2002 itibariyle CAS’ın mutlak yetkisini tanımış 2004 yılı itibariyle de yürürlüğe koymuştur.
FIFA Statüsü’nün, CAS’ın yetkisine ilişkin 58.maddesi uyarınca, FIFA tarafından son mercii olarak alınan kararlara ve ayrıca konfederasyonlar, üyeler veya ligler tarafından alınan kararlara karşı; kararın tebliğinden itibaren 21 gün içinde CAS’a başvurulabilir. (FIFA Statüsü m.58/1)
Ancak oyun kurallarının ihlaline ilişkin kararlar, dopingle ilgili kararlar dışında 4 maça kadar (dört dahil) veya 3 ay için men kararları ile aleyhine bir federasyonun veya konfederasyonun olağan ve bağımsız bir hakem mahkemesi nezdinde başvuru yapılması mümkün olan kararları aleyhine CAS’a başvurulamaz. (FIFA Statüsü m.58/3)
Nitekim aynı branşların Avrupa’daki yöneticisi ve denetleyicisi olan UEFA da, Şampiyonlar Ligi Talimatı’nın ”Kabul kriterleri ve prosedürleri” başlıklı 4. maddesi ve Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) başlıklı 84.maddesinde; Şampiyonlar Ligi’nde oynanan maçlar açısından CAS’ın mutlak yetkisini onamış ve buna ilişkin hususlara yer vermiştir.
UEFA Statüsü’nün 61.maddesinde, UEFA ile federasyonlar, ligler, üyeler,oyuncular veya resmi görevliler arasındaki uyuşmazlıklar; federasyonlar, ligler,kulüpler ,oyuncular ve resmi görevliler arasındaki Avrupa boyutu olan uyuşmazlıklara karşı ilk derece mahkemesi olarak CAS’ın yetkili olduğu ve CAS’ın ancak UEFA’nın bir organının yetkisine girmeyen uyuşmazlıklar hakkında yetkili olduğu belirtilmiştir.
Statünün 62.maddesinde ise; ”UEFA’nın bir organı tarafından alınan her türlü karara karşı, temyiz mahkemesi olarak, diğer tüm mahkemeler ve hakem mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak şekilde,sadece CAS’a başvurulabileceği belirtilerek, temyiz mahkemesi olarak CAS’ın münhasır yetkisi kabul edilmiştir.
Buna karşılık, statünün 63.maddesine göre, CAS; oyun kuralları veya bir müsabakanın teknik uygulamaları gibi tamamen sportif nitelik arz eden bir kuralın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklar, bir gerçek kişinin 2 maça kadar veya 1 ay müsabakadan men cezası aldığı kararlar ile bir federasyonun tüzüğü veya statüsünün uygulanmasından kaynaklanan ulusal boyutlu bir uyuşmazlıkta, tarafsız ve bağımsız bir hakem mahkemesi tarafından verilen bir hakem kararı aleyhine yapılan başvuruları karara bağlama yetkisine sahip değildir.
Bir federasyon nezdinde CAS’ın mutlak yetkisinin kabul edildiği durumlarda CAS; ilk derece mahkemesi olarak karar verirse, tüzükte öngörüldüğü takdirde bu karara karşı temyiz yargılamasını da CAS yapabilecektir.
CAS’ın vermiş olduğu kararlar nihai ve bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Bu konuda 161 ülkenin taraf olduğu ”Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Newyork Sözleşmesi’‘ geçerlidir.
Türkiye, bu sözleşmeyi uygun bulduğuna dair kanunu 1991 yılında çıkartmış, 1992 yılında da resmen kabul etmiştir.
Ancak Türkiye sözleşmeye iki çekince koymuştur, bunlar;
- “kararın bu sözleşmeye taraf bir ülkede verilmiş olması” (CAS’ın merkezi Lozan’da bulunduğu için İsviçre bu sözleşmeye tabii olarak taraftır.)
- “kararın Türk hukukuna göre ticari nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olması” şeklindedir.
Özellikle ”kararın Türk hukukuna göre ticari nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olması” biçimindeki ikinci çekince ile tanıma ve tenfizin kapsam alanı bir hayli daraltılmıştır.
Belirtilen çekinceler dolayısıyla bu hususta ülkemiz açısından yalnızca sponsorluk sözleşmeleri ve yayın sözleşmeleri gibi ”Ticari” nitelik arz eden spor uyuşmazlıkları ile ilgili CAS kararlarının tanınması ve tenfizine imkan tanınmıştır.
Tam da bu noktada sporun disipliner tarafı ve enternasyonal boyutu dikkate alındığında unutmamak lazımdır ki; CAS’ın diğer kararlarının da tanınması ve tenfizi önem arz etmektedir.
Nitekim, Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nün 64.maddesinde de, Spor Tahkim Mahkemesi’ne ilişkin birtakım düzenlemelere yer vermiştir.
Buna göre, FIFA VE UEFA statüleri uyarınca, kesin ve bağlayıcı bir FIFA veya UEFA kararına yönelik tüm itirazlar İsviçre/Lozan’da bulunan Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) tarafından ele alınacaktır.
Ancak CAS; oyun kuralları ihlalleri, FIFA ve UEFA statülerinin ilgili hükümleri doğrultusundaki askıya almalar veya TFF’nin bağımsız ve usulüne uygun olarak oluşturduğu Tahkim Kurulu tarafından alınan kararlar aleyhindeki itirazlara bakamaz. (TFF Statüsü m.64/1)
TFF; kendisinin ve üyelerinin, futbolcuların, resmi görevlilerin, müsabaka organizatörleri ve futbolcu temsilcilerinin UEFA ve FIFA organları ile CAS tarafından alınan ve kesinleşen tüm kararlarına tam olarak uymasını sağlar. (TFF Statüsü m.64/2)
Zaman içerisinde sporcu ve spor kuruluşlarının sayısındaki fahiş artış, ulusal ve uluslararası müsabakaların sayısındaki artışı da beraberinde getirmiştir. Bu gelişime paralel olarak sporla ilgili uyuşmazlıklarda da artış gözlenmiş ve bu uyuşmazlıkların sporun kendi dinamiklerine uygun şekilde çözülmesini zorunlu kılmıştır.
Hakikaten özellikle uluslararası müsabakalarda ortaya çıkan ihtilafların bir an evvel çözülmesi müsabakaların kaderini direkt olarak etkileyecek niteliktedir. Lakin bu alanda faaliyet gösteren birçok kuruluşun bulunması ve bunların kararları ile uygulamaları arasında ortaya çıkan tutarsızlıklar bu alanda yeknesaklığın sağlanmasına yönelik ihtiyacı fazlasıyla artırmıştır. Bu ihtiyaca en uygun cevabı vermeyi haiz yargı mercii olan CAS, bu işi üstlenmiştir.
CAS, alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemlerine de kapısını kapatmamışsa da özellikle tahkim vazifesinin sağladığı avantajlar ile gerçekten de ön plana çıkmıştır.
Spor Tahkim Mahkemesi, bugüne dek vermiş olduğu muhtelif kararlarla Spor Hukuku’ndan doğan uyuşmazlıkların ivediklikle ve adil bir biçimde çözülmesi görevini hakkıyla yerine getirmiştir.
Dolayısıyla, CAS’ın gerek ulusal gerekse uluslararası saygınlığını da göz önünde bulundurarak vermiş olduğu kararların icrası adına birtakım düzenlemelerin yapılmasının yanısıra, “Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Newyork Sözleşmesi”’ne konulan ”Ticari” nitelik arz etme şartına ilişkin çekincede revizyon yapılması gerekmektedir. Bu şekilde; Spor Hukuku açısından eşsiz kaynakların ortaya çıkışı sağlanıp, bir nevi yerel bazlı içtihat oluşturulup ihtilafların daha hızlı şekilde çözülmesinin önü açılacağı gibi ülkemiz sporunun gelişimi ve tahkimin amacına uygunluğu açısından da bu düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.
