📌 D.M. v. İsveç— KARAR ANALİZİ

Başvurunun mahiyeti;
İşbu başvuru, Afganistan uyruklu D.M.’nin İsveç makamları tarafından deportasyonuna (sınır dışı edilme) ilişkin kararlara karşı AİHM’ye yaptığı şikâyete ilişkindir.
Başvurucu, İsveç’te 2015’ten beri ikamet ediyor, çeşitli müracaatlar ve ulusal yargı yolları sonucunda oturma izni alamamış, nihai olarak deportasyon kararı verilmiştir.
Başvurucu D.M., deport işleminin uygulanması halinde; Afganistan’daki insan hakları durumu ve kişisel özellikleri nedeniyle işkence ve insanlık dışı muamele riski ile karşı karşıya kalacağını iddia etmiştir. Özellikle:
- Afganistan’daki genel güvenlik ve insan hakları durumunun ciddi bozulmuş olması,
- Başvurucunun Hazara etnik azınlığına mensup olması,
- Başvurucunun İsveç’te uzun süre yaşaması nedeniyle (10 yıl) “Batılılaşmış” kabul edilmesi ve buna bağlı kişisel risklerin varlığı,
iddialarıyla AİHS Madde 3 (işkence ve insanlık dışı muamele yasağı) kapsamında ihlal iddiasında bulunmuştur.
Somut olayda ulusal makamlar (Göç Dairesi ve İsveç Mahkemeleri), başvurucunun taleplerini değerlendirmiş ve uluslararası koruma ihtiyacının bulunmadığı, risklerin yeterince ortaya konulmadığı kanaatiyle deport kararı vermişlerdir.
Mahkeme önündeki temel hukuki sorun, şudur:
👉 Devletin bir kişiyi sınır dışı etmesi, AİHS’in 3. maddesi kapsamında “insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele” riskine yol açarsa, bu müdahale hukuka uygun mudur?
Bu kapsamda üç ana husus ortaya çıkmaktadır:
1) AİHS Madde 3 ihlali iddiası
Başvurucunun deport halinde işkence ya da insanlık dışı muamele riski bulunup bulunmadığı.
2) Ulusal makamların risk değerlendirmesinin kapsamı ve yeterliliği
İsveç makamlarının risk analizinde bütün ilgili faktörleri bir arada değerlendirmiş olup olmadığı.
3) Göç ve sınır dışı kararlarının hukuka uygunluk ve ölçülülük ilkelerine uygunluğu
AİHS’in mutlak bir hak olan Madde 3 kapsamında devletin sınır dışı yetkisinin sınırları.
Mahkemenin değerlendirmesi nasıl olmuş gelin birlikte bakalım..
Başvurucunun sözleşme ile korunan hakkı

AİHS’in Madde 3, bireyin işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye karşı korunmasını düzenler ve bu hüküm mutlak niteliktedir yani kamu yararı gerekçesiyle çiğnenemez.
Mahkeme; deport kararının uygulanmasının başvurucunun maruz kalacağı mevcut ve somut risklerin tümünü birlikte göz önüne almadan yapılmasının AİHS Madde 3 ihlaline yol açacağı tespitini yapmıştır.
Risk değerlendirmesi yapılırken bakılan hususlar;
Genel durum ve kişisel koşullar
Mahkeme, İsveç makamlarının değerlendirmesinde sadece genel verilerle yetinildiğini, gerekli bütüncül risk analizi yapılmadığını tespit etmiştir.
- Genel insan hakları ve güvenlik durumu Afghanistan’da ciddi bozulmuş olsa da tek başına deportasyonun her durumda ihlal olacağını göstermez.
- Hazara etnik azınlığına mensup olmak, tek başına AİHS ihlali için yeterli olmadı; ancak – diğer faktörlerle birlikte – başvurucunun durumu açısından risk artırıcı olmuştur.
- Başvurucunun İsveç’te uzun süre (10 yıl) bulunmuş olması ve Batılılaşmış birey olarak algılanma ihtimali, Afganistan’daki mevcut rejim bağlamında riayet etmeyeceği davranış biçimi gösteren kişiler için potansiyel risk yaratabilir.
Mahkeme; bu faktörlerin toplu olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, fakat İsveç makamlarının bunu yapmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, ulusal değerlendirmede önemli bir usuli eksiklik bulunmuştur.
Değerlendirme yöntemi ve kümülatif analiz olarak;
AİHM, sadece genel durumun kötü olması ya da belirli bir azınlığa mensup olmanın risk oluşturduğu iddiasının yeterli olmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Kümülatif risk yaklaşımı gereklidir:
- Devletin doğrudan kişiye özgü koşulları,
- Etnik kimlik,
- Bireysel yaşam tarzı ve uyum profili,
- Ülkeye dönüşte uyma beklentisi gibi parametreler birlikte değerlendirilmeli.
Bu bağlamda, Mahkeme; İsveç makamlarının risk değerlendirmesinin yetersiz olduğunu tespit etmiştir.
Karar; AİHS Madde 3 ihlali açıkça tespit edilmiştir.
Mahkeme; tüm bu değerlendirmeler sonucunda şuna hükmetmiştir:
✔ Deport işleminin uygulanması halinde; AİHS 3 madde ihlali söz konusu olacaktır.
AİHM kararı; deport uygulanmaması yönünde olmuştur.
Mahkeme ayrıca, Rule 39 çerçevesinde İsveç’in başvurucuyu deport etmemesi gerektiğini belirtmiştir (acil koruma kararı).
KARARIN HUKUKİ ÖNEMİ
Bu karar, göç ve deportasyon bağlamında AİHM içtihadının temel ilkelerini açıkça göstermektedir:
a) AİHS Madde 3 mutlak niteliktedir:
Devletin kamu yararı ya da kontrol yetkisi, bireyi riskli ülkelere göndermeyi meşrulaştıramaz.
b) Risk değerlendirmesi somut, kapsamlı ve bütüncül olmalıdır:
Mahkemeler ya da idari makamlar sadece genel uluslararası raporlara dayanamaz; bireysel koşullar birlikte değerlendirilmelidir.
c) Etnik kimlik ve uyum faktörleri de değerlendirilmelidir:
Bir devletin göç politikasının Sözleşme karşısında hukuka uygunluğu ancak hem genel hem kişisel risklerin bütüncül değerlendirilmesi ile mümkündür.
Bu karar bizlere şunu göstermektedir:
👉 Devletin sınır dışı yetkisi, AİHS’in mutlak korunmuş haklarını – özellikle Madde 3’ü – ihlal edemez. Ayrıca, deportasyon kararları her zaman bireysel koşulların tamamını dikkate alacak şekilde kümülatif risk analizine dayanmalıdır.
Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
