Beşiktaş’ın ligin ikinci yarısında yani; Agbadou transferinden sonraki performanslarına bakarsak ; en silik, rakibe en fazla domine edildiği hem skoru kaybettiği hem oyunu kaybettiği maçlardan birini oynadı.

Özellikle derbi mücadelesinde bunun gerçekleşmiş olması tabii ki Beşiktaş taraftarının boynunu büktü beklentiler çok yüksekti.. Aslında taktiksel olarak bakıldığında ilk yarı tam bir denge maçı vardı. İki takım da rakip oyun kurarken yarı sahada 4-5 oyuncuyla birlikte dengede hissettiriyordu oyunu. Genellikle orta blokta pas kanallarını kapatmaya yönelik bir baskı yapılıyordu ama; Fenerbahçe’de Marco Asensio sakatlığından dolayı oyunun dışında kaldıktan sonra Beşiktaş’ın ilk yarıda Fenerbahçe’ye karşı daha net fırsatlar üreten, daha hücumda kendisini hissettiren bir futbol oynadığını söyleyebiliriz. Maçın kırılma anlarından biri tabii ki Amir Murillo’nun çıkıp Gökhan Sazdağı’n oyuna girdikten sonra Fenerbahçe’nin en büyük avantajları; kendisine göre sol koridoru etkili biçimde kullanabilmesı ve Beşiktaş’ın önde kaybettiği toplarla çok fazla geçiş imkanı yakalaması oldu.

İlk yarıda Beşiktaş’ın planı oldukça başarılıydı denilebilir. Fenerbahçe yine Ederson, Skriniar , Oosterwolde ile 1+2 şeklinde oyun kurarken Beşiktaş alıştığımız formasyonuyla Orkun’u biraz daha soldan rakip stoperinin üzerine çıkartıp Oh’la burada bir denge kurup yine 4-4-2 bekleme şablonuna geçmeyi başardı.

Fenerbahçe’nin burada N’Didi-Asensio markajından Asensio’yu kurtarmak için de şöyle bir şey denediğini gördüm.
Çift blokun birinde olan Guendouzi’yi biraz daha solda Nene-Archi kanadına yaklaştırırken Fenerbahçe Kante’yi burada kendi soluna çekti ve Asensio-N’Didi birebirinden kurtulabilmek ve topla buluşmak için aslında çifte bloku tamamlayan bir oyuncu oldu.
Ve Beşiktaş bu dakikalarda 4-4-2 bekleme şablonunu biraz daha asimetrikleştirerek Asllani’yi geride bırakan biraz daha alanı kontrol eden oyuncu olarak kurgularken burada Asensio’ya birebir N’Didi markajı yaptı ve Fenerbahçe’nin hem bek oyuncuları baskı altındayken hem de iki stoperi çok net hat kıran paslar atamıyorken Beşiktaş burada birebirle Fenerbahçe’nin 1 numaralı kreatörü Asensio’nun efektifliğini ortadan kaldırmış oldu.

Asensio çıkmadan önce Beşiktaş yarı sahasında kaleye yakın tek bir pozisyon var.
Onun dışında bir şey üretemedi Fenerbahçe ama; Asensio çıktıktan sonra şöyle bir şey gerçekleşti. Beşiktaş burada merkezde birebir savunabilecek bir oyuncu görmediği için yine daha orta bloğa yaklaşan, stoperler ve orta saha arasındaki pas kanallarını kapatan bir bekleme şablonuna geçti ve Asllani-N’Didi ikilisi aynı hat üzerinde gidip gelmeye başladı.
Beşiktaş aslında burada da şöyle bir şey yapmış oldu. Yine Guendouzi buraya çift blok beklerken orta sahanın merkezine Fred’i almış oldu. Ve burada Kante bazen çift blokken Fenerbahçe üçlüyü Fred-Guendouzi ile oluşturdu. Bazen Guendouzi’yi 6 numara olarak kurgulayıp Kante’yi biraz daha içlere çekti ama; Beşiktaş’ın buradaki iki oyuncusunun yeri hiç değişmedi.
Beşiktaş burada maç genelinde Talisca’yı Udoukhai’nin çok sıkı baskısıyla ensesinden bir an bile kaybolmadan hissettirirken, savunurken biraz daha Udoukhai’yi de geri çekerek Talisca’yı riske etti ve Talisca topla buluştuğu zaman Udoukhai’yi üzerine çekti. Aslında Beşiktaş’ın Asensio’nun olmadığı dakikalarda buradaki riski boş pozisyonda olan Talisca’dan aldığını söyleyebiliriz.
Fenerbahçe hem Ederson hem de 1. bölgesindeki herhangi bir savunmacıyla uzun toplarla Talisca’yı bulamadı. Beşiktaş 3. bölgede ve 2. bölgede bazen pres şablonunun şiddetini artırarak bazen de beklerken Talisca’nın oynamasını istedi çünkü; savunma oyuncularının öne çıktığı her dakikada Talisca savunma arkasını çok tehdit eden bir oyuncu değil ve burada topla buluşup diğer iki oyuncuyu da savunma arkasına kaçırabilecek zamanı bulamadı Udoukhai baskısından ötürü..
Ama ikinci yarıya baktığımızda Talisca’nın yerine Sidiki’nin girmesi Beşiktaş’ın şablonunu değiştirmedi.

Fenerbahçe’nin en az 3 tane %100’lük gol fırsatının tamamı yine savunma arkasına atılan koşular ve birinci bölge ile ikinci bölgede kazanılan uzun toplarla birlikte geldi. Beşiktaş’ın taktiksel olarak eleştirilecek yönlerinden biri şu;
Talisca’yı savunduğun şablonun birebir aynısıyla Sidiki Şerif’i savunamazsın.

Özellikle Marco Asensio yokken de Fenerbahçe’ye akan oyunda 2.01’lik bir xG vermeniz sizin kesinlikle savunmada görevlerinizi harfiyen yapmadığınız anlamına gelir.
Burada sadece “Gökhan Sazdağı kötü oynadı” veya “oyuncular hareketsizdi”, “Beşiktaş merkezde hiç pozisyon kurgulayamadı” gibi bir eleştiri yapmak yetersizdir zira; bu statta Kasımpaşa da çok daha kötü bir kadroyla üstelik oyunu da vermeden gayet tutarlı bir savunma yaparak puanı çıkartmayı başarmıştı.
Beşiktaş’ın Nene, Kerem, Sidiki Şerif hücum hattını bu kadar önde karşılaması çok ciddi bir teknik direktör problemiydi çünkü; şöyle basit bir mantık kurgulayalım:
Sidiki Şerif, Nene ve Kerem… Bu hücum hattında net bir hazırlayıcı yok.
Ne Fred’e, ne Kante’ye ne de Guendouzi’ye “pozisyon hazırlayan oyuncular” diyemezsiniz.
Bu üç oyuncunun tamamı aslında boş alan talep eden ve set hücumunda rakibini kırmakta zorlanan oyuncular. Kerem’i biraz ayırıyorum ama; Nene ve Sidiki Şerif için bunu net şekilde söyleyebiliriz. Bu oyuncuları savunmak için oyunu tamamen Fenerbahçe 1. bölgesine vermeyi kabul edip hatları daraltmanız lazım ki..

Bu oyunculara koşu atacak alan bırakmazsanız efektiflikleri ciddi şekilde düşecektir.
Fenerbahçe bu durumda Nelson Semedo’nun uzaktan şutuna kalırdı.
Yani sen derinde konumlanarak pozisyon vermediğin sekanslar yaratabilirdin ama; artık derbi mücadelesini bu kadar pozisyon vererek geçirmek — hele ki Ersin bu kadar iyi bir performans sergiliyorken — çok çok ciddi bir problem..
Evet, skandal bir hakem kararı var, bunun farkındayım ama; bu kadar çok pozisyon vererek oynuyorsan, penaltı doğru ya da yanlış olsun o pozisyonu o dakikada hele hele rakibinin evinde zaten vermemen gerekir. Hatta 85. dakikada Sidiki Şerif’in karşı karşıya pozisyonu var — yanında hiçbir Beşiktaş oyuncusu yok. Bu savunma kurgusundan ziyade şablon hatasından kaynaklanıyor.
Artık dakika 85… Sen oyundan tamamen düşmüşsün ve bu maçtan çıkacak bir puan senin lehine. Evet, Beşiktaş’ın puan durumunda 1 puan çok bir şey değiştirmiyor ama derbiler sonuç işidir. Sokakta karşılığı vardır.

Kimse gidip “biz ilk yarı oyun planı olarak daha iyiydik” diye anlatmaz. İnsanlar “sizi nasıl yendik” diye konuşur. Derbilerde oyun planı değil, sonuç konuşulur.
Geçen sezon Beşiktaş, Kadıköy’de kazandığı maçta da oyun çok şey vaat etmiyordu ama sonuç vardı. Üstelik daha zayıf bir kadroyla: Udoukhai sol stoper, Emrecan Terzi sol bek, Mustafa Hekimoğlu ile kurulan bir yapı… ama; plan doğruydu.
Şimdi ise; senin bu kadar set hücumunda zorlanan bir hatla Fenerbahçe’nin hem 2. hem 3. bölgesinde bu kadar az görünmen ve orta sahaya bu kadar yaklaşman, bu kadar cesur davranman ama karşılığını alamaman eleştiriyi kaçınılmaz kılıyor.Dolayısıyla Beşiktaş’ın bu maçtaki savunma şablonu kesinlikle berbattı.
Zaten hücumda da roller oturmuş değil.. Mesela N’Didi 6, Asllani 8, Orkun 8 oynuyor diyelim — Asllani rolünü halen tam anlamıyla bulamamış bir oyuncu gibi.
Fenerbahçe’nin Kante, Guendouzi, Fred gibi sert orta sahasına karşı rolü belirsiz oyuncularla oynamak seni doğal olarak zorluyor..
Sol kanatta da aynı problem var. Kanat oyuncularının hiçbiri top alıp adam eksiltip hat kıramıyor. Bu da Fenerbahçe presini kırmanı imkansız hale getiriyor.
Hatta maçın son bölümlerinde bile — Cengiz ve Rashica oyuna girmişken — Levent Mercan’a boş orta yaptırıyorsun. Bu da ciddi bir konsantrasyon problemidir.
Gökhan Sazdağı mental olarak düşmüşken Rashica’nın geri gelip ona destek olması gerekiyordu ama; Beşiktaş, Levent Mercan’ı Cengiz Ünder ile savunmayı tercih etti abuk bir şekilde..Bu da anlaşılması zor bir karardı.
Ve günün sonunda Fenerbahçe hem oyunu hem skoru hak etti. Hatta Ersin’in performansı olmasa fark daha da açılabilirdi.
Yani Beşiktaş’ın skor anlamında değil de oyun olarak bu kadar domine edilmesi ve genel derbi performansının bu sezon yalnızca bir puanla sınırlı kalması yakışmadı Beşiktaş’a. Tamam, şampiyonluk yarışından uzağız — bunu kabul ediyorum — ama en azından derbiler taraftara bir şey veriyordu. Bu sene o da yok.
Aslında bunun çok basit bir açıklaması var. Geçen sene Beşiktaş; Masuaku ve Gedson gibi oyuncularla set hücumunda zorlanıyordu. Rafa Silva’lı yapıda

Anadolu takımlarını açamıyordu. Bu yüzden bu sezon daha çok set hücumu oynayabilen oyunculara yönelindi: Orkun Kökçü, Vaclav Cerny gibi. Amir Murillo’yu da buna dahil edebiliriz.

Ama bu tercih derbilerde ters tepti çünkü; derbiler geçiş oyununun üstün geldiği tiptedir ve sen geçiş oyunundan uzaklaşıp sete yönelince performansın düştü.
Yani aslında Beşiktaş bu sezon Anadolu maçlarını kazanmayı, derbileri kazanmaya tercih etmiş bir takım görüntüsü veriyor.
Fakat açıkçası: Şampiyonluk iddian yoksa ben Sivasspor’u, Rizespor’u yenmektense Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı yenmeyi tercih ederim çünkü; derbilerin psikolojik karşılığı vardır.
Bu noktada bir başka konu da şu: Eğer dört büyük takım kupada yollarına devam ederse mayıs ortasında yine dev eşleşmeler görebiliriz. Bu da psikolojik olarak etkili olabilir.
Ama derbiler özelinde tekrar söyleyeyim: Beşiktaş’ın bu sezon iyi oynadığı derbilerde ortak nokta geçiş oyunu.
- Fenerbahçe’ye karşı ilk 20 dakika → geçiş
- Trabzon deplasmanı → geçiş
- Galatasaray maçı → geçişten gol
Yani derbilerde ana faktör bu ama; mevcut kadro set oyununa çok daha yatkın kurulduğu için bu denge kaybolmuş durumda.
Mesela Orkun Kökçü ve Cerny ile %60+ topa sahip olabilirsin ama Wilfred N’Didi gibi bir oyuncuyla bu topa sahip olma oyununu derinden kurmak ne kadar doğru, tartışılır.
Yine Oh gibi bir santrforun set oyunundaki rolü de soru işareti..
Bu da seni oyun karmaşasına götürüyor.
Ve genel çerçevede baktığımızda: bu mağlubiyet hem oyun olarak hem plan olarak kötü bir mağlubiyet.
Evet, penaltı skandal..ama böyle oynuyorsan önce oyunu sorgulaman gerekir çünkü; bu maçtan alınacak 1 puan bile seni çok değiştirmeyecek ama oyun kimliğin önemli.
Ve Beşiktaş burada daha kompakt, daha savunma güvenliği yüksek bir plan denemeliydi — bunu hiç denemedi.
Dolayısıyla sorun denemek değil, hiç denememek.
Buradan Antalyaspor maçına geçelim..:

Antalyaspor son haftalarda istikrarsız ama Sami Uğurlu ile potansiyelinin üstüne çıkan bir takım. Özellikle Başakşehir deplasmanındaki 5-3-2 planı önemli referans.
Muhtemelen Beşiktaş’a karşı da:
- Derinde bekleyen
- Geçiş kovalayan
- Kanat bekleri kontrollü kullanan
bir yapı göreceğiz.
Ve açık söyleyeyim: Eğer Antalyaspor derinde beklerse Beşiktaş’ın işi zor çünkü; Beşiktaş hâlâ set hücumunda problem yaşıyor.
Üstelik orta sahada net bir “tutucu” oyuncu da yok. Bu kez N’Didi de yok. Bu da geçiş savunmasını riskli hale getiriyor.
Ama yine de:
- Uzaktan şut
- Duran top
gibi çözümlerle kilidi açabiliriz.
Benim asıl dikkat çekmek istediğim nokta şu:
Beşiktaş’ın en büyük problemi kanat oyuncuları.
Şu an:
- 1’e 1 geçen yok
- Sprint tehdidi yok
- Pres kıran oyuncu yok
Bu hem set hücumunu hem geçiş oyununu bitiriyor.
Bu yüzden radikal bir önerim var: 3’lü savunmaya geçmeliyiz bir an evvel..
Mesela:
- 3 stoper (Emirhan – Agbadou – Djalo)
- Kanat bekler (Rıdvan – Murillo)
- Önlerinde çift blok 6,8 (Asllani-Olaitan gibi)
- Ön tarafta 2 serbest 10 (Orkun ve Cerny olabilir ya da Olaitan) + Oh
Bu sistem:
- Kanat eksikliğini kapatır
- Oyuncuları daha doğru rollere yerleştirir
- Oyun çeşitliliği sağlar
Özellikle Olaitan gibi oyuncular merkezde daha verimli olabilir.
Sergen Yalçın bunu dener mi? Genelde 4’lü savunmadan vazgeçmiyor ama; mevcut sistem zaten alarm veriyor..
Bu yüzden ligde artık deneme zamanı diye düşünüyorum.
Belki bu sistem tutar ve Beşiktaş yeni bir kimlik kazanır.
Sonuç olarak:
Bu maç sadece bir mağlubiyet değil — ciddi bir oyun probleminin ve taktiksel zaafiyetin de göstergesi oldu.
Ama aynı zamanda bir fırsat da olabilir eğer taktik dizilim ve formatta değişiklik denenirse bu maçta Jota’nın yıldızlaşmasını bekliyorum açıkçası.
Doğru dersler çıkarılırsa galibiyet neden olmasın..
Skor beklentim 2-1 Beşiktaş..
Muhtemel 11’ler;


Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
