Basketbol

Türkiye – İsveç Maç Önü Analizi

Tarih/Saat: Cumartesi 6 Eylül 2025, Saat 12:00
Yer: Arena-Riga (Riga, Letonya)

Grup aşamasındaki ivmemizin özeti, sert savunma ve akıllı setlerle oyunu erken ele alışımızda gizli: Millilerimiz, tempoyu belirlediği her an rakibi hataya zorluyor.

Alperen için artık söyleyecek söz yok o bir dünya yıldızı ve şimdiye dek madalyayı ne kadar çok istediğini tüm dünyaya kanıtladı bile. Ergin hoca zaten buraların adamı. NBA dönüşü Cedi’ye Pana’da kucak açması mükemmel bir sezon geçirmesine vesile oldu; çok iyi turnuva geçiriyor . Her şey kusursuz ilerliyor nazar değmesin. Şehmuz Adem Ercan gelirse bir de Tarık Biberovic var ki ilerisi için de hayli ümit veren bir jenerasyon yakaladık son yıllarda belki de ilk kez basketbolda..

EuroBasket 2025’te Son 16 turunun Almanya-Portekiz maçı ile beraber favorisi net iki eşleşmesinden biri gibi duruyor Millilerimiz – İsveç randevusu, Millilerimizin turnuvadaki yolculuğunu bir üst tura taşıma açısından belirleyici bir eşik.

Türkiye, grup aşamasını yüksek tempo, fiziksel oyun ve istikrarlı hücum verimliliğiyle lider kapattı; bu performans, takımın hem hücum çeşitliliği hem de savunmadaki disiplin bakımından turnuva boyunca “güçlü favori” algısını pekiştirdi. Çekya maçının 9 dk sı dışında neredeyse hiç oyun içi kriz yaşamadık. Bu durum, Millilerimizin saha içi kimyasının ve ana silahlarının (iç-dış denge, ribaund hakimiyeti, set içi yaratıcılık) turnuva boyunca çalıştığını gösteriyor. Ki Alpi varken nasıl çalışmasın..

İsveç, turnuva öncesi beklentilerin altında görünen fakat grup aşamasının sonunda şansının da yardımıyla tek galibiyetle 4. sırayı alıp Son 16’ya yükselen bir ekip olarak “sürpriz takım” etiketini taşıyor. Bu tür takımların klasik özelliği, düşük beklentiyi avantaja çevirip savunma konsantrasyonuyla rakiplerini sürprizlere zorlayabilmeleri tabii burada çok sert bir savunma göreceğimize hiç kuşku yok dış şutlarda da isabet bekleyecekler ritimli bir şekilde..Türkiye gibi hücum gücü yüksek bir ekibe karşı ise esas umutları tempoyu yavaşlatmak ve tek bir ya da iki oyuncu üzerinden skor bulmak. İsveç’in rotasyon derinliği sınırlı; bu da maç uzadıkça yorgunluk ve bench katkısı problemini gündeme getirecektir.

Millilerimizin gruptaki son maçı olan Sırbistan mücadelesi, yüksek profilli rakiplere karşı sergilenen performansla da dikkat çekti: Alperen Şengün’ün dominant oyun kuruculuğu/etkinliği ve dış şut isabetleri, takımın hem set içi hem de geçiş hücumlarında kontrolü eline almasını sağladı. Öyle ki EuroBasket resmi hesabı dahi bu duruma sessiz kalamadı. Bebek Jokic değil Baba Şengün dedi. Bu noktada Türkiye’nin iki büyük gücü—iç oyunu kontrol eden uzunları ile tempo ve organizasyonu yöneten guard hattı—eşzamanlı çalıştığında İsveç’e karşı saha içi dengesizlik yaratma potansiyeli maksimuma çıkıyor.

Organizasyonel açıdan maç saat ve yer bilgileri netleşti: Son 16 karşılaşması 6 Eylül 2025, 12:00 (yerel) saatinde Arena Riga / Xiaomi Arena da oynanacak; bu, Millilerimizin maç ritmini bozmayacak bir program gibi görünüyor ancak seyahat/yeniden ısınma gibi lojistik ayrıntılar koç ekibinin dikkat etmesi gereken noktalardan. Maç saati abuk denilebilecek bir zaman dilimine alınmış; zamanlama ve saha koşulları, bench kullanımı ve oyuncu dinlendirme stratejilerini belirlemede etkili olacaktır.

Genel olarak; saha içi avantaj Millilerimizin lehine: daha derin kadro, turnuvadaki form grafiği ve kritik anlarda soğukkanlılık özetle ibre tümüyle bizden yana ancak; her turnuvada olduğu gibi dikkat edilmesi gereken hususlar elbette var bu tip takımlara karşı; İsveç’in “düşük beklentiyle özgür oynaması”, tek saha içi patlama veya beklenmeyen yüzde performanslarıyla maçı dengeleyebilir. Bu nedenle Millilerimizin işi; maçı sertlik, ribaund kontrolü ve top kayıplarını minimize ederek baştan sona kontrol etmek arzusunda ilerlemeli. Aksi halde, basketbolun kırılgan doğası gereği küçük dalgalanmalar büyük sonuç farklılıklarına dönüşebilir. 5-10 dk lık krizler telafisi mümkün olmayan sonuçları ortaya çıkarabilir.

Turnuva ağacında da yolumuz rahat ve konforlu görünüyor zira; çeyrek ve yarı finalde açık favoriler olan Fransa,Sırbistan ve Almanya ile eşleşme şansımız yok. Nazar değmesin şut ritmimizi ve enerjimizi sahaya yansıtmaya devam edersek muhtemel yarı finalde rakibimiz Yunanistan olacak gibi görünüyor.

Kadrolar & Eksikler

Millilerimiz:
Türkiye, Son 16’ya gelirken turnuvada söz sahibi olabilecek kalitede olduğunu gösterdi. Koç Ergin Ataman, grup aşamasında farklı beşler deneyerek hem yıldız oyuncularını dinlendirme hem de genç isimlere sorumluluk verme fırsatı da yeri geldi Onuralp’i de etkili şekilde oyunun içerisine kattık, oradan da katkı bulduk. Özellikle Alperen Şengün, hücumun merkezinde yalnızca boyalı alanı domine eden bir uzun değil; aynı zamanda pas dağılımı, perdeleme sonrası devrilme ve kısa devrilme setleriyle takımın beyni gibi işlev gördü. Onun etrafında şekillenen hücum setleri, Millilerimizin hücumda çok yönlü kalmasını sağladı. Cedi ve Larkin’in de kendi üstlerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirdiğini gördük şimdiye dek..

Guard hattında Furkan Korkmaz ve Şehmus Hazer’in değişken rollerine dikkat çekmek gerekiyor. Furkan, dış şut tehdidiyle savunmaları açarken, Şehmus atletizmi ve savunma agresifliğiyle tempoyu artırıyor. Onuralp Bitim,Ercan Osmani ve Kenan Sipahi ise bench’ten gelip enerjileriyle oyuna yön veren isimlerden oldular. Ercan’ın basit savunma hataları şimdilik canımızı yakmadı ama daha dikkatli olması lazım.

Bu derinlik, Millilerimizin İsveç karşısında ritmi kaybetmeden rotasyonu geniş tutmasına olanak tanıyacak.

Cedi Osman, her zamanki gibi iki yönlü oyunda takımın denge unsuru oldu. Savunmada uzun kollarıyla pas kanallarını kapatan Cedi, hücumda ise gerektiğinde skorer, gerektiğinde pas bağlantısı rolünü üstleniyor. Bu çok yönlülük, İsveç gibi tek yıldız odaklı takımlara karşı büyük avantaj sağlayacaktır. Hakansson önderliğinde hücum ediyorlar zira. Ayrıca Adem Bona ‘nın varlığı, boyalı alandaki sertliği ve ribaund gücünü yukarıya taşıyor. Millilerimizin önemli bir sakatlık problemi bulunmuyor; dolayısıyla Ergin Ataman, sahaya tam kadro çıkacak diyebiliriz 7-8 kişilik kadroları yönetmeyi en iyi koç olabilir dünyada..

İsveç:
İsveç’in en büyük gücü, kuşkusuz Hakansson ve Pelle Larsson ‘ikilisi’. Larsson, yüksek üçlük yüzdesiyle İsveç’in hücumunun temel taşlarından biri. Pantzar ise oyun kurucu rolünde topu yönlendiren, tempoyu ayarlayan isim. Ancak takımın genel sorunu, bu iki,üç ismin dışına çıktığında skor üretiminde sürekliliği sağlayamaması.

İsveç kadrosunda atletik uzunlar bulunuyor fakat; ribaundlarda istikrar sorunu dikkat çekiyor. Özellikle fiziksel olarak daha güçlü rakipler karşısında ikinci şans sayıları vermeleri, Millilerimizin işine yarayabilecek bir açık. Savunmada sertlik koymaya çalışsalar da faul problemine girme ihtimalleri yüksek. Bu nedenle İsveç’in, Millilerimizin geniş rotasyonu ve çok yönlü hücum planları karşısında hayli zorlanacağı aşikar.

Kadro derinliği açısından bakıldığında, İsveç’in bench katkısı sınırlı. Rotasyonda genç oyuncular mevcut ancak bu isimler turnuva seviyesinde henüz yeterli deneyime sahip değil. Koç Vedran Bosnic, maç içinde Eriksson ve Pantzar’a büyük ölçüde yaslanmak zorunda kalacak. Bu da Millilerimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor: rakibin yıldızlarını yavaşlatmak, tüm takımın hücum üretkenliğini ciddi şekilde düşürebilir. Pota altında agresif kalabilirsek özellikle Adem Bona ve Alperen’in ilk yarıdaki sert ve istekli oyunu sayesinde 15-20 sayılık bir avantajla soyunma odasına gitmemiz hayli olası. Tabii burada şimdiye dek turnuvada en iyi üçlük yüzdesine sahip takım olduğumuza da değinmek gerekiyor. Şutları soktuğunuz zaman pota altında yeterli üretim olup olmaması ya da krizden nasıl çıkabileceğiniz başlı başına bir problem teşkil etmeyebilir ki bu zamana dek de etmedi. Aksi senaryoda krize girebilirsiniz fakat; milliler burada da pota altını domine edebiliyor zira; Şeymus oraları çok iyi karıştırıp rakibi sertliğiyle bezdirebiliyor, Adem ve Alpi’nin de potaya penetrasyon aktiviteleri hayli yüksek olduğundan bu tarz durumlarda da genel olarak sorun yaşamıyoruz. Çekya maçının 9 dk lık dilimi dışında turnuvadaki maçları hep önde götürdük,oyunu hep domine ettik.

Genel Değerlendirme:
Kadrolar karşılaştırıldığında Millilerimiz, hem bireysel kalite hem de takım kimyası bakımından açık ara önde. Türkiye’nin çok yönlü rotasyonu, İsveç’in dar kadrosu karşısında oyunun her anında üstünlük kurabilecek nitelikte. Tek risk, rakibin yıldızlarının maçın ilk 10 dk lık diliminde olağanüstü bir gün geçirmesi hücum yönünden tabii buna bir de bizim dış şutlarda hayli isabetsiz başlamamız ve pota altında Alpi’nin ya da Adem’in faul problemine girmesi eklenmeli ki sürpriz olabilsin; fakat Millilerimiz’in geniş savunma opsiyonları bu ihtimali de minimize ediyor.

İstatistikler & Form Durumu

Millilerimiz:
Türkiye, grup aşamasında istatistik kağıdına Almanya ile beraber damga vuran ekiplerden biri oldu. Ortalama 92 sayı ile oynayan Millilerimiz, bu alanda turnuvanın en üretken hücum takımları arasında yer aldı. Hücum verimliliğinde en dikkat çeken nokta, sayıların dengeli dağılması: Alperen Şengün’ün boyalı alandaki etkinliği, Cedi Osman,Larkin ve Furkan Korkmaz’ın dış şut katkısı, bench’ten gelen Onuralp Bitim, Ercan,Kenan ve Şehmus’un dinamizmi hücumu çeşitlendirdi. Bu çok yönlülük, rakiplerin tek bir oyuncuyu ya da oyun setini durdurarak Türkiye’yi frenleme şansını ortadan kaldırıyor.

Savunmada ise Millilerimiz, rakiplerini ortalama 70 sayı altında tutmayı başardı.Özellikle ribaund kontrolünde (ortalama 40 ribaund) öne çıkan takımımız, ikinci şans sayılarında da rakiplerine büyük üstünlük kurdu. Alperen’in hem savunma ribaundlarındaki hakimiyeti hem de Adem’le beraber blok tehditleri, Millilerimizin pota altında güvenli bir kale oluşturmasını sağladı. Ayrıca guard hattının topa baskısı, rakipleri yüksek top kayıplarına zorladı; grup maçlarında rakipler ortalama 15 top kaybı yaptı.

Türkiye’nin dikkat çeken bir diğer özelliği ise tempo kontrolü. Ergin hoca liderliğinde takım, oyunu gerektiğinde yarı sahada sabırla, gerektiğinde de hızlı hücumlarla oynayabildi. Bu ikili tempo, özellikle İsveç gibi tek kanallı yavaş hücum eden takımlara karşı büyük tehdit. İstatistikler de bu tabloyu destekliyor: hızlı hücum sayılarında Millilerimiz grup aşamasında maç başına 12 sayı buldu.

İsveç:
İsveç’in istatistik profili daha mütevazı. Grup aşamasında maç başına ortalama 80 sayı üreten ekip, hücumda büyük ölçüde Pelle Larsson’un üçlükleri ve Pantzar ve Hakansson’un penetreleri üzerinden skor buldu. Ancak takımın saha içi yüzdesi dalgalı bir seyir izledi; özellikle üç sayı çizgisi gerisinde istikrar sağlamakta zorlandılar. Bir maçta %45 üçlük isabeti bulabilirken, bir sonraki maçta %20’nin altına düşebildiler. Bu istikrarsızlık, İsveç’in en kırılgan yönü.

Savunma tarafında ise rakiplerini ortalama 76 sayı civarında tuttular. Burada agresif bir savunma anlayışları olsa da faul problemi öne çıktı. İsveç, grup aşamasında faul ortalaması en yüksek takımlardan biri oldu. Bu durum, Millilerimizin serbest atış çizgisinden önemli katkı alabileceğini gösteriyor. Ayrıca ribaundlarda ciddi açık verdiler; uzun rotasyonlarının fiziksel olarak Türkiye seviyesinde olmaması, boyalı alanı savunmalarını zorlaştırıyor. Cedi’nin serbest atışlardaki istikrarsızlığına güvenerek ona faul yapmayı tercih edeceklerdir.

Form Durumu:
Millilerimiz, grup aşamasında aldığı galibiyetlerle moral ve özgüven olarak yükselmiş durumda. Özellikle son maçlarda tempoyu sürekli dikte eden bir Türkiye izledik. Takımın kimyası oturmuş, oyuncular rollerini benimsemiş görünüyor. İsveç ise Son 16’ya gelirken bir “başarı” hissi taşıyor; beklentinin üstünde geldiler ama buradan sonrası için güç dengeleri aleyhlerine dönmüş durumda. Tek galbiyetle son 16’ya kalmak da nasıl bir başarı o da soru işareti ya..

Genel Yorum:
İstatistikler açık şekilde Türkiye’nin üstünlüğünü ortaya koyuyor: daha yüksek hücum gücü, daha sağlam savunma, daha geniş rotasyon. İsveç ise sürpriz yapabilecek bir takım profili çiziyor ama bunun için olağanüstü bir şut performansına ihtiyaçları var. Millilerimiz, istatistiksel üstünlüğünü sahaya yansıtırsa bu maçta 15-25 sayılık bir farkla çeyrek finale ilerleyebilir.

Oyun Planı & Taktik Analizi

Millilerin bu maçtaki en büyük avantajı, oyun planını çeşitlendirebilmesi.

Hücumda ilk hedef, Alperen Şengün üzerinden boyalı alanda üstünlük kurmak olacak. Alperen’in sırtı dönük oyunları yalnızca birebir skor tehdidi yaratmıyor; aynı zamanda dışarıya açılan paslarla şutörleri devreye sokuyor. Bu nedenle Millilerimiz’in ilk çeyrekten itibaren topu Alperen üzerinden yönlendirmesi, hem İsveç uzunlarını faul problemine sokabilir hem de dış şut yüzdemizi artırabilir.

Guard hattında ise top paylaşımı kritik. Cedi Osman, Furkan Korkmaz(ya da Larkin) ve Şehmus Hazer üçlüsünün aynı anda sahada olduğu sekanslarda, topun hızlı dolaşımı rakip savunmanın dengesini bozacak. İsveç’in savunma zaafı özellikle “yardım savunması sonrası rotasyonda” ortaya çıkıyor. Millilerimiz topu iki kez çevirip boş şut fırsatlarını yakaladığında, farkın açılması kaçınılmaz hale gelecektir.

Savunma tarafında Türkiye’nin ana planı, Hakanson’u kısıtlamak üzerine kurulmalı. İsveç’in en büyük skor silahı olan Eriksson, ritme girdiğinde takımının hücum akışını bambaşka bir seviyeye çıkarıyor. Burada Cedi Osman veya Onuralp Bitim gibi hem uzun hem de çabuk oyuncuların savunmada bire bir eşleşmeleri kritik olacak. Aynı zamanda yardım savunmasıyla Larsson’un pas açılarını kapatmak, İsveç’in hücum planını daraltacaktır.

İsveç’in Stratejisi:
İsveç’in maçtaki tek şansı, oyunu yavaşlatmak ve Türkiye’nin tempolu hücumunu bozmak. Pantzar’ın oyun kurucu rolüyle tempoyu kontrol etmesi, uzun hücumlarla Millilerimizin ritmini düşürmesi gerekiyor. Hücumda ise Eriksson’un ve Hakansson’un dış şutlarını serbest bırakmak ve boyalı alanda temaslı oyunlarla faul almak, İsveç’in deneyeceği yöntemler arasında olacak. Ancak bu stratejinin dezavantajı, İsveç’in dar rotasyonunun uzun süre dayanamayacak olması. Hele ki turnuvanın ortalarına geldiğimiz bugünlerde..

Tempo Yönetimi:
Millilerimiz için maçın kırılma noktası, temponun kontrolü olacak. Eğer Türkiye savunma ribaundlarını toplayıp hızlı hücumlarla sayı bulursa, İsveç’in geri dönme şansı çok azalır. Çünkü İsveç, açık sahada hızlı koşabilecek derinliğe sahip değil. Bu nedenle Millilerimiz’in savunmadan hücuma geçişleri, oyunun kaderini belirleyecek.

Sonuç:
Taktiksel resme bakıldığında Millilerimiz, her iki yarı sahada da rakibine göre daha güçlü planlara sahip. İsveç’in tek çıkış noktası, olağanüstü bir şut günü geçirmesi olabilir. Ancak Türkiye’nin savunma disiplini ve hücum çeşitliliği sahaya yansıdığında, bu ihtimal ciddi şekilde azalıyor. Bu nedenle oyun planı, Millilerimiz için “kontrollü agresiflik” üzerine kurulmalı: savunmada sert, hücumda akıllı.

—Kilit Oyuncular—

Millilerimiz için kritik oyuncular:

Alperen Şengün
Turnuvanın en etkili uzunlarından biri olan Alperen, hem hücum hem savunmada takımın merkezi olarak öne çıkıyor. Boyalı alandaki hakimiyeti sayesinde İsveç’in iç savunmasını sürekli baskı altında tutuyor. Alperen’in ribaund ve blok tehditi, rakiplerin hücum planlarını ciddi şekilde kısıtlıyor. Hücumda sırtı dönük oyunları ve kısa devrilme setleri, Millilerimizin topu hızlı ve etkili bir şekilde dolaştırmasına imkan veriyor. Bu maçta Alperen’in fiziksel üstünlüğü ve oyun zekası, İsveç’in skor üretme kabiliyetini sınırlayabilir.

Shane Larkin
Guard hattının lideri olarak Larkin, tempo belirleme ve setleri organize etme konusunda kritik bir isim. Hızlı geçiş hücumları ve pick-and-roll oyunlarıyla Millilerimizin ritmini sahada tutuyor. Ayrıca Larkin’in sahadaki varlığı, Furkan ve Cedi’nin skor üretmesini kolaylaştırıyor. İsveç’in tempoyu yavaşlatma girişimlerine karşı Larkin’in top dağıtımı ve şut tehdidi, maçın kaderini belirleyebilir.

Furkan Korkmaz
Dış şut tehdidi ve penetreleriyle İsveç’in savunmasını açacak kilit isimlerden biri. Furkan’ın özellikle çeyrek ve yarı saha setlerinde yaratıcı pozisyonlara girmesi, Millilerimizin hücum çeşitliliğini maksimum seviyeye çıkarıyor. Savunmada da top baskısı ile rakibin ritmini bozabiliyor.

Cedi Osman
Takımın iki yönlü oyuncusu olarak Cedi, hem savunmada hem hücumda denge unsuru. Birebir savunmada Eriksson gibi skor silahlarını kısıtlaması ve hızlı hücumlarda skor katkısı sağlaması, Millilerimizin kontrolü elden bırakmamasını mümkün kılıyor.

Adem Bona :Adem Bona, Millilerimiz’in iç rotasında son derece kritik bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Genç yaşına rağmen fiziksel kapasitesi ve atletizmi ile hem hücum hem savunmada fark yaratabiliyor. Özellikle hızlı geçiş hücumlarında potaya hareket kabiliyeti, Millilerimiz’in tempoyu yükseltmesine doğrudan katkı sağlıyor.

Defansif anlamda ise Adem, boyalı alanda blok tehdidi ve ribaund hakimiyeti ile İsveç’in uzunlarını sınırlama potansiyeline sahip. İsveç’in dar rotasyonu ve boyalı alandaki zayıflığı, Adem’in etkinliğiyle birleştiğinde Millilerimiz’in ikinci şans sayıları üretmesini kolaylaştırabilir. Ayrıca pick-and-roll savunmalarında ve switchlerde Adem’in hareketliliği, rakibin oyun kurucu ve şutörlerini baskı altına alma açısından kritik bir silah olarak değerlendirilebilir.

Hücumda, Adem Bona’nın cut hareketleri ve pota altı bitiriciliği, Alperen Şengün ile kurulan tandemle takımın iç-dış dengesini korumasını sağlıyor. Gerektiğinde topu hızlıca paylaşması ve alan yaratması, bench oyuncularına da boş şut fırsatları sunuyor. Bu nedenle Adem’in sahadaki varlığı, Millilerimiz’in hem fiziksel üstünlüğünü hem de tempo avantajını sürdürmesinde belirleyici olacak.

İsveç’in kilit oyuncuları:

Jonas Hakansson – İsveç’in tempo kontrolü ve dış şut tehdidini sağlayan diğer kilit oyuncu. Hem Eriksson’un yanında saha içi alanı açıyor hem de top paylaşımında etkin. Hızlı hücumlarda ve yarı sahada Millilerimiz’in savunmasını test edebilir.

Pelle Larsson: Takımın hücum yükünün çoğunu sırtlıyor. Boş şutlarda etkili, tempoyu kontrol edebiliyor. Millilerimiz’in savunmadaki önceliği Larsson’u durdurmak olmalı.

Melwin Pantzar: Oyun kurucu ve tempoyu belirleyici olarak kritik. Türkiye’nin geçiş hücumlarını kesmek ve topu kontrol altında tutmak için Pantzar’ı etkisizleştirmek şart.

  • Ribaund uzunları: İsveç’in fiziksel olarak sınırlı rotasyonu, Millilerimiz’in ikinci şans sayıları üretmesini kolaylaştırıyor.

Genel Değerlendirme:
Maçın kaderini belirleyecek en önemli unsurlar, Millilerimiz’in kilit oyuncularının saha içinde etkili olup olmayacağı ve İsveç’in yıldızlarının baskıyı kaldırıp kaldıramayacağı. Alperen ve Cedi’nin hayli agresif ve istekli şekilde başlayarak oyunu domine edeceğini düşünüyorum.

Sonuç & Beklentilerim;

Millilerimiz, EuroBasket 2025 Son 16 turunda İsveç karşısına oldukça güçlü bir kadro ve yüksek özgüvenle çıkıyor. Grup aşamasındaki performansları, sahadaki disiplinleri ve oyun çeşitliliği, Türkiye’nin rakibine göre çok daha üst seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Hücumda Alperen Şengün liderliğinde boyalı alan hakimiyeti, Furkan Korkmaz ve Cedi Osman’ın dış tehditleri ve Larkin’in tempo kontrolü, Millilerimiz’in en büyük avantajları. İç rotasyonda başta Alpi ve Adem Bona ile çok kullanmasak da Sertaç Şanlı ve Ömer Faruk ile fiziksel üstünlüğü, ribaund ve savunma kalitesini artırarak İsveç’in boyalı alan oyununu zora sokuyor.

İsveç’de dar kadro ve bench katkısının sınırlı olması, Millilerimiz’in geniş rotasyonu karşısında ciddi bir dezavantaj oluşturuyor. Takımın istikrarı, özellikle uzun süreli oyunlarda ve tempolu hücum karşısında baskı altında kalmalarını önleyemeyebilir.

Bu noktada Türkiye’nin savunma ve hızlı geçiş hücumları, maçın kontrolünü tamamen Millilerimiz lehine çevirecek temel faktörler arasında yer alıyor.

Tempo ve psikolojik üstünlük de Türkiye’nin lehine. Millilerimiz, turnuva boyunca saha içi ritmi belirleyen takım oldu Sırbistan maçı dahil ve bu maçta da İsveç’in tempo yavaşlatma çabalarını boşa çıkaracağız. Savunmada top kaybını minimize etmek, ribaund üstünlüğünü sürdürmek ve hızlı hücumları etkili kullanmak, galibiyetin anahtar noktaları. Ayrıca bench katkısı ile tempoyu sürekli diri tutmak, genç oyuncuların enerjisiyle maçı zorlayacak bir dinamik yaratıyor.

Tahmini Sonuç:
İstatistikler, form durumu, kadro derinliği ve saha içi disiplin göz önüne alındığında, Millilerimiz’in bu karşılaşmayı kontrol altında tutması ve çeyrek finale yükselmesi yüksek olasılık. İsveç’in sürpriz yapma ihtimali olsa da, Millilerimiz’in savunmadaki sertliği, hücum çeşitliliği ve kilit oyuncuların performansı ile galibiyet büyük ölçüde kaçınılmaz görünüyor.

EuroBasket 2025’te Türkiye’nin Son 16 turunda İsveç’i geçmesi, hem takımın özgüveni hem de çeyrek finaldeki stratejik pozisyonu açısından kritik. Millilerimiz, sahadaki disiplin, fiziksel üstünlük ve oyuncuların bireysel yeteneklerini birleştirerek bu maçı kontrol altına alacak. Alperen Şengün, Larkin, Cedi Osman ve Adem Bona’nın performansı maçı ilk yarıda bitirecektir. Türkiye’nin çeyrek final hedefi doğrultusunda bu maç, sadece bir eşleşme değil; Millilerimiz’in turnuvadaki kararlılığının da göstergesi olacak. Maçın skor farkı, saha içi ritim ve hücum verimliliğine bağlı olarak 15-25 sayı civarında olabilir beklentim bu yönde..

Başarılar 12 Dev Adam!

Türkiye – Çekya Maç Önü Analizi

Tarih/Saat: Cuma 29 Ağustos 2025, 14:45
Yer: Arena-Riga

İlk maçın özeti tam olarak bu karede saklı..

Porzingis konuştuğuna konuşacağına pişman olmuştur bu posterin ardından..

Şehmus’un pozisyonun ardından Porzingis’e attığı bakış da cabası..


Kadrolar & Eksikler

Türkiye (Koç: Ergin Ataman):
Alperen Şengün, Shane Larkin, Cedi Osman, Furkan Korkmaz, Omer Yurtseven, Sertaç Şanlı, Adem Bona, Ercan Osmani, Sadık Kabaca, Kenan Sipahi, Sehmus Hazer, Alperen Akyüz.

Çekya (Koç: Ronen Ginzburg):
Vít Krejčí, Ondřej Balvín, Patrik Auda, Jaromír Bohačík, Martin Peterka, Ondřej Sehnal, Vojtěch Hruban, David Jelinek, Tomas Kyzlink, Lukáš Paliza.

Çekya’da son yılların parlayan yıldızı ve takımın bel kemiği olan Jan Veselý ve oyun kurucu Satoransky yok..


Hazırlık maçında Türkiye’nin Çekya’ya karşı çok net bir üstünlük kurmuş olması önemli bir ipucu turnuvaya da hayli sert ve agresif başladık. Bilhassa Alpi o kadar hırslı ve iştahlı ki Adem’i de kendi gibi yükseltecektir turnuva boyunca umarım madalya yolunda..

Millilerimizde;

  • Alperen merkezli yarı saha hücumu → short roll dağıtıcı, alçak posttan pas dağıtımı.
  • Larkin’in PnR yönlendiriciliği → drive sonrası köşelerde Cedi/Furkan şut opsiyonları ve;
  • Fiziksel ve atletik uzunlarla ribaund üstünlüğü kurma gibi hayli baskın avantajlarımız bu maçta da baskın olacaktır.

Çekya’da; Koç== (Ronen Ginzburg):

  • Krejci liderliğinde sabırlı set oyunu → bol pas, sabırlı hücum genelde tercih ettikleri oyun kurgusu modeli.
  • Hruban & Jelinek üzerinden topsuz katlar ve şut opsiyonları yaratabiliyorlar.
  • Genel olarak tempo düşürüp yarı saha düzenine zorlayan, hücum ribaundlarına yüklenen bir takım.

KRİTİK EŞLEŞMELER;

Alperen Şengün – Ondřej Balvín

  • Çekya’nın boyalı alan savunması Balvín’in fiziğine ve mobilitesine bağlı.
  • Hazırlık maçında Alperen post-up’larla çok rahat skor buldu, Çekya bu kez daha sert ikili sıkıştırma getirebilir.
  • Kritik nokta: Alperen’in pas trafiğini kesmek ama; bu da Cedi/Furkan’ın boş şutlarına yol açacak.
  • Bizim açımızdan faul yönetimi çok kritik; özellikle Bona’dan savunmada enerji beklenebilir ilk maçta çok iş düşmedi ona..Şehmus Hazer’in ve Furkan’ın ekstra üçlükleri ve dış şut tehditleriyle..
  • Larkin patlayıcılığı ve şutu ile açık avantaj sahibi.
  • Krejci ise uzun boylu (2.01 m) bir guard → Larkin’i post-up’larla zorlayabilir.
  • Çekya’nın planı: Larkin’in hızını yarı sahada sınırlayıp switch sonrası post-up oynamak olacaktır.
  • Koç Ergin hocanın temelde planı ise Çekya maçı özelinde; Larkin’in penetrelerinden sonra dış şut tehditlerini aktif tutmak ve ilk maçta gördüğümüz performansın paralelini beklemek olacaktır.
  • Hruban ve Jelinek sürekli topsuz hareketle şut arayan oyuncular → Dāvis/Dairis Bertāns’a benzer profilleri diyebiliriz ilk maça kıyasla..
  • Burada konsantrasyon kaybı anında üçlük olarak döner ancak Portekiz maçında hücumda çok kısır kaldılar zira kadrolarındaki eksiklikler had safhada.
  • Cedi’nin savunma disiplini ve Furkan’ın fiziksel teması belirleyici olacaktır.

Ribaund & Fiziksellik

  • Çekya özellikle hücum ribaundlarında çok agresif; Balvín ve Auda ikinci şans sayıları yaratıyor.
  • Bizim zaafımız → bazen “topu izleyip adamı unutma” hatası. Box-out yapılmazsa cezayı keserler.
  • Avantajımız → Bench de Adem Bona ve Ömer Yurtseven’in fiziksel üstünlüğü. Eğer sertlik koyarsak ribaundları domine edebiliriz ki bunu turnuva boyunca yapacağımızın sinyallerini ev sahibine karşı baştan sona domine ettiğimiz ilk maçta gördük hakeza Cedi ve Alpi’nin açıklamalarına da bu yansıdı.

Bench Katkısı

Türkiye:

  • Şehmus Hazer → topsuz koşular ve hızlı penetrelerle oyunun ritmini değiştiriyor.
  • Sertaç Şanlı & Sadık Kabaca → pick&pop tehdidi ve ribaund katkısı.
  • Kenan Sipahi → kısa süreli tempo kontrolü, Larkin’i dinlendirme avantajı.

Çekya:

  • Bohačík & Peterka → dış şut katkısı.
  • Sehnal → enerjik guard, kısa sürede tempo getiriyor.

Tempo & Oyun Dengesi

  • Çekya oyunu yavaşlatmak isteyecek. Hücumda hiç üretken değiller bu yüzden skoru 60-70 bandında tutmak isteyecekler her iki takım adına da ki bu bizim dış şutlardaki performansımıza bağlı daha ziyade Çeklerin savunmasından çok.
  • İlk maçta ekstra üçlükler ve 40 dk nın tümüne yayılan hırsımız bizi rahatlatmıştı.
  • Larkin’in yaratıcılığı ve ribaund çıkışlarıyla tempoyu artırmak zorundayız.
  • Tempoyu kim belirlerse maçın kontrolünü o alıcaktır.

Sonuç & Tahmin

  • Türkiye: Fiziksel üstünlük + Alperen’in liderliği + Larkin’in yaratıcılığı.
  • Çekya: Tecrübeli guard Satoransky’nin yokluğu + disiplinli yarı saha düzeni.
  • Maçın kaderi → Krejci’nin Larkin karşısındaki savunma performansı.

Tahminim: Türkiye maçı 5,6 hücum pozisyon farkıyla yani 10-15 sayı arası farkla kazanır.

Başarılar 12 Dev Adam !

EuroBasket 2025 başlıyor..

Açılış maçında turnuvanın ev sahiplerinden Letonya ile karşılaşıyoruz..

EuroBasket 2025, resmen bugün başlıyor ve Avrupa basketbol sahnesinde büyük heyecan start alıyor. Turnuva 24 takımın katılımıyla; Kıbrıs, Finlandiya, Polonya ve Letonya’da düzenlenecek. Şampiyonluk mücadelesi, finalde Arena Riga’da gerçekleşecek.

Millerimizin açılış maçına odaklanmadan önce turnuvanın favorileri kimler, hangi önemli eksikleri var hep birlikte buna bir göz atalım..

Öne Çıkan Takımlar & Star Oyuncular

1. Sırbistan

  • Takımın yıldızı ve üç kez NBA MVP’si Nikola Jokić, turnuvanın en büyük silahı.
  • BasketNews’e göre Sırbistan, favori takımlar arasında zirvede yer alıyor.

2. Almanya

  • Dünya şampiyonu ve turnuvanın sürpriz güçlerinden biri olarak öne çıkıyor.
  • Koç Álex Mumbrú’nun turnuvanın başında hastalığı nedeniyle takımın başında olmayacak olması bir soru işareti.

3. Fransa

  • Favoriler arasında yer alıyor.
  • Wembanyama, Gobert, Lessort ve Fournier gibi kilit iç oyuncuların yokluğu büyük eksiklik.

4. Yunanistan

  • Giannis Antetokounmpo yıldız oyuncu olarak öne çıkıyor; hem fiziksel gücü hem liderliğiyle, takımı taşıması bekleniyor.

5. Slovenya

  • Luka Dončić her zaman olduğu gibi takımın bel kemiği ancak; Cancar ve Nebo’nun yokluğu nedeniyle performansı bireysel çabaya dayanabilir.

6. Türkiye

  • Alperen Şengün, Adem Bona, Furkan Korkmaz ve Cedi Osman gibi NBA yeteneklerine sahip. Bu güçlü kadro, turnuvada sürpriz yapma potansiyeline sahip.

7. Finlandiya

  • Kendi evinde oynuyor ve Lauri Markkanen formda. Takım, sürpriz yapacak kadar güçlü olabilir. Underdog diyebilirim.

8. Letonya

  • Kristaps Porziņģis’in milli takım formasıyla geri dönüşü ve ev sahibi avantajı, onları ciddi bir tehdit haline getiriyor.

Öne Çıkan Eksiklikler

  • Fransa: Wembanyama (tromboz), Gobert (kişisel neden), Lessort (kırık) ve Fournier (ayak) yok.
  • Litvanya: Sabonis forma giyemeyecek.
  • İtalya: DiVincenzo son anda kadroya katılamadı; ayrıca Mannion ve Abass da yok.
  • İspanya: Yeni jenerasyonu oturtma derdindeler bu süreçte; Lorenzo Brown, Juan Núñez, Abrines ve Garuba gibi önemli oyuncular turnuvada değil. Kadro bir hayli gençleşmiş durumda.
  • Bosna-Hersek: Musa, Garza ve Castaneda’nın yokluğu, takımın hücum gücünü düşürdü.
  • Çekya: Satoransky ve Vesely’den yoksun.


Kısaca daha rahat anlaşılabilmesi adına favorileri tablo ile özet geçersek;

TakımÖne Çıkan OyuncularEksiklik / Notlar
SırbistanNikola Jokić ve NBA oyuncularıGüçlü kadro ve form durumu
AlmanyaFranz Schröder, Wagner kardeşlerHocanın yokluğu dezavantaj
FransaNBA destekli ama önemli eksikler varİç rotasyon zayıf
YunanistanGiannis liderliğinde fiziksel üstünlükTakım derinliği önemli
SlovenyaLuka DončićDiğer eksikler yük getirebilir
TürkiyeŞengün, Bona, Korkmaz, OsmanPotansiyel yüksek ama performans kritik
FinlandiyaLauri MarkkanenEv sahibi avantajı ve form durumu olumlu
LetonyaKristaps PorziņģisEv sahipliği avantajı kurucu rol oynayabilir
İspanyaGenç kadro ve Hernangómez kardeşlerTecrübe eksikliği sorunu yaratabilir

Sonuç

EuroBasket 2025 önceki Avrupa Şampiyonaları’na kıyasla bir hayli bol yıldızlı ve süpriz olmazsa dengeli bir turnuva vaad ediyor. Sırbistan favori olarak öne çıkarken, Almanya ve Fransa da ciddi meydan okurlar. Yunanistan ve Slovenya bireysel yıldızlarının gücüne güveniyor. Türkiye, Finlandiya ve Letonya sürpriz yapabilecek potansiyele sahip. İspanya ise genç kadrosuyla hayran bırakabilir ama elbette tecrübe eksikliği ile zorluk yaşayacaktır.

Şimdi de gelelim Millilerimize..

İlk maçımızda ev sahibi Letonya ile karşılaşıyoruz..

Maç bilgisi

  • Tarih/Saat: Çarşamba 27 Ağustos 202517:00 CEST (Amsterdam) / 18:00 Riga (EEST)
  • Yer: Arena Riga (ev sahibi Letonya).

Kadrolar & Eksikler

Letonya (Koç: Luca Banchi): Kristaps Porziņģis, Dāvis Bertāns, Dairis Bertāns, Artūrs Žagars, Kristers Zoriks, Rihards Lomažs, Rolands Šmits, Andrejs Gražulis, Klāvs Čavars, Mārčiš Šteinbergs, Artūrs Kurucs, Mareks Mejeris.
— Not: Rodions Kurucs topuk sakatlığı nedeniyle bu turnuvayı kaçırıyor.

Türkiye (Koç: Ergin Ataman)Alperen ŞengünShane LarkinCedi OsmanFurkan KorkmazOmer YurtsevenSertaç ŞanlıAdem BonaErcan OsmaniSadık KabacaKenan SipahiSehmus HazerAlperen Akyüz.

Güncel form – Hazırlık maçları

Milliler ;
Litvanya Mağlup 70–91 (7 Ağu),

Almanya Mağlup 71–73 (15 Ağu),

Çekya Galip 91–70 (16 Ağu),

Litvanya Galip 84–81 (20 Ağu),

Karadağ Galip 96–85 (23 Ağu).

Letonya:
Slovenya (100–88) ve İtalya (83–68) galibiyetleri; İtalya (75–91)Litvanya (105–109)Yunanistan (86–104) mağlubiyetleri.

İpucu: Almanya’ya 73–71 kaybettiğimiz son ciddi provada Şengün 25 sayı ile dominant göründü; bu maçtaki setler yarın için güçlü bir ön-örnek niteliği taşıyor aslında.

Tarzlar – hızlı tanım

  • Letonya (Banchi): Topu hızlı dolaştıran, 5-out/spacing ve yüksek üçlük hacmiyle oynayan, Porziņģis’i pick-&-pop merkezli kullanan takım. İtalya’ya karşı son provada 15/31 üçlük isabeti bu kimliği özetliyor. Hayli yüksek yüzde..
  • Türkiye (Ergin Ataman hoca): Yarı sahada Şengün merkezli el üstü pas, short-roll dağıtım ve Larkin’le PnR üstüne kurulu; kanatlarda Cedi/Furkan spacing ile ceza kesiyor. Almanya maçı bu şablonu net gösterdi.

Başlıca eşleşmeler ve taktik düğümler

Porziņģis–Şengün: “pop mu drop mu?”

  • Letonya hücumu: Porziņģis’in tepe PnP’leri ve “ghost screen”leri savunmayı bozar; drop’ta üçlüğü, switch’te postu var. Maçın öyküsünü belirleyecek eşleşme çok net,tartışmasız.
  • Milliler:
    • Porziņģis topu yere vurduğunda erken ikili sıkıştırma ile pas açısını kapatmak için top-side deny deneyebiliriz.
    • Foul yönetimi kritik: Özellikle Adem’in Alperern’in faul riskini azaltması lazım,yükünü hafifletmesi lazım.

Larkin vs Žagars/Zoriks

  • Shane Larkin çok hızlı, hem dış şutu hem de içeri penetresi var. Topu yönlendirirken özellikle pick&roll da hem kendi skorunu buluyor hem de uzunlara pas çıkarıyor.
  • Artūrs Žagars ve Kristers Zoriks daha çok takımın temposunu ayarlayan, savunmada sert kalmaya çalışan guardlar. Hücumda şut atabiliyorlar ama Larkin kadar patlayıcı değiller. Bu büyük avantaj tabii Larkin kendi kapasitesinin en azından yarısını sahaya yansıtırsa.. Bu eşleşmede kritik nokta şu:
  • Eğer Žagars/Zoriks, Larkin’i ilk adımda yavaşlatamazsa, Larkin potaya ya da orta mesafeye rahat gidecek. Bu da Letonya savunmasının yardım getirmesine yol açacak ve köşelerde Cedi/Furkan boş şut bulacak ama; Letonya guardları Larkin’i dışarıda tutmayı başarırsa, hücumda zorlanabiliriz çünkü; yaratıcılık büyük ölçüde Larkin’den başlıyor.
  • Yani çok basit: Larkin hız ve yaratıcılığıyla üstün, Žagars/Zoriks fizik ve sertlik koymaya çalışacak. Bu düğüm maçın gidişatını ciddi şekilde etkileyebilir.

Dāvis & Dairis Bertāns’a topsuz savunma

Bertāns kardeşler (Dāvis ve Dairis) topsuz oyunda çok tehlikeli çünkü;

şut tehdidi çok yüksek.

  • Sürekli hareket ediyorlar: Özellikle perde üzerinden çıkarak boş şut arıyorlar. Yani bir anlık dalgınlık hemen üçlüğe dönüşebilir.
  • Yakın kalmak şart: Topsuzken bile savunmacı onlara “yapışık” oynamalı. Birkaç adım geride kalmak bile riski büyütür.
  • Perde yardımı önemli: Perdeye takıldığında takım arkadaşının kısa süreli yardım edip hemen geri dönmesi lazım. Yoksa boş atışı buluyorlar.
  • Topu almadan baskı: Onlara pas gelmeden önce hat üzerinde baskı yapmak, yani pas yolunu bozmak etkili olur.

Kısaca: Yakın kal, perdeye takılma, pas yollarını boz → Bu kardeşleri durdurmanın en net yolu bu.

Ribaund & fiziksellik

  • Letonya ribaundlarda çok agresif ve savaşçı bir takım. Yani top potadan sektiği anda herkes yükleniyor.
  • Bizim oyuncular bazen topu izliyor, adamı unutuyor. O yüzden önce adamını box-out etmek (vücudunla uzaklaştırmak) sonra topa gitmek şart.
  • Fiziksel mücadeleden kaçmamak lazım; temas yemeden ribaund alamayız.
  • Hücum ribaundlarında da rakip uzunlar kadar dış oyuncuları da aktif, sadece pivotlara bakmak yeterli değil.

Bench Katkısı

  • Şehmus Hazer: Topsuz koşuları ve hızlı penetreleri ile hem skor hem asist yaratabilir.
  • Sertaç Şanlı / Sadık Kabaca: Pick&pop ve ribaund katkısı ile pota altında önemli destek sağlar.
  • Kenan Sipahi / Alperen Akyüz: Tempo kontrolü ve kısa süreli skor katkısı ile maçın ritmini korur. Eğer Milliler; bench oyuncuları, Larkin ve Şengün’ün liderliğinde tempoyu kaybetmeden oynarsa, maçın kritik 2-3 dakikalık periyotlarında fark yaratabilir.
  • Rihards Lomažs: Mikrodalga skorer; kısa süreli patlayıcı skor üretir.
  • Rolands Šmits / Andrejs Gražulis: Pick&pop ve ribaund desteği ile Porziņģis’in yükünü hafifletir.
  • Letonya bench’i skor ve tempo açısından etkili, ama; millilerin fiziksel avantajı ve hızlı ribaund çıkışları bu katkıyı sınırlandırabilir.
  • Kısaca: Türkiye bench’i enerjiyi yüksek tutup ribaund ve geçiş hücumlarıyla fark yaratabilir; Letonya bench’i ise skor patlamasıyla öne çıkmayı hedefleyecek.

YAKIN GEŞMİŞ;

  • 2017’den bu yana resmî maçlarda Letonya 4–1 önde (WC Elemeleri serileri dahil).
  • Ev sahibi olma faktörü de bugün onların yanında.

Oyun içi dengelere baktığımızda ;

  • Tempo: Orta-yüksek seyredecektir (Letonya erken şut arar, çok sayıda dış sayı imkanı yakalamalarına müsaade etmememiz lazım iç/dış dengeleri oturmamalı ev sahibi açılış maçında ritmi bulursa işler çığırından çıkabilir).

Sonuç olarak;

  • Maç dengeli geçecek kuvvetle muhtemel. Letonya ev sahibi avantajına sahip ama Türkiye’nin fizik gücü ve Alperen’in liderliği farkı dengeleyecektir. Maçın kaderi; Porziņģis’in oyununu ne kadar kontrol edebileceğimize ve Larkin’in sahada nasıl performans göstereceğine bağlı olacak. Hazırlık maçlarında oturan oyunumuzun turnuva konsantrasyonuyla birleşeceğini düşünüyorum. Oyunun hiç bir anında iki taraf da maçı kopartamayacaktır son 5 dk ya dek. Son bölümdeki bench katkısı ve Alperen’in etkin oyunuyla pota altını domine ederek maçı kazanacağımızı düşünüyorum. Yalnızca maç içinde rakibe 6/7-0’lık seriler vermeyelim dengeli bir hücum grafiği çizelim, savunmada gereğini yaparız zaten. Başarılar 12 Dev Adam..

———————————————————————————————–

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) Hükümlerinin Ulusal ve Uluslararası Çapta Federasyonlar Nezdinde Tanınması, Tenfizi ve İcrası

Spor Tahkim Mahkemesi (“Court of Arbitration for Sport”) (“Tribunal Arbitral du Sport”) veya bilinen adıyla ”CAS”; Sportif uyuşmazlıkları, spor yargılamasının kendine has özelliklerinin gerektirdiği yetkinlik kapsamında “tarafsızlık ve bağımsızlık” ilkelerini temel felsefe edinerek çözmek adına 1984 yılında İsviçre’de kurulmuştur.

Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) bünyesinden çıkan bir oluşum olma gibi bir handikapla kurulmasına rağmen çok geçmeden bir Tahkim Mahkemesi hüviyetine bürünmüştür.

Nitekim, FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği), çoğu ulusal ve uluslararası spor federasyonu kendi statülerinde bağlı organlarının vermiş olduğu kararların son mercii olarak CAS’ın denetimine tabi tutulduğunu açıkça belirtmiştir.

Futbol, Futsal ve Plaj Futbolu’nun dünya çapındaki en üst düzey yönetim organı olan FIFA; 11 Kasım 2002 itibariyle CAS’ın mutlak yetkisini tanımış 2004 yılı itibariyle de yürürlüğe koymuştur.

FIFA Statüsü’nün, CAS’ın yetkisine ilişkin 58.maddesi uyarınca, FIFA tarafından son mercii olarak alınan kararlara ve ayrıca konfederasyonlar, üyeler veya ligler tarafından alınan kararlara karşı; kararın tebliğinden itibaren 21 gün içinde CAS’a başvurulabilir. (FIFA Statüsü m.58/1)

Ancak oyun kurallarının ihlaline ilişkin kararlar, dopingle ilgili kararlar dışında 4 maça kadar (dört dahil) veya 3 ay için men kararları ile aleyhine bir federasyonun veya konfederasyonun olağan ve bağımsız bir hakem mahkemesi nezdinde başvuru yapılması mümkün olan kararları aleyhine CAS’a başvurulamaz. (FIFA Statüsü m.58/3)

Nitekim aynı branşların Avrupa’daki yöneticisi ve denetleyicisi olan UEFA da, Şampiyonlar Ligi Talimatı’nın ”Kabul kriterleri ve prosedürleri” başlıklı 4. maddesi ve Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) başlıklı 84.maddesinde; Şampiyonlar Ligi’nde oynanan maçlar açısından CAS’ın mutlak yetkisini onamış ve buna ilişkin hususlara yer vermiştir.

UEFA Statüsü’nün 61.maddesinde, UEFA ile federasyonlar, ligler, üyeler,oyuncular veya resmi görevliler arasındaki uyuşmazlıklar; federasyonlar, ligler,kulüpler ,oyuncular ve resmi görevliler arasındaki Avrupa  boyutu olan uyuşmazlıklara karşı ilk derece mahkemesi olarak CAS’ın yetkili olduğu ve CAS’ın ancak UEFA’nın bir organının yetkisine girmeyen uyuşmazlıklar hakkında yetkili olduğu belirtilmiştir.

Statünün 62.maddesinde ise; ”UEFA’nın bir organı tarafından alınan her türlü karara karşı, temyiz mahkemesi olarak, diğer tüm mahkemeler ve hakem mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldıracak şekilde,sadece CAS’a başvurulabileceği belirtilerek, temyiz mahkemesi olarak CAS’ın münhasır yetkisi kabul edilmiştir.

Buna karşılık, statünün 63.maddesine göre, CAS; oyun kuralları veya bir müsabakanın teknik uygulamaları gibi tamamen sportif nitelik arz eden bir kuralın uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklar, bir gerçek kişinin 2 maça kadar veya 1 ay müsabakadan men cezası aldığı kararlar ile bir federasyonun tüzüğü veya statüsünün uygulanmasından kaynaklanan ulusal boyutlu bir uyuşmazlıkta, tarafsız ve bağımsız bir hakem mahkemesi tarafından verilen bir hakem kararı aleyhine yapılan başvuruları karara bağlama yetkisine sahip değildir.

Bir federasyon nezdinde CAS’ın mutlak yetkisinin kabul edildiği durumlarda CAS; ilk derece mahkemesi olarak karar verirse, tüzükte öngörüldüğü takdirde bu karara karşı temyiz yargılamasını da CAS yapabilecektir.

CAS’ın vermiş olduğu kararlar nihai ve bağlayıcı nitelik taşımaktadır. Bu konuda 161 ülkenin taraf olduğu ”Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Newyork Sözleşmesi’‘ geçerlidir.

Türkiye, bu sözleşmeyi uygun bulduğuna dair kanunu 1991 yılında çıkartmış, 1992 yılında da resmen kabul etmiştir.

Ancak Türkiye sözleşmeye iki çekince koymuştur, bunlar;

  • “kararın bu sözleşmeye taraf bir ülkede verilmiş olması” (CAS’ın merkezi Lozan’da bulunduğu için İsviçre bu sözleşmeye tabii olarak taraftır.) 
  • “kararın Türk hukukuna göre ticari nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olması” şeklindedir.

Özellikle ”kararın Türk hukukuna göre ticari nitelikteki bir uyuşmazlığa ilişkin olması” biçimindeki ikinci çekince ile tanıma ve tenfizin kapsam alanı bir hayli daraltılmıştır.

Belirtilen çekinceler dolayısıyla bu hususta ülkemiz açısından yalnızca sponsorluk sözleşmeleri ve yayın sözleşmeleri gibi ”Ticari” nitelik arz eden spor uyuşmazlıkları ile ilgili CAS kararlarının tanınması ve tenfizine imkan tanınmıştır.

Tam da bu noktada sporun disipliner tarafı ve enternasyonal boyutu dikkate alındığında unutmamak lazımdır ki; CAS’ın diğer kararlarının da tanınması ve tenfizi önem arz etmektedir.

Nitekim, Türkiye Futbol Federasyonu Statüsü’nün 64.maddesinde de, Spor Tahkim Mahkemesi’ne ilişkin birtakım düzenlemelere yer vermiştir.

Buna göre, FIFA VE UEFA statüleri uyarınca, kesin ve bağlayıcı bir FIFA veya UEFA kararına yönelik tüm itirazlar İsviçre/Lozan’da bulunan Spor Tahkim Mahkemesi(CAS) tarafından ele alınacaktır.

Ancak CAS; oyun kuralları ihlalleri, FIFA ve UEFA statülerinin ilgili hükümleri doğrultusundaki askıya almalar veya TFF’nin bağımsız ve usulüne uygun olarak oluşturduğu Tahkim Kurulu tarafından alınan kararlar aleyhindeki itirazlara bakamaz. (TFF Statüsü m.64/1)

TFF; kendisinin ve üyelerinin, futbolcuların, resmi görevlilerin,  müsabaka organizatörleri ve futbolcu temsilcilerinin UEFA ve FIFA organları ile CAS tarafından alınan ve kesinleşen tüm kararlarına tam olarak uymasını sağlar. (TFF Statüsü m.64/2)

Zaman içerisinde sporcu ve spor kuruluşlarının sayısındaki fahiş artış, ulusal ve uluslararası müsabakaların sayısındaki artışı da beraberinde getirmiştir. Bu gelişime paralel olarak sporla ilgili uyuşmazlıklarda da artış gözlenmiş ve bu uyuşmazlıkların sporun kendi dinamiklerine uygun şekilde çözülmesini zorunlu kılmıştır.

Hakikaten özellikle uluslararası müsabakalarda ortaya çıkan ihtilafların bir an evvel çözülmesi müsabakaların kaderini direkt olarak etkileyecek niteliktedir. Lakin bu alanda faaliyet gösteren birçok kuruluşun bulunması ve bunların kararları ile uygulamaları arasında ortaya çıkan tutarsızlıklar bu alanda yeknesaklığın sağlanmasına yönelik ihtiyacı fazlasıyla artırmıştır. Bu ihtiyaca en uygun cevabı vermeyi haiz yargı mercii olan CAS, bu işi üstlenmiştir.

CAS, alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemlerine de kapısını kapatmamışsa da özellikle tahkim vazifesinin sağladığı avantajlar ile gerçekten de ön plana çıkmıştır.

Spor Tahkim Mahkemesi, bugüne dek vermiş olduğu muhtelif kararlarla Spor Hukuku’ndan doğan uyuşmazlıkların ivediklikle ve adil bir biçimde çözülmesi görevini hakkıyla yerine getirmiştir.

Dolayısıyla, CAS’ın gerek ulusal gerekse uluslararası saygınlığını da göz önünde bulundurarak  vermiş olduğu kararların icrası adına birtakım düzenlemelerin yapılmasının yanısıra, “Tahkim Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin Newyork Sözleşmesi”’ne konulan ”Ticari” nitelik arz etme şartına ilişkin çekincede revizyon yapılması gerekmektedir. Bu şekilde; Spor Hukuku açısından eşsiz kaynakların ortaya çıkışı sağlanıp, bir nevi yerel bazlı içtihat oluşturulup ihtilafların daha hızlı şekilde çözülmesinin önü açılacağı gibi ülkemiz sporunun gelişimi ve tahkimin amacına uygunluğu açısından da bu düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir.