Rıza olmadan kadının elini öpmek cinsel saldırı(mı)dır ?

Rızanın sınırları: Bir selamlaşma mı, yoksa Cinsel Saldırı mı?

Günlük hayatta çoğu zaman üzerinde durulmayan, hatta kültürel bir alışkanlık olarak görülen bazı davranışlar, hukuk söz konusu olduğunda bambaşka bir anlam kazanabiliyor.

Özellikle kişiler arası fiziksel temasın sınırları; son yıllarda hem toplumsal hem de hukuki düzlemde daha yoğun biçimde tartışılıyor.

İspanya Yüksek Mahkemesi tarafından verilen son karar da tam olarak bu tartışmanın merkezine oturuyor. Bir erkeğin, rızası olmadan bir kadının elini öpmesi eylemi, mahkeme tarafından ‘cinsel saldırı’ olarak nitelendirildi.

2023’te başlayan bir davada, bir erkek Madrid’de bir otobüs durağında bir kadına yaklaştı, elini öptü ve takip etmesini ve kadına para vereceğini ima eden hareketler yaptı.

Mahkeme, erkeği cinsel saldırıdan suçlu buldu ve 1.620 euro para cezasına çarptırdı. Ceza bir üst mahkeme tarafından da onaylandı.

Söz konusu erkek, kadınla etkileşiminde şiddet veya tehdit olmadığını savunarak davayı Yüksek Mahkeme’ye taşıdı.

İlk bakışta birçok kişi için “abartılı” ya da “fazla geniş yorumlanmış” gibi görünebilecek bu değerlendirme, aslında daha derin bir hukuki dönüşümün parçası niteliğinde..

Şöyle ki;

Uzun yıllar boyunca cinsel suçların tanımında belirleyici olan unsurlar; şiddet, tehdit veya açık bir zorlama haliydi. Bu çerçevede, fiziksel temasın niteliği çoğu zaman arkaplanda kalıyor, asıl odak eylemin nasıl gerçekleştirildiği üzerine kuruluyordu ancak günümüzde bu yaklaşımın giderek terk edildiği görülüyor.

İspanya örneğinde ortaya çıkan yeni yaklaşım ise; oldukça net..

Bir eylemin cinsel saldırı sayılabilmesi için artık mutlaka fiziksel güç kullanılması ya da tehdit içermesi gerekmiyor.

Rızanın bulunmaması, tek başına belirleyici bir unsur haline geliyor.

Bu değişim, yalnızca kanun metinleriyle sınırlı kalmıyor; yargı kararlarına da doğrudan yansıyor. Nitekim söz konusu olayda mahkeme, el öpme eyleminin kültürel bir jest olarak değerlendirilemeyeceğini, aksine açık bir cinsel anlam taşıdığını vurguluyor.

Bu tespit, gündelik davranışların hukuki niteliğinin artık çok daha hassas bir şekilde ele alındığını gösteriyor.

Tam da bu noktada mesele, basit bir olay değerlendirmesinin ötesine geçiyor.

Tartışma, “hangi davranışın sınırı aştığı” sorusundan çok, “rıza olmadan hiçbir temasın meşru kabul edilip edilemeyeceği” sorusuna evriliyor.

Her hukuki karar, yalnızca çoğunluğun tespitini değil, aynı zamanda karşı oyları ve tartışmaları da yansıtır. Bu davada iki hakim, el öpme eyleminin cinsel saldırı kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini savunmuş.

Şerhlerinde ise; bu davranışın kültürel bir selamlaşma biçimi olduğunu, yanaktan öpme veya el sıkışma gibi eylemlerin cinsel nitelik taşımadığını belirtmişler.

Bu karşı oy, aslında daha geniş bir tartışmanın göstergesi:.. Kültür ile hukuk arasındaki çatışma.

Günlük yaşamda birçok insan, el öpmenin veya benzeri jestlerin nezaket veya geleneksel bir alışkanlık olarak kabul edilebileceğini düşünüyor ancak; hukuk, bu tür eylemleri salt kültürel bağlamdan bağımsız değerlendiriyor.

Buradaki temel vurgu, ”kişisel sınır ve rıza” kavramı. Hukuk, toplumun geleneksel alışkanlıklarından bağımsız olarak bireyin rızasını öncelikli hale getirmeli.

İspanya’daki bu yaklaşım, özellikle 2022’de yürürlüğe giren ve kamuoyunda “yalnızca evet, evet demektir” olarak bilinen yasayla doğrudan bağlantılı.

Bu yasa, cinsel suçlarda şiddet veya tehdit unsuru aramayı ortadan kaldırarak, rızanın eksikliğini doğrudan suçun oluşumu için yeterli kılıyor. Yani artık bir davranışın cinsel saldırı sayılması için mağdurun rızasının bulunmaması yeterli kabul ediliyor.

Bu noktada benim dikkatimi çeken şey; kültürel alışkanlıkların artık hukuki meşruiyet sağlamada yeterli olmaması. Ne kadar “kibar bir jest” gibi görünürse görünsün, rıza yoksa davranış suç teşkil edebiliyor.

Mahkeme de bunu net bir şekilde ifade ediyor: ”Açık cinsel çağrışımı olan bir davranış, mağdurun rızası olmadan gerçekleştirilirse cezai sorumluluk doğurur.”

İspanya Yüksek Mahkemesi’nin 3-2 çoğunlukla verdiği karar bu soruyu yanıtlıyor.

Olay özetle şöyle: Sanık; mağdurun elini tuttu, öptü ve ona para teklif etti. Şiddetli bir eylem yoktu, ancak; cinsel çağrışımlı fiziksel temas ve rıza eksikliği mevcuttu.

Kararın ana noktaları:

1️⃣ Rıza eksikliği belirleyici: Çoğunluğa göre, rıza olmadan cinsel nitelikteki tüm bedensel temaslar, şiddetin derecesine bakılmaksızın cinsel saldırı teşkil eder (İspanyol Ceza Kanunu m.178). Önemli olan eylemin şiddeti değil, rıza eksikliğidir.

2️⃣ Sokak tacizi ile ayrım: Sokak tacizi (Ceza Kanunu m.173.4), fiziksel temas içermeyen davranışlarla sınırlıdır. Bedensel temas varsa, suç otomatik olarak cinsel özgürlüğe karşı suçlar kategorisine girer.

3️⃣ Rızanın değerlendirilmesi: Rıza, failin varsayımlarına veya yorumuna bırakılmaz. Olayın koşullarına bağlı olarak açık veya örtük biçimde net bir şekilde ortaya konmalıdır. Şüphe, mağdura karşı değil, fail lehine işlememelidir.

4️⃣ Muhalif görüş: İki muhalif hakim (Leopoldo Puente Segura ve Antonio del Moral García), çoğunluğun geniş gerekçelendirmesini eleştirmiştir.

Onlara göre, rızanın yokluğu kendisi açıkça suç teşkil eder; bunun ötesine gidip doktrinsel yapılar geliştirmek gereksizdir ve temyiz konusundan sapma yaratır. Muhalefet, kararın suç kapsamını gereksiz şekilde genişletme ve küçük eylemlerle ciddi eylemler arasındaki sınırları belirsizleştirme riskine dikkat çeker.

Sonuç: Karar, rıza olmadan yapılan tüm cinsel temasların cinsel saldırı olarak değerlendirilmesi gerektiğini net biçimde ortaya koymuş;

Çoğunluk, cinsel özgürlüğün korunmasına öncelik verirken, muhalif görüş geniş yorumlamanın sınırlarına işaret etmiştir.

Rubiales vakası ve hukuki dönüşümün toplumsal yansıması..

İspanya’da rıza temelli yaklaşımın önemini gösteren diğer somut örnek ise; Luis Rubiales olayıdır. 2023’te, kadın futbol takımı Dünya Kupası finalini kazandıktan sonra federasyon başkanı Rubiales, oyuncu Jenni Hermoso’yu dudaklarından öperek kutlamıştı.

Rubiales, bu eylemin rızaya dayalı olduğunu iddia etse de Hermoso bunu reddetti ve konu mahkemeye taşındı. Sonuçta Rubiales cinsel saldırı suçundan suçlu bulundu ve para cezasına çarptırıldı.

Ben bu örneği özellikle önemsiyorum çünkü; iki yönlü bir mesaj içeriyor: Bir yandan kültürel alışkanlıklar veya “kutlama jestleri” artık rıza temelli hukuk karşısında koruma sağlamıyor. Diğer yandan, toplumsal algı ve hukuk arasındaki boşlukların kapatılmasına dair net bir sinyal veriliyor. Mahkeme, bu tür davranışların sadece mağduru rahatsız etmekle kalmayıp, cinsel bir saldırı boyutu da taşıyabileceğini kabul ediyor.

Eleştirel açıdan baktığımda, bu kararlar toplumda tartışma yaratabilir.

Bazıları için günlük hayatta uzun yıllardır tolere edilen davranışların suç olarak değerlendirilmesi abartılı görünebilir ancak; benim gözlemim, hukukun amacı salt cezalandırmak değil; bireyin bedensel ve cinsel dokunulmazlığını güçlendirmek.

Bu açıdan kararlar, hukukun toplumsal normları şekillendirmedeki rolünü gösteriyor.

Sonuç olarak, İspanya’da yaşanan bu hukuki dönüşüm, hem bireysel haklar hem de toplumsal bilinç açısından önemli bir sınav niteliğinde.

Basit bir el öpme eylemi bile artık “küçük bir nezaket jesti” olmaktan çıkıyor ve rıza temelli değerlendiriliyor. Bu durum, önümüzdeki yıllarda sadece İspanya değil, pek çok ülkede cinsel davranışların hukuki boyutunu yeniden tartışmaya açacak bir örnek teşkil ediyor.


Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın