Uzun bir aranın ardından süper lige oyun gücüyle başlama zamanı..

Beşiktaşımız, 2026/27 Süper Lig sezonunun ilk haftasında bu akşam saat 21.30’da Tüpraş Stadyumu’nda Eyüpspor’u ağırlıyor. Bize pek de uğurlu gelmeyen Oğuzhan Çakır’ın yöneteceği karşılaşma, Vincenzo Italiano yönetiminde Avrupa’da gördüğümüz yeni Beşiktaş’ın Süper Lig şartlarına vereceği ilk ciddi cevap da olacak.
Beşiktaş, aslında lige sezonun ilk maçını oynayan bir takım gibi gelmiyor çünkü; biz, Avrupa kupalarında şimdiden dört resmi maç yaptık. Ve gayet de kalbur üstü takımlarla oynadığımızı düşünüyorum açıkçası özellikle de Midtjylland..
Midtjylland’ı iki maçta 1-0 rövanşında 2-0, Hradec Kralove’yi ise; yine iki maçta 1-0 rövanşta da 1-0 mağlup ederek dört resmi maçtan dört galibiyet, beş gol ve sıfır yenilen golle çıktık.

Bu ayrıntıyı önemli buluyorum çünkü; Eyüpspor karşısındaki temel avantajımız yalnızca kadro kalitesi olmayacak. Maç temposu, fiziksel adaptasyon, Italiano’nun baskı mekanizmalarının sahada tekrar edilmiş olması ve takımın resmi maç ritmine girmiş bulunması da Beşiktaş’ın ciddi avantajları arasında.
Ben bu nedenle bu maçı yalnızca “Beşiktaş kaliteli, Eyüpspor daha zayıf” basitliğinden okumuyorum.
Aksine bu maçın çok net taktik kırılma noktaları var.

Ve bana göre Beşiktaş doğru yerlere saldırdığı takdirde Eyüpspor’un şu anki yapısında ciddi açıklar bulunuyor.
Eyüpspor’u geçen sezondan okumak çok ciddi hata olur, şöyle ki;
Öncelikle rakibi doğru tanımlamak gerekiyor.
Karşımızda geçen sezonki Eyüpspor yok.
Eyüpspor; yaz döneminde Horațiu Moldovan(yeni as kalecileri), Chandrel Massanga, Yusuf Barasi, Bilal Boutobba, Zak Jules, Jawad El Yamiq, Abdelhamid Sabiri, David Costa gibi isimleri kadrosuna katarak takımın önemli bölümünü değiştirdi.
Güncel kadro da değişimin boyutunu açık biçimde gösteriyor.
Özellikle Sabiri ve El Yamiq’i Dünya Kupası’ndan da hatırlayacaksınız.
Üstelik teknik direktör de değişti.

Özhan Pulat yönetimindeki Eyüpspor’un henüz oturmuş, aylar boyunca beraber oynamış, birbirinin reflekslerini ezbere bilen bir takım olduğunu söylemek mümkün değil. Pulat, göreve bu yaz geldi ve Süper Lig’deki yeni sezona oldukça yeni bir oyuncu grubuyla giriyor. Ancak buraya dikkat en azından; Çorum FK gibi bir handikapı yok nedir bu diyeceksiniz transferler nispeten kamp görmüş durumda Çorum’a nazaran daha hazırlar.
Dolayısıyla Beşiktaş açısından ilk stratejik hedef bana göre çok açık:
Eyüpspor’un henüz oluşmamış kolektif alışkanlıklarını, maçın ilk bölümünde yüksek tempoyla sınamak çünkü; futbolcunun bireysel kalitesiyle takımın kolektif savunma refleksi aynı şey değildir. Özellikle yeni kurulmuş takımlarda savunma çizgisinin ne zaman öne çıkacağı, bek ile stoper arasındaki mesafenin kim tarafından kapatılacağı, ikinci toplarda kimin hangi oyuncuyu devralacağı ve top kaybı sonrasında ilk baskıyı kimin yapacağı gibi mikro kararlar henüz otomatikleşmemiş olabilir.
Beşiktaş’ın burayı zorlaması gerekiyor.
Özhan Pulat’ın temel fikri: Kendi ceza sahasına gömülmemek
Eyüpspor’u incelerken benim dikkatimi çeken ilk şey şu oldu:
Ben, bugün 90 dakika kendi ceza sahasının önüne gömülmüş klasik bir Anadolu takımı beklemiyorum. Tabiri caizse çata çat oynamaya çalışacak bir görünümde olacaklar.

Özhan Pulat’ın sahada görmek istediği oyun nedir derseniz;
Eyüpspor; özellikle, ikinci bölgede rakibi karşılamaya, merkezi kalabalıklaştırmaya ve topu mümkün olduğunca orta saha çevresinde kazanmaya çalışıyor.
Bunu biraz Göztepe mantığına benzetiyorum.
Elbette Göztepe kadar oturmuş ve agresif olduklarını söylemiyorum ancak; niyet aynı:
Rakibin ceza sahama kadar gelmesini beklemek yerine oyunun temas noktasını mümkün olduğunca orta sahaya taşımak. Yani oyun kontrolünü vermemek.
Bu önemli.
Çünkü; kağıt üzerinde 4-2-3-1 veya 4-3-3 gibi okunabilecek Eyüpspor yerleşimi topa sahip olduklarında farklılaşıyor.
Eyüpspor’un 3-2-4-1’e Dönüşümü
Buradaki kilit oyunculardan biri Calegari.
Calegari klasik biçimde çizgiye basıp sürekli bindirme yapan bir sağ bek gibi davranmıyor. Top Eyüpspor’dayken zaman zaman merkeze doğru girerek orta saha oyuncularının yanına yaklaşıyor.

Bunun sonucunda Eyüpspor’un yerleşimi kabaca:
3 + 2 + 4 + 1 haline dönüşebiliyor.
Stoper hattı arkada üçlü emniyet oluştururken Calegari merkeze sokuluyor ve orta saha merkezinde ekstra pas istasyonu yaratılıyor.
Kağıt üzerinde bunun avantajı belli.
Rakibin ilk pres hattını merkezde sayısal üstünlükle geçmek.
Fakat bunun bir bedeli var.

Calegari merkeze girdiği anda Eyüpspor’un sağ çizgisinin arkasında alan bırakıyor.
Ve bana göre Beşiktaş maçının en büyük taktik fırsatı tam olarak burada.
KİLİT NOKTA: BEŞİKTAŞ’IN SOL KORİDORU
Bu maçta Beşiktaş’ın hücumlarının önemli bölümünün kendi sol kanadından gelişmesini bekliyorum.
Başka bir ifadeyle:

Eyüpspor’un sağ tarafına saldıracağız.
Calegari merkeze girdiği anda arkasında oluşan bölgeyi bizim sol kanat oyuncumuz ile sol bekimizin paylaşması gerekiyor.

Burada İlhan Fakılı mı oynar, Leandro Trossard mı oynar; hatta Ouattara’nın veya Rıdvan’ın bindirmeleri hangi sıklıkta gelir, bunu ilk 11 belirleyecek.
Ancak oyuncudan bağımsız olarak hedef aynı.
Calegari merkeze geldiği anda:
sol kanat çizgiye basacak,
Ouattara ya da Rıdvan iç/arka koridora koşacak,
Orkun veya bağlantı orta sahası topun yönünü hızlı değiştirecek,
ve Eyüpspor’un savunması henüz kayma yapamadan top o boşluğa aktarılacak.
Bu nedenle benim maç öncesindeki en güçlü tahminlerimden biri şu:
Beşiktaş’ın sol kanadında kim oynarsa oynasın maçın en fazla bire bir pozisyona giren oyuncularından biri olacaktır.

Özellikle Trossard’ın oynaması halinde hem çizgi hem yarı alan kullanımı sayesinde burada çok ciddi bir eşleşme problemi yaratabileceğimizi düşünüyorum.
EL YAMIQ’A KARŞI HAREKETLİ SANTRAFOR OYUNU ŞART !
Eyüpspor savunmasını incelerken Jawad El Yamiq ayrıca dikkat edilmesi gereken bir isim.
Tecrübeli ve fiziksel olarak güçlü bir stoper. Güncel Eyüpspor kadrosunda Zak Jules ile birlikte stoper hattının ana parçalarından biri.
Ancak benim burada gördüğüm zaaf şu:
El Yamiq’i sabit bir eşleşmeye sokmak yerine hareket ettirmek gerekiyor.
Stoper bulunduğu bölgede temaslı savunmada güçlü olabilir.
Fakat forvet sürekli olarak;
Stoper-bek arasına,
Savunma arkasına,
Yarı alana,
ve ceza sahası dışına
hareket ettiğinde savunmacının karar vermesi gerekiyor.
Takip edecek mi? Alanını bırakacak mı?

Diğer stopere devredecek mi?
Asıl problem burada başlıyor.
Bu nedenle Hyeongyu Oh’un başlangıç santraforu olması halinde yalnızca ceza sahasında beklemesini istemem.
Tam tersine El Yamiq’i mümkün olduğunca yerinden çıkarması gerekiyor.
Bir iki kez sırtına top aldığında stoperi öne çıkartıp ardından kanat oyuncusunun arkaya koşması, Beşiktaş’ın doğrudan pozisyon üretmesini sağlayabilir.
Ve El Yamiq açık alanda bire bir savunmaya zorlandığında kart/faul üretme ihtimalimiz de yükselir.
Zak Jules: Daha hareketli savunmacı
El Yamiq’in yanındaki Zak Jules farklı profile sahip.
Jules daha fazla öne çıkabilen, alanını terk ederek rakibi takip eden ve savunma çizgisinden ayrılabilen bir stoper.
Dolayısıyla Eyüpspor stoper ikilisinde bir tür görev paylaşımı oluşuyor:
El Yamiq daha sabit,
Jules daha hareketli.
Tam burada Beşiktaş’ın üçüncü adam koşuları önemli hale geliyor.
Oh geriye gelir. Jules onunla çıkar. Trossard/İlhan içeri koşar.
Orkun üçüncü adam pasını verir.
İşte benim Beşiktaş’tan görmek istediğim hücum bu.
Rakibi yalnızca pasla değil, rakibin savunmacısını bulunduğu bölgeden sökerek açmak gerekiyor.
Moldovan’a şut atmak yetmeyebilir: Dönen topları takip etmek gerekiyor..
Eyüpspor’da kalede Horațiu Moldovan’ın başlaması bekleniyor. Transfer sonrası Emre Bilgin de Eyüpspor’un kaleci rotasyonuna dahil oldu ancak; mevcut maç önü tahminleri Moldovan’ı ilk 11’de gösteriyor.
Moldovan kötü kaleci değil.
Fakat benim izlediğim sekanslarda özellikle baskı altında top kullanımı ve bazı şutlarda topu tek hamlede kontrol etmek yerine ikinci top bırakması dikkatimi çekti.
Dolayısıyla mesele yalnızca:
“Uzaktan şut atalım.” değil.
Asıl mesele:
Şutu attığımız anda ikinci top bölgesine kaç oyuncu soktuğumuz.
Bir Orkun şutu düşünün. Moldovan çıkarıyor. Top altıpas ile penaltı noktası arasına düşüyor. Oh orada değilse pozisyon bitiyor.
Ama; Oh ön direkte, Trossard arka direkte, Olaitan penaltı noktası çevresindeyse şut bir anda üç farklı gol ihtimali üretiyor.
Bu nedenle Beşiktaş’ın uzaktan şutlarının yalnızca şut istatistiği olarak kalmaması gerekiyor. Şut + ikinci top organizasyonu şeklinde düşünülmeli.
EYÜPSPOR’UN EN TEHLİKELİ HÜCUM OYUNCUSU: BİLAL BOUTOBBA
Rakibin hücumuna geçtiğimizde ise ; ilk değineceğim isim tabiki Bilal Boutobba.
Eyüpspor’un birçok oyuncusu tehlikeli olabilir ama; Boutobba’nın profile uygun kullanılması halinde Beşiktaş savunmasına ciddi problem çıkarabilecek bir oyuncu olduğunu düşünüyorum.
Top sürebiliyor.
Rakibin üzerine gidebiliyor.
Dikine oynuyor.
Savunmanın arkasına koşabiliyor.
Ve özellikle oyun ters kanada çevrildiğinde savunmanın kör tarafından ters koşularla ceza sahasına girebiliyor.
Bu nedenle bizim özellikle sol tarafımızın savunma reaksiyonu önemli.
Ouattara veya Rıdvan hücuma çıktığında arkasındaki alanı kimin kapatacağı net olmak zorunda.
Bu bölgede top kaybeder ve Boutobba’ya açık saha verirsek Eyüpspor’un en istemediğimiz hücum tipini kendi elimizle yaratmış oluruz.
Boutobba – Sabiri – Yusuf Barasi hattı

Eyüpspor’un hücumunu yalnızca Boutobba üzerinden okumak da eksik olur.
Ben özellikle üç oyuncunun bağlantısını önemsiyorum:
Bilal Boutobba – Abdelhamid Sabiri – Yusuf Barasi.
Sabiri ceza sahası dışından şut tehdidi olan, topu ayağına aldığında kaleye dönebilen bir oyuncu.
Yusuf Barasi ise; daha çok bağlantı oyuncusu.

Stoperle temas ediyor.
Top saklıyor.
Kanat oyuncularına alan yaratıyor.
Sabiri ve Massanga gibi arkadan gelen oyunculara ikinci alan koşusu için zaman kazandırıyor.
Eyüpspor’un hedefi şu olabilir:
Barasi topu alır. Stoperi özellikle Agbadou’yu üzerine çeker.
Boutobba veya Pintor içeri koşar.
Sabiri ikinci top bölgesine gelir.
Bir anda dört oyunculu dikine geçiş planı ortaya çıkar.
Benim burada Beşiktaş savunmasından beklediğim şey, Yusuf Barasi’nın ilk kontrolünü değil ondan çıkacak ikinci pası savunmak.
Eyüpspor’un “1+3 / 1+4” Geçiş Mantığını Nasıl Bozarız?

Rakibin hücumuna ilişkin bence maçın en önemli teknik konusu burası.
Özhan Pulat’ın oyununda top kazanıldığında hücum mümkün olduğunca hızlı başlıyor.
Buradaki “1”, topu kazanan oyuncu.
Önündeki üç veya dört oyuncu ise doğrudan hücum koşusuna başlayan grup.
Yani El Yamiq topu kazandıysa önce yan stopere, sonra beke, sonra orta sahaya vererek 7-8 saniye harcamak istemiyorlar.
Topu kazanan oyuncu hücumun ilk oyuncusu oluyor.
Önünde üç kişi varsa 1+3.
Dört kişi (çift kanat veya bekler) varsa 1+4.
Amaç ilk birkaç saniyede rakibin rest-defence yapısını yakalamak. Bu geçiş mantığı dosyadaki analizde açık biçimde tarif edilmişti.
İşte Italiano’nun Beşiktaş’ı için karşı pres burada devreye giriyor.
Topu kaybettikten sonra herkes topun peşinden koşmamalı.
Topu kazanan oyuncuya birinci baskı yapılırken onun pas vereceği ikinci oyuncu kapatılmalı.
Bence maçın kritik ayrıntısı budur.
Mesela Massanga topu kazandı.
Salih doğrudan Massanga’ya çıktı. Tamam.
Ama aynı anda Orkun, Massanga’nın Sabiri’ye atacağı pası kapatmazsa pres hiçbir işe yaramaz.
Çünkü Eyüpspor ilk baskıyı tek pasla aşmış olur.
Bu nedenle Beşiktaş’ın karşı presini ben şöyle okumak istiyorum:
Birinci oyuncu → topa.
İkinci oyuncu → ilk pas kanalına.
Üçüncü oyuncu → derin koşuya.
Savunma çizgisi → öne.
Bu koordinasyon sağlandığında Eyüpspor’un 1+3 veya 1+4 geçişi başlamadan bitebilir.
Kaynak analizindeki tespit de tam olarak buydu: topu kazanan oyuncuya yapılacak ilk baskının yanında, onun buluşturacağı ikinci oyuncunun kapatılması gerekiyor.
Merkezden hücum..
Bu biraz ters gelebilir.
Normalde rakibi merkezden uzaklaştırmak istersiniz ancak; bu eşleşmede benim tercihim Eyüpspor’un kontrollü biçimde merkeze yönlendirilmesi çünkü; Boutobba ve Pintor’a açık alan verdiğinizde bire bir tehditleri hayli artıyor.
Özellikle top kaybından sonraki ilk saniyelerde rakibin kanat oyuncularını çizgide serbest bırakmak istemem.
Beşiktaş’ın merkezi Salih, Orkun, Olaitan ve gerektiğinde öne çıkan stoperlerle sıkıştırabilecek kapasitesi var.
Dolayısıyla Eyüpspor’u kalabalık bölgemize sokup orada top kaybına zorlamak daha mantıklı.
Buradan Beşiktaş’ın kendi geçişi başlayabilir.
DURAN TOPLAR: BU MAÇTA NORMALDEN DAHA ÖNEMLİ
Eyüpspor’un kadro yapısında benim dikkatimi çeken bir diğer konu hava topu eşleşmeleri.
El Yamiq ve Jules fiziksel olarak güçlü stoperler fakat; takımın geri kalanında Beşiktaş’ın bazı eşleşmelerde belirgin fizik üstünlüğü kurabileceğini düşünüyorum.
Bu nedenle kornerlerde klasik şekilde iki stoperin üzerine top atmak yerine onları oyundan çıkarmak gerekiyor.
Mesela El Yamiq’i ön direkte bloklayıp, Jules’u Oh ile meşgul ederken, Agbadou’yu arka direkte daha kısa oyuncuyla eşleştirebilir pozisyon üretebiliriz.
Veya tam tersini yapabiliriz. Agbadou ile bloklayıp Murillo’yu boşa çıkarabiliriz. Gibi gibi..
Ben bu maçta Beşiktaş’ın duran toptan gol bulmasını hiç şaşırtıcı bulmam.
Özellikle yeni kurulmuş takımlarda duran top savunmasının oturması hayli zaman alır. Adam paylaşımı, blok savunması, ikinci top pozisyonu gibi detaylar maç tekrarlarıyla gelişir. Burada ciddi avantajımız olabilir.
BEŞİKTAŞ NEDEN İLK 30 DAKİKAYI ÇOK SERT OYNAMALI?
Benim maçla ilgili en güçlü görüşüm bu.
Beşiktaş maçı ilk yarım saatte çözmeye çalışmalı.
Skoru değil yalnızca.
Oyunu.
Eyüpspor’a 60 dakika boyunca 0-0’ı taşıma imkanı verirseniz rakibin özgüveni büyür.
Savunma bloğu daha da daralır.
Maç yavaşlar.
Fauller artar.
Kaleci zaman kullanmaya başlar.
Tribünün sabrı sınanır.
Ve maç futbol kalitesi üzerinden değil tek pozisyonlar üzerinden oynanmaya başlar.
Ben bunu istemiyorum.
Tam tersine ilk düdükten itibaren;
yüksek savunma çizgisi,
agresif karşı pres,
çok sayıda ceza sahası koşusu,
ikinci topların toplanması,
yüksek şut hacmi,
ve Tüpraş’ın tribün baskısı
aynı anda devreye girmeli.
Eyüpspor’a maça yerleşmek için süre vermemeliyiz. İlk yarım saatte maçı kopartmalıyız.
En büyük avantajımız maç ritmi..
Burada tekrar Avrupa maçlarına dönüyorum.
Beşiktaş dört resmi maç oynadı.
Eyüpspor ise yeni kadrosuyla ligin ilk resmi maçına çıkacak.
Ben bunun özellikle ilk 20-30 dakikada hissedilebileceğini düşünüyorum.
Italiano’nun oyunu zaten fiziksel olarak ağır.
Kulübün futbol direktörü Önder Özen de teknik direktörün “yorucu” ve yüksek efor isteyen bir oyun oynattığını; özellikle kanatlardan ve orta saha oyuncularından ciddi hareketlilik talep ettiğini açık biçimde ifade etmişti.
Bu yüzden ilk 30 dakikadaki tempo rastgele koşu olmamalı.
Organize edilmiş fiziksel baskı olmalı.
Beşiktaş’ın bu sezon en önemli farkı: Bir oyuncunun gününe muhtaç değiliz
Beşiktaş’ta en çok burayı önemsiyorum.
Bu takımın bütün hücumunu tek oyuncu üzerinden anlatmak zorunda değiliz.
“Orkun iyi oynarsa kazanırız.”
“Trossard günündeyse kazanırız.”
“Oh gol atarsa kazanırız.”
şeklinde bir futbol okumak,görmek istemiyorum.
Benim gördüğüm Beşiktaş’ın gücü artık daha kolektif.
Bir gün İlhan çıkar.
Bir gün Trossard.
Bir gün Cerny.
Bir gün Orkun.
Bir gün Olaitan.
Bir gün Vlahovic.
Çünkü pozisyonu oyuncunun bireysel dehasından önce oyun yapısı üretiyor.
Benim için sürdürülebilir başarı açısından en kıymetli nokta da bu.
Oh’dan gol bekliyorum..
Hyeongyu Oh’un bu lig maçında skor bulmasını bekliyorum.
Bunun birkaç sebebi var.
Birincisi Moldovan’dan sekecek ikinci toplar.
İkincisi sol taraftan gelecek yüksek hacimli hücum ve bindirmeler sonrası ön direğe yerden kesilen sert toplar.
Üçüncüsü Eyüpspor savunmasını hareket ettirdiğimizde oluşacak ceza sahası boşlukları.
Dördüncüsü de Beşiktaş’ın artık rakip ceza sahasına daha fazla oyuncuyla girmesi.
Oh yalnızca top bekleyen bir santrafor olmamalı.
Stoperi çekmeli.
Ön direğe koşmalı.
Geriye gelmeli.
Tekrar ceza sahasına girmeli.
Bu hareketlilik devam ettiği sürece gol pozisyonuna gireceğini düşünüyorum.
NÜBEL’DEN “ASİST ÖNCESİ PAS” BEKLENTİM VAR
Buraya biraz spesifik bir tahmin bırakacağım.
Eğer Beşiktaş 1-0 öne geçerse oyunun yapısı tamamen değişebilir.
Eyüpspor artık biraz daha öne çıkmak zorunda kalacaktır.
İşte o anda Nübel devreye girer.
Rakibin ön alan baskısının arkasında çok geniş alan oluşabilir.
Nübel’in oyunu hızlı başlatmasıyla;
kanat, Orkun, Olaitan veya Oh üzerinden birkaç pas içinde kaleye gitmek mümkün.
Özellikle ilk yarıda erken gol bulmamız durumunda bu senaryonun gelişebileceğini öngörüyorum.
O yüzden “Nübel asist yapar” kadar magazinsel söylemeyeyim.
Ama şunu net söyleyebilirim:
Beşiktaş’ın gollerinden birinin Nübel’in başlattığı hızlı hücumdan gelmesi beni hiç şaşırtmaz.
MAÇIN KÖTÜ SENARYOSU NE?
Benim açımdan kötü senaryo belli.
İlk oyuncu değişikliklerinin gerçekleşeceği zamana 0-0 girmek çünkü; Italiano’nun oyunu çok yüksek fiziksel enerji istiyor.
İlk 60 dakikadaki baskı aynı yoğunlukla 90 dakika sürdürülemeyebilir.
Bu nedenle kulübeden giren oyuncuların aynı dinamizmi devam ettirmesi gerekiyor.
Kaynak analizinde de Beşiktaş’ın yaklaşık 60 dakikalık yüksek yoğunluklu oyununu sürdürebilmesi için değişikliklerden aynı dinamizmi alması gerektiği; aksi halde oyunun düşebileceği belirtilmişti.
Eğer 60’a,65’e kadar gol bulamazsak Eyüpspor iyice cesaretlenir.
O noktada ikinci santrafor seçeneği gündeme gelebilir.
Oh’un yanına Semih gibi fiziksel ve doğrudan ceza sahasına saldırabilecek ikinci bir forvet eklenebilir. Bu maçı 70’ten sonra çözmeye çalışmak yerine 20’de, 30’da çözmeye çalışmalıyız.
BEŞİKTAŞ’TAN bu maç özelinde ”BEKLEDİĞİM 7 TAKTİK” detay;
Bu maçın benim açımdan özeti aslında yedi davranışta saklı:
Bir: Calegari merkeze girdiğinde arkasındaki alanı sol kanattan sürekli zorlamak.
İki: El Yamiq’i sabit bırakmayıp santrafor koşularıyla bulunduğu bölgeden çıkarmak.
Üç: Moldovan’a çekilen şutlarda ikinci top bölgesine en az iki oyuncu sokmak.
Dört: Boutobba’ya açık alan vermemek.
Beş: Eyüpspor topu kazandığı anda yalnızca top sahibine değil, ikinci pas istasyonuna da baskı yapmak.
Altı: Duran toplarda iki stoper dışındaki fiziksel eşleşmeleri özellikle hedeflemek.
Yedi: İlk 30 dakikada Eyüpspor’un henüz oluşmamış takım kimyasını yüksek tempoyla parçalamaya çalışmak.
Bunları yaptığımız takdirde maçın bize geleceğini düşünüyorum.
SONUÇ: BEN BU MAÇTA NET BİR BEŞİKTAŞ GALİBİYETİ BEKLİYORUM
Ben Eyüpspor’u küçümsemiyorum.
Aksine kadroda ilginç oyuncular var.
Massanga iyi bir iki yönlü orta saha olabilir.
Sabiri kaliteli.
Boutobba tehlikeli.
Moldovan kötü kaleci değil.
El Yamiq ve Jules belirli savunma özelliklerine sahipler.
Özhan Pulat’ın da ne yapmak istediği konusunda bir fikri var.
Fakat futbol yalnızca bireysel oyuncu toplamından ibaret değil.
Bugünkü eşleşmede bana göre belirleyici fark oyun olgunluğu ve maç temposu.
Beşiktaş Vincenzo Italiano’yla beraber resmi maç ritmine girmiş durumda. Dört Avrupa maçının tamamını kazanmış ve henüz gol yememiş bir takım olarak lige başlıyor.
Eyüpspor ise önemli bölümü yeni kurulmuş bir kadroyla ilk lig maçına çıkıyor.
Dolayısıyla benim beklentim belli:
İlk 20-30 dakika yüksek baskı.
Sol koridordan sürekli saldırı.
Moldovan’dan seken ikinci topların toplanması.
Duran topların agresif kullanılması.
Top kaybından sonraki ilk beş saniyede Eyüpspor’un geçişinin boğulması.
Ve skor geldikten sonra alan bulan Beşiktaş’ın hızlı hücumlarla maçı koparması.
Ben maçın uzun süre dengede kalacağını düşünmüyorum.
Beşiktaş erken golü bulursa Eyüpspor’un savunma organizasyonunun ciddi biçimde dağılabileceğini düşünüyorum. Kaynak çalışmadaki maç senaryom da başından beri buydu: erken Beşiktaş golü ve sonrasında oyunun açılması.
Bu nedenle benim için mesele yalnızca üç puan değil.
Bu maç, Italiano’nun oyununun Süper Lig’e ilk mesajı olacak.
Avrupa’da gördüğümüz yüksek savunma çizgisini, agresif presi, rakip sahada top kazanma isteğini ve sürekli hücum arayışını kendi sahamızda lige de taşıyabilirsek, Beşiktaş’ın sezonun geri kalanında nasıl bir takım olmak istediğini ilk haftadan göstermiş oluruz.
Ben galibiyet bekliyorum.
Ama daha önemlisi;
Oyun gücüyle, rakibi kendi ceza sahasına mahkûm ederek, erken baskıyla ve Tüpraş’ın enerjisini sahaya aktararak kazanacağımız bir Beşiktaş görmek istiyorum.
Çünkü bana göre bu kadronun asıl potansiyeli yalnızca kazanmaya değil;
rakibe nasıl kazandığını hissettirmeye müsait.
Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
