Türkiye-İspanya

Dünya Kupası Elemeleri E Grubu’nda grubun bizim açımızdan kader maçı diyebiliriz bu maça, zira puan alamazsak doğrudan gitme şansımız kalmayacak.
2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri, Kuzey Amerika’da düzenlenecek turnuvaya katılacak takımları belirleyecek ve gruptaki mücadeleyi şekillendirecek. UEFA’nın 12 gruptan oluşan eleme sisteminde, her grup birincisi finallere doğrudan katılacak, ikinci sıradaki takımlar ve en iyi üçüncüler play-off oynayacak. Bu bağlamda, E Grubu’nda yer alan Türkiye ve İspanya karşılaşması, liderlik mücadelesini belirleyecek kritik bir maç olacak.
Millilerimizin durumu;
A Milli Futbol Takımı, genç ve dinamik kadro yapısıyla rakiplerini zorlayacak bir performans gösterecek. Vincenzo Montella yönetiminde, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün gibi oyuncular, hücum hattında etkin rol oynayacak. Türkiye, 2024 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselmiş ve moral kazanmış olacak. Gürcistan’ı 3-2 mağlup eden Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak İspanya karşısında galip gelecek bir strateji izleyecek.
İspanya’nın mevcut form grafiği;
İspanya, 2024 Avrupa Şampiyonası’nı kazanmış ve son 21 maçında yenilgi almamış durumda. Luis de la Fuente yönetimindeki takım; Lamine Yamal,Dani Olmo,Williams kardeşler ve Mikel Oyarzabal gibi genç oyuncularla hücum hattını şekillendiriyor. Bulgaristan karşısında 3-0 galip gelerek gruptaki iddialarını net bir biçimde gösterdiler. Türkiye deplasmanında da galibiyet hedefleyecek ve liderlik için sahada etkili bir performans sergileyecektir.
Maçın Stratejik Önemi

Bu karşılaşma, gruptaki sıralama açısından belirleyici olacak ve her iki takımın turnuva hedeflerini şekillendirecek. Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak güçlü rakibini mağlup ederek moral kazanmak istiyor. İspanya ise deplasmanda galip gelerek liderlik iddiasını nihayete erdirmek isteyecekti.r
A Milli Futbol Takımımız, son dönemdeki maçlarında istikrarlı bir performans sergileyerek dikkatleri üzerine çekti. Özellikle 2024 Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale yükselerek büyük bir başarıya imza atacak. Bu başarı, takımın özgüvenini artırdı ve Dünya Kupası elemelerinde de etkili bir performans sergilemelerini sağlıyor.
2025 yılı itibarıyla, Türkiye’nin son 10 maçlık performansı incelendiğinde, 6 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet almışız. Bu istikrarlı performans, takımın gruptaki iddiasını hayli artırdı. İspanya ile oynayacağımız ilk maçın içeride olması üstelik moral de yerindeyken takım açısından son derece büyük fırsat niteliğinde..
Son maçlarda, özellikle hücum hattında Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu, Kenan Yıldız ve Yunus Akgün gibi genç oyuncuların etkili performansları dikkat çekiyor. Her ne kadar içimizdeki İrlandalılar bu oyuncuların arasını iç trasnfer meselelerinden hareketle bozmaya çalışsa da Gürcistan deplasmanında neyin ne olduğunu hepimize gösterdi bu pırıl pırıl gençler..
Defans hattında ise Merih Demiral ve Aldülkerim’in son maçlardaki uyumu, takımın savunma güvenliğini sağladı. Kaleci Uğurcan Çakır’ın son maçta hatalı çıkış ve hamleleri olsa da kalede güven veriyor kaldı ki Mert ve Berke gibi de yetenekler yedekte..
Teknik direktör Vincenzo Montella’nın liderliğinde, takımın oyun anlayışı başından bu yana eleştirilere maruz kalsa da skor futbolda çok daha önem teşkil ettiğinden dinamik ve değişken kanat ağırlıklı oyun yapısı şimdilik bizi başarıya götürdü diyebiliriz.
İspanya’nın Son Durumu ve Performansı

İspanya, son dönemdeki maçlarında gösterdiği üstün performansla dikkatleri üzerine çekiyor. Özellikle 2024 Avrupa Şampiyonası’nda kazandıkları şampiyonluk, takımın moral ve motivasyonunu artırdı.
2025 yılı itibarıyla, İspanya’nın son 10 maçlık performansı incelendiğinde, 8 galibiyet ve 2 beraberlik ile 26 puan topladılar. Bu etkileyici performans, takımın gruptaki liderlik iddiasını güçlendirdi ve Türkiye karşısında da galibiyet hedefleyecekler.
Son maçlarda, Mikel Oyarzabal’ın hücum hattındaki etkili performansı dikkat çekiyor. Oyarzabal, son 6 maçında 5 gol atarak takımın en formda oyuncusu olarak Konya’ya geldi. Lamine Yamal ise genç yaşına rağmen gösterdiği performansla büyük takdir topluyor tavanı neresi belli değil. Yamal, son maçta yaptığı asistle takımının galibiyetine katkı sağladı.
Orta sahada ise Martin Zubimendi ve Olmo’nun oyun kurma becerisi ve topa hakimiyeti, takımın oyun temposunu belirleyor. Defans hattında ise Aymeric Laporte ve Pau Torres’in uyumu, savunma güvenliğini sağlamış gözüküyor. Yine Rodri ve Dani’nin dönüşü de bizim açımızdan tabiki eksiye yazıyor..
Teknik direktör Luis de la Fuente’nin liderliğinde, İspanya’nın oyun anlayışı daha ofansif ve baskılı olacak.
2026 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda, Türkiye ve İspanya’nın performansları gruptaki liderlik mücadelesini belirleyecek.
Bu karşılaşma, sadece gruptaki sıralama açısından değil, aynı zamanda her iki takımın da turnuva hedefleri açısından belirleyici olacak. Türkiye’nin ev sahibi avantajını kullanarak güçlü rakibini mağlup etmesi, moral ve motivasyon açısından büyük bir kazanç sağlayacak. Öte yandan, İspanya’nın deplasmanda galip gelmesi, gruptaki liderlik iddiasını sürdürmesi açısından kritik olacak.
Rakibi incelediğimizde;
Kaleci: Unai Simón
Unai Simón, kalede güven veriyor ve son dönemdeki formuyla takım savunmasını güçlendiriyor. Rakibin şutlarına hızlı tepki verecek ve kritik kurtarışlarla maçın kaderini etkileyecek nitelikte. Set oyunlarında sakinliğini koruyacak ve savunma hattının güvenini sağlayor.
Defans Hattı
- Pedro Porro: Sağ bekte hızlı geri dönüşlerle rakip kanat oyuncularını durduracak ve hücuma destek verecek.
- Robin Le Normand: Stoperde sakin ve güvenilir oyun sergileyerek, hava toplarında avantaj sağlayacak. Rakip forvetlerin hareketlerini öngörecek ve kritik müdahaleler yapacaktır.
- Dean Huijsen: Genç ve dinamik bir stoper olarak, savunma hattını organize edecek ve kontra atakları önleyecektir.
- Marc Cucurella: Sol bekte hem savunmada hem de hücumda etkili olacak. Kanat çıkışlarıyla takımın atak varyasyonlarını artıracaktır. Cucurella ve Porro’yu zorlamamız galibiyet için şart.
Orta Saha
- Mikel Merino: Orta sahada oyun kurucu olarak görev yapacak ve pas trafiğini kontrol edecek. Topa hakimiyet sağlayarak takımın temposunu belirleyecek.
- Martin Zubimendi: Defansif orta saha görevini üstlenerek, rakip atakları kesecek ve topu ileriye taşıyacak.
- Pedri: Kreatif oyunuyla rakip savunmayı dağıtacak ve kilit paslarla gol fırsatları yaratacak.
- Oynarsa Rodri çok kritik bir oyuncu M.City günlerini hatırlayalım olmadığında City’nin ne denli savunma dengesinin bozulduğunu defalarca gördük. Belki bu kabuk değişiminin başlamasının bile yegane sebebi Rodri’nin sakatlığı ve sonrasındaki süreç oldu City için. O denli önemli futbolcu..
Hücum hattı;
- Mikel Oyarzabal: Sağ kanatta hızlı driplinglerle savunmayı zorlayacak ve gol pozisyonlarına girecek. Kritik şutlarla takımın skor üretmesini sağlayacak.
- Lamine Yamal: Sol kanatta genç yeteneğiyle etkili olacak. Top taşıma becerisiyle hücumu yönlendirecek ve asist katkısı verecek.
- Nico Williams: Forvet hattında baskı kurarak rakip savunmayı hataya zorlayacak. Hızlı kontrataklarda takımın gol yollarını açacak. Olmo’ya da ayrı parantez açmak lazım çok efektif ve kreatif pasları olan İspanya milli takımında en beğendiğim futbolcu..
Takımın Oyun Anlayışı

İspanya, topa sahip olma ve pas trafiğini kontrol etme stratejisiyle oyunu yönlendirecek. Baskılı ve hızlı paslarla rakibin dengesini bozacak. Savunmada disiplinli olacak ve rakibin hızlı hücumlarını keserek topa sahip olma oranını artıracak.
Türkiye, son maçlarda daha ofansif ve hızlı bir oyun sergileyecek. Rakip savunmayı yan paslarla açacak ve kanat oyuncularını etkin kullanacak. Orta sahada Hakan Çalhanoğlu ve İsmail Yüksek, top kazanma ve oyun kurma görevini üstlenecek, hücum aksiyonlarını başlatacak.
İspanya ise topa sahip olma ve pas trafiğini kontrol etme stratejisini uygulayacak. Pedri ve Merino, oyunu yönlendirecek ve rakip savunmayı pas trafiğiyle zorlayacak. Rakip ataklarını önceden okuyacak ve baskılı oyunla Türkiye’nin alanını daraltacak.
Gelelim neler yapmamız gerektiğine;
Türkiye, Merih Demiral ve Abdülkerim önderliğinde savunmayı sağlam tutmaya çalışmalı. Hava toplarında avantaj sağlayacak ve kontra ataklara dikkat etmeli. Ferdi veya Eren , kanat defans görevini etkin yerine getirip hızlı hücumlara destek vermeli.
İspanya, Robin Le Normand ve Dean Huijsen ile savunmayı organize edecek. Marc Cucurella ve Pedro Porro, kanat çıkışlarıyla hem savunmayı hem hücumu destekleyecek. Rakibin hızlı hücumlarını kesmek için disiplinli bir savunma sergileyecek.
Orta sahalar..
Türkiye’nin orta sahası, topa sahip olma ve hızlı geçişlerle rakibe baskı kuracak. Hakan Çalhanoğlu’nun uzun pasları, Arda Güler’in driplingleriyle birleşerek gol fırsatları yaratacak.
İspanya, Merino ve Zubimendi’nin oyun kurma becerisiyle oyun temposunu kontrol edecek. Pedri’nin kreatif pasları, kanat oyuncularına pozisyon sağlayacak ve Türkiye’nin defansını dağıtacak.
Hücum hatları;
Türkiye, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu ve Yunus Akgün ile hızlı kanat oyunları geliştirecek. Rakip savunmanın dengesini bozacak ve ani toplarla gol arayacak.
İspanya ise Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal önderliğinde hücum hattını etkin kullanacak. Hızlı driplinglerle savunmayı zorlayacak ve kanat çıkışlarıyla pozisyon üretecektir.
Kilit Mücadele Alanları
- Orta saha savaşı, maçın kaderini belirleyecek ve top kontrolü kimde olursa oyunun ritmini o belirleyecek.
- Türkiye’nin hızlı kanat oyunları, İspanya’nın baskılı defansını aşacak ve gol fırsatları yaratacak.
- İspanya’nın pas trafiği ve oyun kurma becerisi, Türkiye’nin savunmasını zorlayacak ve hatasız oynamayı gerektirecek.
Son 6 maçında 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak istikrarlı bir performans sergiledik. Hücum hattında Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’nun etkili oyunları, takımın skor üretmesini sağlayacak. Orta sahada Hakan Çalhanoğlu’nun organizasyon becerisi, topa hakimiyet ve hızlı geçişlerde kritik rol oynayacak.
İspanya, son 6 maçında 5 galibiyet ve 1 beraberlik ile istikrarlı bir form gösterdi. Pedri ve Merino, orta sahada oyunun temposunu belirleyecek ve topa sahip olma avantajını koruyacak. Hücum hattında Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal, kanatları etkin kullanarak pozisyon üretecek ve gol arayacak.
Türkiye’nin Son Maç Analizleri

- Gürcistan karşısında 3-2 galip gelerek hücum etkinliğini gösterdik.
- Hücumda hızlı kanat oyunları ile rakip savunmayı zorladık.
- Orta sahada topa hakimiyet sağlayarak kontra atakları başlattık.
- Defansta disiplinli ve organize oynayarak hataları minimize etmeye çalıştık çoğu zaman başarılı da olduk.
İspanya’nın Son Maç Analizleri

- Bulgaristan karşısında 3-0 galip gelerek üstün form gösterdiler.
- Pas trafiği ve oyun kurma becerisiyle top kontrolünü sağladılar.
- Kanat oyuncuları ile hızlı ve etkili hücumlar geliştirdiler.
- Savunmada disiplinli kalarak rakibin gol fırsatlarını minimize ettiler.
Türkiye, dengeli ve süratli kontra çıkışlarıyla gol arayacak ve rakibin baskılı oyununa karşı kontra ataklarla cevap verecek. İspanya ise topa sahip olma avantajını kullanacak ve oyunu kontrol ederek Türkiye’nin alanını daraltacaktır. Bu mücadele, iki takımın form durumunun doğrudan maç sonucunu belirleyecek.
Kilit Oyuncular’a bakalım birlikte;
- Arda Güler: Maçın temposunu belirleyecek ve hızlı driplingleriyle rakip savunmayı zorlayacaktır. Kilit paslarla gol fırsatları yaratacak.
- Kerem Aktürkoğlu: Kanatlarda etkili olacak ve ani kontra ataklarla rakip savunmanın dengesini bozacak. Kritik şutlarla skoru değiştirecek.
- Hakan Çalhanoğlu: Orta sahada oyunu organize edecek ve set oyunlarında pas trafiğini yönlendirecek. Uzaktan şutlarla gol tehditi oluşturacak.
- Merih Demiral: Savunmada fiziksel üstünlüğüyle kritik müdahaleler yapmalı ve hava toplarında avantaj sağlamalı.
İspanya’nın Kilit Oyuncuları
- Mikel Oyarzabal: Sağ kanatta hızlı driplinglerle savunmayı dağıtacak ve gol pozisyonlarına girecek. Kilit şutlarla takımın skor üretmesini sağlayacak.
- Lamine Yamal: Sol kanatta genç yeteneğiyle etkili olacak ve hücumu yönlendirecek. Kilit asistlerle gol fırsatları yaratacak.
- Pedri: Orta sahada yaratıcı paslarıyla oyunun ritmini belirleyecek. Türkiye’nin savunma dengesini bozacak ve kritik pozisyonlar oluşturacak.
- Unai Simón: Kalede kritik kurtarışlar yapacak ve takımın moralini yüksek tutacak.
Maçın Belirleyici alanları neler olacak ?
- Orta saha mücadelesi, oyunun temposunu ve topa sahip olma oranını belirleyecek. Kim daha baskılı oynarsa, oyunun kontrolünü ele geçirecek.
- Kanat oyunları, Türkiye’nin hızlı hücumlarını ve İspanya’nın pas trafiğini karşılaştıracak. Kilit kanat oyuncuları, gol fırsatlarını yaratacak.
- Defansif disiplin, her iki takımın gol yememesi ve kontra ataklara karşı önlem almasını sağlayacak.
- Set ve duran toplar, maçın kritik anlarını belirleyecek ve skoru etkileyebilecek.
Sonuçta etkili olacak başka faktörler neler ?
- Türkiye’nin hızlı ve ofansif oyun stratejisi, rakibin savunmasını açacak.
- İspanya’nın pas trafiği ve topa hakimiyet becerisi, oyunun kontrolünü ele geçirecek.
- Kilit oyuncuların bireysel performansları, maçın kaderini belirleyecek ve kritik anlarda skoru değiştirecek.
Türkiye’nin galibiyet senaryosu nasıl olur ?
Türkiye, hızlı kanat oyunlarını ve kontra atakları kullanarak rakibi baskı altına alacak. Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’nun etkili driplingleri, savunmanın dengesini bozacak. Hakan Çalhanoğlu’nun pas organizasyonu, gol fırsatlarını çoğaltacak. Defans hattı, Merih Demiral ve Abdülkerim önderliğinde hatasız oynayacak. Bu senaryoda Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak galip gelecek ve moral kazanacak.
İspanya’nın galibiyet senaryosu
İspanya, topa sahip olma ve pas trafiğini kontrol etme stratejisini uygulayacak. Pedri ve Merino, oyunu yönlendirecek ve kanat oyuncularına pozisyon sağlayacak. Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal, hızlı driplinglerle savunmayı dağıtacak. Defans hattı, Robin Le Normand ve Dean Huijsen önderliğinde rakibin ataklarını kesecek. Bu senaryoda İspanya, deplasmanda galip gelecek ve liderliğini perçinleyerek Dünya Kupası’na doğrudan gitmeyi neredeyse garantileyecek.
Beraberlik Senaryosu
Maç dengeli bir şekilde ilerlerse, orta saha mücadelesi belirleyici olacak. Türkiye’nin kontra atakları ile İspanya’nın pas trafiği birbirini dengeleyecek. Kilit oyuncuların performansı, set oyunlarındaki başarı ve savunmadaki disiplin, beraberliği mümkün kılacak. Bu senaryoda 1-1 veya 2-2 gibi skorlar olası olacak ve her iki takım da gruptaki puan kaybını minimuma indirecek. Yine bek savunması etkili olacak ki İspanya’yı zorlayabilelim, hücuma çıkarken daha tmkinli gelebilsinler.
- Orta saha kontrolü, oyunun ritmini belirleyecek.
- Kanat etkinliği, gol fırsatlarını artıracak ve skor avantajı sağlayacak.
- Defansif disiplin, kontra ataklara karşı savunmayı güçlendirecek.
- Kilit oyuncuların bireysel performansı, kritik anlarda skoru değiştirecek.
Türkiye, hızlı ve ofansif oyunla rakibe üstünlük kuracak. İspanya ise topa hakimiyet ve pas trafiğiyle oyunu kontrol edecek. Maçın sonucunu, kilit oyuncuların performansı ve orta saha savaşı belirleyecek. Bu nedenle, hem Türkiye hem İspanya için maç kritik bir sınav olacak.
Türkiye’nin İstatistiksel Beklentileri
- Topa sahip olma oranı %45-50 civarında olacak ve Türkiye, topu hızlı geçirerek kontra atak fırsatları yaratacak.
- Pas isabeti %75-80 civarında olacak ve orta saha oyuncuları, Hakan Çalhanoğlu ve Arda Güler önderliğinde set oyunlarını yönlendirecek.
- Şut sayısı 7-10 bandında olacaktır ve Kerem Aktürkoğlu ile Arda Güler’in etkili şutları gol fırsatlarını artıracak.
- Korner ve duran top kullanımı, takımın gol yollarında ekstra seçenek yaratacak ve hava toplarında Merih Demiral avantaj sağlayacak.
- Defansif istatistikler, top kazanma ve kritik müdahalelerde yüksek olacak ve Çağlar Söyüncü ile Merih Demiral savunmayı organize edecek.
İspanya’nın İstatistiksel Beklentileri
- Topa sahip olma oranı %55-60 gibi olacaktır ve İspanya, oyunu pas trafiğiyle yönlendirecek.
- Pas isabeti %85-88 bandında olacak ve Pedri ile Merino, topa hakimiyet sağlayarak takımın tempo kontrolünü ele alacaktır.
- Şut sayısı 10-15 civarında olacak ve Olmo ile Lamine Yamal gol fırsatlarını çoğaltacaktır.
- Korner ve duran top kullanımı, set oyunlarıyla gol fırsatları yaratacak.
- Defansif istatistikler, rakip atakları kesmede yüksek olacak ve Robin Le Normand ile Dean Huijsen kritik müdahaleler yapacak.
Yine;
- Arda Güler, dripling ve kilit paslarla takımın hücum gücünü artıracaktır.
- Kerem Aktürkoğlu, kanatlardan yaptığı hücumlarla gol fırsatları yaratacaktır.
- Hakan Çalhanoğlu, set oyunlarında kritik paslar dağıtarak hücum organizasyonunu yönlendirmeye çalışacaktır.
- Mikel Oyarzabal, savunma arkasına sarkarak gol pozisyonları yaratacak.
- Pedri, orta sahada oyunun ritmini belirleyecek ve yaratıcı paslarla takımın skor üretmesini sağlayacak.
Oyun dinamikleri neyi gösterir;
- Türkiye, hızlı hücum ve kontra ataklarla İspanya’nın pas trafiğini bozacak.
- İspanya, topa hakimiyet ve pas organizasyonu ile oyunun kontrolünü ele alacak.
- Orta saha savaşı, maçın kaderini belirleyecek ve kilit oyuncuların performansı sonucu doğrudan etkileyecek.
- Savunma ve hücum uyumu, maçın kritik anlarında skoru belirleyecek.
Ezcümle;
Türkiye ve İspanya arasındaki bu karşılaşma, hem grup liderliği hem de turnuva motivasyonu açısından kritik olacak. Türkiye, hızlı kanat oyunları ve kontra ataklarla rakibe baskı kuracak. Arda Güler ve Kerem Aktürkoğlu’nun bireysel yetenekleri, gol fırsatlarını artıracak. Orta sahada Hakan Çalhanoğlu ve İsmail Yüksek, oyunu yönlendirecek ve savunmadan hücuma geçişleri hızlandıracak.
İspanya, topa hakimiyet ve pas trafiği ile oyunun kontrolünü ele alacak. Pedri ve Merino’nun oyun kurma becerisi, takımın tempo kontrolünü sağlayacak. Hücum hattında Mikel Oyarzabal ve Lamine Yamal, kanat çıkışlarıyla gol fırsatları yaratacak. Defans hattı disiplinli kalarak Türkiye’nin hızlı ataklarını engelleyecek.
- Orta saha mücadelesi, oyunun ritmini ve topa sahip olma oranını belirleyecek.
- Kanat etkinliği, gol fırsatlarını artıracak ve skoru doğrudan etkileyecek.
- Defansif disiplin, kontra ataklara karşı güven sağlayacak.
- Kilit oyuncuların performansı, maçın kaderini belirleyecek ve kritik anlarda skoru değiştirecek.
Bu karşılaşma, her iki takım için de kritik bir sınav olacak. Türkiye’nin hızlı ve ofansif oyun stratejisi, İspanya’nın topa hakimiyet ve pas organizasyonu ile karşı karşıya gelecek. Maçın sonucunu, kilit oyuncuların bireysel performansı, orta saha mücadelesi ve defansif disiplin belirleyecek. Türkiye, ev sahibi avantajını kullanarak galibiyet elde etmeye çalışacak, İspanya ise deplasmanda liderlik iddiasını sürdürmeye odaklanacak.
Başarılar Milli Takım !
Samsunspor-Panathinaikos

O gün geldi çattı. Atatürklü arma yeniden Avrupa’da demek istiyoruz ama işimiz hiç de kolay değil. Sezon bitiminden beri Avrupa’daki rakibin analizini yapmayı çok bekledim Samsunspor için. Yunanistan takımı Panathinaikos geldi.
Samsunspor bu maçta geçen yıl bilhassa iç sahada oynadığı kendi oyun sistemine devam etmeli. Tam da kendisinin isteyeceği tempoda bir rakip iç sahada.
Tabii ki ligimizdeki bu tarzdaki takımlar kadar düşük kalitede değil daha az hata yapıyorlar ama yine de Samsunspor faydalanabilir. 2-1 lik ilk maçta Pana savunmasının epey iyi olduğunu gördük attığımız golde de zaten ön direk koşusunda duran topta etkili olabildik.
Panathinaikos takımı oyun kurulumunda pas hatasına çok müsait. Özellikle oyun yönü değiştirirken kısa düşen ve isabetsiz pasları görebiliyoruz. Bu noktada Samsunspor futbolcuları daha uyanık ve konsantre olmalılar. Ön alan baskısı konusunda da Samsunspor kontrollü şekilde baskı yaparsa rakip savunmacıları panikletebilirler.
Yine de kontrollü ama ön alan baskısı yüksek şekilde dengeli davranılmalı. Bir başka zaafiyetleri de top uzaklaştırma konusu. Pana oyuncuları topu merkeze uzaklaştırmaya çalışıyor ve düşen topları genelde rakibe bırakıyorlar bu anlarda derine tek paslar ile Samsunspor hücum oyuncuları ceza sahasına girebilir.

Samsunspor’un bu maçta seri pas oyununu becerebilmesi önemli. Top çevşrirken ve hücum ederken paslaşmalar yavaş kalırsa, tempo düşüklüğünde pozisyon yaratmak Pana’ya karşı neredeyse imkansız. Kontrol pas ve tek pas şeklindeki hücum yönünü anlık değiştiren oyun kurulumu Samsunspor ‘un pozisyon bulmasını kolaylaştıracaktır.
2’ye ler ve 3’er 1 ler bulacağımız inancındayım genel kanının aksine turun Samsunspor’a yakın olduğunu düşünüyorum. Shakhtar rövanşında oynadıkları oyun tur için hiç yeterli değilken imdatlarına hakem ve Shakhtar’ın tecrübesiz oyundan atılan oyuncusu yetişti aslında. Ön alanda hiç kreatif olamadılar gerek Shakhtar turunda her iki maçta gerekse evlerindeki turun ilk maçında..

Panathinaikos hücumlarında en dikkat çekici nokta kenar ortaları. Özellikle sağ kanat. Kenar pozisyon oyuncularının son derece etkili ortaları var. Öncelikle Samsunspor bek oyuncularının rakiplerini döndürmeden baskı uygulaması ve rakibe yakın durmaları gerekiyor. Aksi takdirde çok isabetli ve tehlikeli ortalar ceza sahası içerisinde stoperleri ve kaleci Okan’ı zorlayacaktır. Bir parantez buradan Okan’a açmak gerekiyor bu takımın avrupada var olma sebeplerinden biri de çok net Okan. Elbette kalecilerin de hatalı gol yeme lüksleri var ve Okan da ilk maçta bu krediyi yedi. Rövanşta çok daha dikkatli ve garantili oynayacaktır. Maçın adamı olmasını bekliyorum.

Yine benzer bir önlem de ceza sahası çevresinde alınmalı. Ortalardan sonra seken toplara hızlı hamle gelmezse rakip tekte şut deniyor. Bu konuda da seri hamle yapmak lazım.
Samsunspor daha çok merkezi ve iç koridoru kullanarak pozisyon yaratmalı. Rakip çizgiye paralel dış koridor ve kanatlarda sayıca üstün ve etkili olduğu için merkezde zaafiyet gösteriyorlar. Merkezden dikine oyunu tempolu şekilde başarabilirsek rakibi bunaltırız ancak; kanatlarda top çevresinde uygun pozisyon almazsak da etkili ortaları ve pozisyonları rakibe veririz. Her iki takım da bu dengeyi ve saha paylaşımını iyi yapmaya çalışacaktır. Bunu en iyi yapan takım skoru ele geçirir.
Samsunspor, ilk maçı Yunanistan’da 2-1 kaybettikten sonra, gruplara kalabilmek için Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda Panathinaikos’u ağırlıyor. İlk maçta bulduğu gol, rövanş için umut verse de, turu geçebilmek için en az 2 farklı galibiyet gerekiyor. Bu tablo, maçın başından sonuna kadar Samsunspor’un agresif ve cesur bir oyun oynamasını zorunlu kılıyor.
Yunanistan’daki maçta Samsunspor, özellikle ikinci yarıda oyun disiplinini kaybederek rakibin hızlı kontrataklarına açık verdi. Topa sahip olma oranı %48 civarındaydı, pas isabet oranı ise %77 idi. Carlo Holse ve Musaba’nın sakatlıkları nedeniyle sahada olmamaları, orta saha ve kanatlarda yeterli dinamizmi sağlayamadı. Panathinaikos ise ; savunma disiplininden ödün vermeyerek, özellikle Erik Palmer-Brown ve Kiriakopoulos’un önderliğinde Samsunspor’un net pozisyon üretmesini engelledi.
Samsunspor’un rövanşta uygulaması gereken temel strateji, erken golle rakibi baskı altına almak. Ev sahibi avantajı ve taraftar desteği, psikolojik olarak takıma büyük katkı sağlayacak. Orta sahada Holse ve Musaba’nın dönüşü, takımın hem hızlı top dolaşımı hem de kanatlardan da ekstra etkili hücum üretmesi açısından kritik.
Panathinaikos, deplasmanda avantajlı bir skorla sahaya çıkıyor. Savunmada disiplinli kalıp hızlı kontrataklarla Samsunspor’un açığını kollayacaklar. Özellikle savunmada bekler arkasına atılacak toplara karşı dikkatli olunması gerekiyor.
Samsunspor ‘ da 4 ana parçanın işlemini tam ve eksiksiz görmesi gerekiyor tur için;

Holse, Musaba, Marius ve Okan..
- Panathinaikos‘da ise; Erik Palmer-Brown, Kiriakopoulos ve Alexandropoulos kritik isimler olacak..

Sonuç beklentim;
Samsunspor’un gruplara kalması için 2 farklı galibiyet alması gerekiyor, bu da hücum hattının yüksek performans göstermesini zorunlu kılıyor. Maçın başlama düdüğüyle birlikte atak pres ve kanatlardan hızlı hücumlar, Samsunspor’un şansını artıracak en önemli faktör. Panathinaikos’un ise savunmada sağlam durması ve kontra fırsatları değerlendirmesi turu belirleyecek.
Rövanş, Samsunspor için tarihi bir fırsat. Taraftar desteği, takımın eksiklerinin dönmesi ve agresif oyun planı birleştiğinde sürpriz bir sonuç ihtimali her zaman var ancak; Panathinaikos’un disiplinli savunma anlayışı ve deneyimi, maçın kritik dakikalarında belirleyici olacak. Ben penaltılara dahi gidebilecek denklikte ve sertlikte bir maç bekliyorum. Normal sürede gruplara kalan bir takım olacağını düşünmüyorum.
Temsilcimize yürekten başarılar..
Universitatea Craiova-Başakşehir

Başakşehir, Konferans Ligi gruplarına kalabilmek için Romanya temsilcisi Universitatea Craiova ile rövanş maçına çıkıyor. İstanbul’daki ilk maçta sahadan 2-1 mağlup ayrıldık ve bu skor, rövanş için işi son derece zorlaştırıyor. Üstelik maç Romanya’da oynanacak; saha ve skor avantajı tamamen rakibin elinde. Taraftar desteği de yok, yani psikolojik olarak da dezavantajlıyız.
Çağdaş hocanın oyun anlayışı avrupa maçları özelinde; topa sahip olmayı ve dikine, tempolu oyunu istiyor. Viking turunda bu anlayış başarıyla uygulandı özellikle; Deniz ile Selke’nin etkinliği turu geçmemizde belirleyici oldu ancak; Craiova karşısında aynı başarıyı tekrar etmek hayli zor görünüyor. Rakip, savunma organizasyonunda ve alan kapamada disiplinli; pas hataları sınırlı ve ön alan baskısına karşı hazırlıklı ve muhtemeldir sürekli de oyunun durması adına hayli ağır bir tempoyla oynayacaklardır..Sık sık duran bir maç izleyeceğiz.

İlk maçta da gördük; Craiova pas trafiğini kontrollü kullanıyor, hızlı kontrataklarla tehlike yaratabiliyor. Başakşehir’in hücum hattı en azından şimdilik belki de uyum sorunu sebebiyle fazla yaratıcı değil, topa sahip olsak da pozisyon üretmekte zorlanabiliyor. Merkezden dikine hızlı paslarla pozisyon yaratma planı, rakibin bloklarına takılabilir. Deniz ve Selke’nin çabaları sınırlı kalabilir, özellikle savunma arkasına uzun toplar atılması gereken alanlarda etkili olamayabiliriz.
Savunmada da dikkatli olmak lazım ama nereye kadar; Craiova kanatlardan gelen ortalar ve hızlı kontrataklarla gol bulmaya çalışacak ve bulacaklardır da.
Savunmadaki bireysel hatalar rövanşta daha da maliyetli olabilir.
Genel tabloya bakıldığında Başakşehir’in gruplara kalma şansı hayli düşük.
İlk maçta meydana gelen dezavantajlı skor, saha avantajının rakipte olması ve takımın sınırlı yaratıcılığı birleşince; sıkıcı ve tempolu olmayan bir maç izlememiz muhtemel. Craiova kontrollü ve risk almadan sonuca gitmeyi tercih edecek.
Craiova’da dikkat edilmesi gereken isimler; stoper lideri Alexandru ve kanat organizatörleri Popescu ile Mitrea.

Başakşehir’de umut bağlanabilecek oyuncular ise; Shomorudov ve Selke. Ancak onları da rakibin baskısı altında etkili görmek zor.

Sonuç olarak; Başakşehir’in gruplara kalma ihtimali düşük ve rövanş muhtemelen dengeli , sıkıcı bir mücadele olacak. Taktiksel ve bireysel hatalardan kaynaklanabilecek küçük fırsatlar dışında, normal sürede skoru lehe değiştirmek oldukça zor görünüyor.
Temsilcimize başarılar..
Şampiyonlar Ligi Play-Off Rövanş Maçı: Benfica-Fenerbahçe..
Avrupa kupalarında deplasman maçları her zaman zordur; ama Benfica’nın evi Estádio da Luz’un atmosferi ve muhteşem taraftar baskısı düşünüldüğünde, Fenerbahçe’nin önünde durması gereken psikolojik engel adeta dağ gibi. İlk maçta ortaya çıkan tıpkı ligde oynanan Göztepe maçındaki gibi tatsız skor, turu yüzde 60-70 oranında Benfica’ya bırakmış gibi görünüyor.

Ümitvar olmak açıkçası çok güç; zira Mourinho bir türlü beklenen oyunu sahaya yansıtabilmiş değil. Açıkçası eldeki kadro da mühendislik anlamında pek de iç açıcı değil en azından şimdilik..Bir de üzerine yılan hikayesine dönen Kerem transferi süreci eklenince..

Fenerbahçe’nin orta sahadaki performansı, son dönemde ciddi soru işaretleri doğurdu. İzmir’de Göztepe karşısında ve Kadıköy’de oynanan turun ilk maçında; Fred, Amrabat ve Szymanski üçlüsü neredeyse hiç etkin olamadı işin ilginci olmaları da mümkün değildi zaten neden böyle bir tercih yaptı Mourinho sorgulamak düşmez ama; savunma yönü çok daha ağır basan üç oyuncu üstelik 3 orta saha oyuncusuyla oynuyorken neredeyse paralel şekilde yan yana oynadığında bu sonuç kaçınılmaz..; top kayıpları, pas trafiği yavaşlığı ve oyunu bir türlü üçüncü bölge dediğimiz rakip yarı alana etkili biçimde taşıyamama, takımın hücum ritmini ciddi şekilde sekteye uğrattı.

Bu sorunu aşmanın anahtarı, Portekiz’de de tıpkı ilk maçın son bölümünde bölüm bölüm görüldüğü üzere; Talisca olacaktır. O’nun saha görüşü, pasları, olur olmaz yerlerden şut tehdidi,yay çevresinde temas halinde aldığı fauller ve oyunu enine,dikine diyagonal paslarla yönlendirme kabiliyeti Fenerbahçe’nin orta sahadaki etkisizliğini dengeleyebilir ancak; burada en kritik nokta, savunma dengesini kaybetmeden hücumu organize etmek; aksi takdirde Benfica’nın hızlı hücumları tehlike yaratacaktır.
İlk maçta kırmızı kart gören Florentino Luis Benfica’nın orta sahasının dinamolarından onun yokluğunda açıkçası ufak bir sistemsel değişiklik de bekliyorum Benfica’dan.

İlk maçta kırılgan olmamak adına daha kompakt savunma ve hücum yaptılar. Aursnes ve Pavlidis’i neredeyse hiç etkin göremedik bu yüzden. Rövanşta özellikle bek bindirmelerini yaparken çok dikkatli olmamız lazım ters kademelerde bekleyerek; Schelderup ve Aursnes’e özellikle dikkat diyorum bu maçta..Pavlidis’i bu ikilinin kanat akınlarında besleyeceklerdir; gerek sıfıra inerek gerekse İrfan ve stoper tandeminin arasına geniş açılı ani sert yerden ortalarla..
Fenerbahçe’de sezona harika bir giriş yapan kanat bekleri; Brown ve Semedo’nun performansı, bu deplasmanda da büyük önem taşıyor ancak; bu zorlu sahada kazanılacak ender duran toplar, turu çevirmek için belki de en kritik silah olacak. Skriniar ve Talisca’nın, hem savunma hem hücum organizasyonlarında bu toplarda etkili olmaları gerekiyor ki. Bu noktada, Fenerbahçe’nin hücum çeşitliliğinden çok büyük beklentiye girmemek gerekiyor; Benfica deplasmanında ambiyans ve baskı, oyunun ritmini çok kolay bozabiliyor.

Yan toplarda dikkat edilmesi gereken isim ise İrfan Can. Kritik deplasmanlarda İrfan’ın garip hatalardan goller yediğini hatırlıyorum timing hatalarıyla bu maçta özellikle hava toplarında ve pasla çıkarken pres altında çok dikkatli olması şart, yağ gibi akarlar kaleye mazallah.
Özetle; Fenerbahçe’nin bu maçtaki şansı, Talisca’nın oyun kurucu rolünü sahada ne kadar verimli kullanacağı, ender ortaya çıkacak tek toplarla savunma arkasında buluşan John Duran’ın bu pozisyon veya pozisyonları etkili kullanıp/kullanamayacağı, Brown ve Semedo’nun kanatlarda üstlendiği görevleri eksiksiz yerine getirip getiremeyeceği ve hücum aksiyonu sırasında kazanılan duran toplarda En Nesyri-Skriniar ile Talisca’nın etkinliğine bağlı olacak.

Luz’da iş gerçekten çok zor..
Başarılar dileyerek son olarak ; Schelderup ve Aursnes’e dikkat diyorum.
———————————————————————————
Spor Tahkim Mahkemesi (“Court of Arbitration for Sport”) (“Tribunal Arbitral du Sport”) veya bilinen adıyla ”CAS”; Sportif uyuşmazlıkları, spor yargılamasının kendine has özelliklerinin gerektirdiği yetkinlik kapsamında “tarafsızlık ve bağımsızlık” ilkelerini temel felsefe edinerek çözmek adına 1984 yılında İsviçre’de kurulmuştur.

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) bünyesinden çıkan bir oluşum olma gibi bir handikapla kurulmasına rağmen çok geçmeden bir Tahkim Mahkemesi hüviyetine bürünmüştür.
Nitekim, FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği), çoğu ulusal ve uluslararası spor federasyonu kendi statülerinde bağlı organlarının vermiş olduğu kararların son mercii olarak CAS’ın denetimine tabi tutulduğunu açıkça belirtmiştir.
Futbol, Futsal ve Plaj Futbolu’nun dünya çapındaki en üst düzey yönetim organı olan FIFA; 11 Kasım 2002 itibariyle CAS’ın mutlak yetkisini tanımış 2004 yılı itibariyle de yürürlüğe koymuştur.
FIFA Statüsü’nün, CAS’ın yetkisine ilişkin 58.maddesi uyarınca, FIFA tarafından son mercii olarak alınan kararlara ve ayrıca konfederasyonlar, üyeler veya ligler tarafından alınan kararlara karşı; kararın tebliğinden itibaren 21 gün içinde CAS’a başvurulabilir. (FIFA Statüsü m.58/1)
Ancak oyun kurallarının ihlaline ilişkin kararlar, dopingle ilgili kararlar dışında 4 maça kadar (dört dahil) veya 3 ay için men kararları ile aleyhine bir federasyonun veya konfederasyonun olağan ve bağımsız bir hakem mahkemesi nezdinde başvuru yapılması mümkün olan kararları aleyhine CAS’a başvurulamaz. (FIFA Statüsü m.58/3)
Nitekim aynı branşların Avrupa’daki yöneticisi ve denetleyicisi olan UEFA da, Şampiyonlar Ligi Talimatı’nın ”Kabul kriterleri ve prosedürleri” başlıklı 4. maddesi ve Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) başlıklı 84.maddesinde; Şampiyonlar Ligi’nde oynanan maçlar açısından CAS’ın mutlak yetkisini onamış ve buna ilişkin hususlara yer vermiştir.
UEFA Statüsü’nün 61.maddesinde, UEFA ile federasyonlar, ligler, üyeler,oyuncular veya resmi görevliler arasındaki uyuşmazlıklar; federasyonlar, ligler,kulüpler ,oyuncular ve resmi görevliler arasındaki Avrupa boyutu olan uyuşmazlıklara karşı ilk derece mahkemesi olarak CAS’ın yetkili olduğu ve CAS’ın ancak UEFA’nın bir organının yetkisine girmeyen uyuşmazlıklar hakkında yetkili olduğu belirtilmiştir.
Statünün 62.maddesinde ise; ”UEFA’nın bir organı tarafından alınan her türlü karara karşı, temyiz mahkemesi olarak, diğer tüm mahkemeler ve hakem mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak şekilde,sadece CAS’a başvurulabileceği belirtilerek, temyiz mahkemesi olarak CAS’ın münhasır yetkisi kabul edilmiştir.
Buna karşılık, statünün 63.maddesine göre, CAS; oyun kuralları veya bir müsabakanın teknik uygulamaları gibi tamamen sportif nitelik arz eden bir kuralın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklar, bir gerçek kişinin 2 maça kadar veya 1 ay müsabakadan men cezası aldığı kararlar ile bir federasyonun tüzüğü veya statüsünün uygulanmasından kaynaklanan ulusal boyutlu bir uyuşmazlıkta, tarafsız ve bağımsız bir hakem mahkemesi tarafından verilen bir hakem kararı aleyhine yapılan başvuruları karara bağlama yetkisine sahip değildir.
Bir federasyon nezdinde CAS’ın mutlak yetkisinin kabul edildiği durumlarda CAS; ilk derece mahkemesi olarak karar verirse, tüzükte öngörüldüğü takdirde bu karara karşı temyiz yargılamasını da CAS yapabilecektir.
CAS’ın vermiş olduğu kararlar nihai ve bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Bu konuda 161 ülkenin taraf olduğu ”Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Newyork Sözleşmesi’‘ geçerlidir.
Türkiye, bu sözleşmeyi uygun bulduğuna dair kanunu 1991 yılında çıkartmış, 1992 yılında da resmen kabul etmiştir.
Ancak Türkiye sözleşmeye iki çekince koymuştur, bunlar;
- “kararın bu sözleşmeye taraf bir ülkede verilmiş olması” (CAS’ın merkezi Lozan’da bulunduğu için İsviçre bu sözleşmeye tabii olarak taraftır.)
- “kararın Türk hukukuna göre ticari nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olması” şeklindedir.
Özellikle ”kararın Türk hukukuna göre ticari nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olması” biçimindeki ikinci çekince ile tanıma ve tenfizin kapsam alanı bir hayli daraltılmıştır.
Belirtilen çekinceler dolayısıyla bu hususta ülkemiz açısından yalnızca sponsorluk sözleşmeleri ve yayın sözleşmeleri gibi ”Ticari” nitelik arz eden spor uyuşmazlıkları ile ilgili CAS kararlarının tanınması ve tenfizine imkan tanınmıştır.
Tam da bu noktada sporun disipliner tarafı ve enternasyonal boyutu dikkate alındığında unutmamak lazımdır ki; CAS’ın diğer kararlarının da tanınması ve tenfizi önem arz etmektedir.
Nitekim, Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nün 64.maddesinde de, Spor Tahkim Mahkemesi’ne ilişkin birtakım düzenlemelere yer vermiştir.
Buna göre, FIFA VE UEFA statüleri uyarınca, kesin ve bağlayıcı bir FIFA veya UEFA kararına yönelik tüm itirazlar İsviçre/Lozan’da bulunan Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) tarafından ele alınacaktır.
Ancak CAS; oyun kuralları ihlalleri, FIFA ve UEFA statülerinin ilgili hükümleri doğrultusundaki askıya almalar veya TFF’nin bağımsız ve usulüne uygun olarak oluşturduğu Tahkim Kurulu tarafından alınan kararlar aleyhindeki itirazlara bakamaz. (TFF Statüsü m.64/1)
TFF; kendisinin ve üyelerinin, futbolcuların, resmi görevlilerin, müsabaka organizatörleri ve futbolcu temsilcilerinin UEFA ve FIFA organları ile CAS tarafından alınan ve kesinleşen tüm kararlarına tam olarak uymasını sağlar. (TFF Statüsü m.64/2)
Zaman içerisinde sporcu ve spor kuruluşlarının sayısındaki fahiş artış, ulusal ve uluslararası müsabakaların sayısındaki artışı da beraberinde getirmiştir. Bu gelişime paralel olarak sporla ilgili uyuşmazlıklarda da artış gözlenmiş ve bu uyuşmazlıkların sporun kendi dinamiklerine uygun şekilde çözülmesini zorunlu kılmıştır.
Hakikaten özellikle uluslararası müsabakalarda ortaya çıkan ihtilafların bir an evvel çözülmesi müsabakaların kaderini direkt olarak etkileyecek niteliktedir. Lakin bu alanda faaliyet gösteren birçok kuruluşun bulunması ve bunların kararları ile uygulamaları arasında ortaya çıkan tutarsızlıklar bu alanda yeknesaklığın sağlanmasına yönelik ihtiyacı fazlasıyla artırmıştır. Bu ihtiyaca en uygun cevabı vermeyi haiz yargı mercii olan CAS, bu işi üstlenmiştir.
CAS, alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemlerine de kapısını kapatmamışsa da özellikle tahkim vazifesinin sağladığı avantajlar ile gerçekten de ön plana çıkmıştır.
Spor Tahkim Mahkemesi, bugüne dek vermiş olduğu muhtelif kararlarla Spor Hukuku’ndan doğan uyuşmazlıkların ivediklikle ve adil bir biçimde çözülmesi görevini hakkıyla yerine getirmiştir.
Dolayısıyla, CAS’ın gerek ulusal gerekse uluslararası saygınlığını da göz önünde bulundurarak vermiş olduğu kararların icrası adına birtakım düzenlemelerin yapılmasının yanısıra, “Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Newyork Sözleşmesi”’ne konulan ”Ticari” nitelik arz etme şartına ilişkin çekincede revizyon yapılması gerekmektedir. Bu şekilde; Spor Hukuku açısından eşsiz kaynakların ortaya çıkışı sağlanıp, bir nevi yerel bazlı içtihat oluşturulup ihtilafların daha hızlı şekilde çözülmesinin önü açılacağı gibi ülkemiz sporunun gelişimi ve tahkimin amacına uygunluğu açısından da bu düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.