Gençlerbirliği – Beşiktaş MAÇ ANALİZİ
Türk futbolunda bazı deplasmanlar vardır ki kağıt üzerinde görüldüğünden çok daha zor geçer. Ankara deplasmanları her zaman bu kategorinin en klasik örneklerindendir. Gençlerbirliği ile Beşiktaş arasında oynanacak bu mücadele de tam olarak böyle bir atmosferin içinde geçmeye aday.

Bu maçı analiz etmeden evvel elbette derbiye biraz değinmek lazım öncesinde..
Beşiktaş açısından bakıldığında Galatasaray derbisi, hem skor hem de oyun anlamında taraftarın beklentilerinin bir hayli uzağında seyreden bir müsabaka oldu. Bu nedenle siyah-beyazlılar için bu maçın ciddi bir hayal kırıklığı yarattığını söylemek mümkün.
Pekii Beşiktaş bu maçta neleri eksik yaptı derseniz..
Öncelikle Galatasaray’ın güçlü taraflarını kabul etmek gerekiyor. Galatasaray, Süper Lig’in son şampiyonu ve kadro kalitesi bakımından ligin geri kalanının bariz önünde olan bir ekip. Ayrıca Avrupa’da da oldukça başarılı bir sezon geçiriyor ve Şampiyonlar Ligi’nde son 16 turunda Liverpool karşısında skor avantajı elde edebilecek seviyede bir takım.

Dolayısıyla Beşiktaş’ın böyle bir rakibe karşı iyi bir sonuç alabilmesi için bazı spesifik konuları çok iyi uygulaması gerekiyordu.
Son iki sezonda Beşiktaş daha çok geçiş oyunu ve hız üzerine kurulu bir takım görüntüsü veriyordu Rafa,Gedson gibi oyuncuların dikine koşuları ve bitmek bilmek eforlarıyla. Bu yapı, özellikle topu rakibe bıraktığı ve reaktif oynadığı maçlarda; Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Bilbao gibi takımlara karşı hem oyun hem de skor üretmesini sağlamıştı ancak; bu sezon Beşiktaş farklı bir tercih yaptı.

Dikine geçiş hücumu yerine eknik kaliteyi artırma yönünde bir kadro yapılanmasına gitti.
Bu doğrultuda;
- Masuaku
- Gedson Fernandes
- Rafa Silva
gibi daha çok hız ve geçiş oyunu oynama kapasitesi yüksek oyuncuların yerine;
- Cerny
- Orkun Kökçü
- Amir Murillo
gibi yarı saha hücumunda, yerleşik set oyununda farklılık yaratabilecek hazırlayıcı oyuncular tercih edildi.
Bu değişim, bazı maçlarda avantaj sağlasa da derbilerde Beşiktaş’ın elini zayıflatabiliyor. Galatasaray maçı da onlardan biri oldu diyebiliriz.
Beşiktaş zaman zaman geçiş oyununu oynayabiliyor ancak; özellikle Galatasaray’ın öndeyken 10 kişi kalmasından sonra siyah-beyazlıların yarı sahada geliştirdiği hücumların oldukça sınırlı kaldığı görüldü.

Beşiktaş’ın maç boyunca:
- 20’nin üzerinde şutu vardı belki ama;
- Gol beklentisi (xG) yalnızca 1 civarında kalabildi.
Bu da aslında hücumların kalitesini açıklayan önemli bir veri niteliğinde..
Galatasaray ise; teknik kalite ile fiziksel kaliteyi çok iyi harmanlayan bir takım görüntüsü verdi. Beşiktaş ilk dakikalarda iç saha baskısıyla bazı anlarda oyunu dengeleyebilse de Galatasaray topa sahip olduğu anlarda kalite farkını net biçimde sahaya yansıttı. Hakem de elbette buna çanak tuttu verdiği, vermediği kart ve kararlarla..
Maçta hakem kararlarının da yoğun şekilde tartışıldığı anlar yaşandı.
Özellikle Leroy Sané’nin ilk yarıda Asllani’nin neredeyse bileğini kıracağı tartışmalı pozisyonu Beşiktaş’ın mental yapısını etkileyen bir kırılma noktası oldu.

Beşiktaş’ın planı aslında netti:
- Orta blokta bekleyip;
- Rakibi hataya zorlamak
- Geçişlerle hücum aksiyonları üretmek
Aslında plan da tıkır tıkır işledi diyebilirim zira; rakip tam da bu plan doğrultusunda hata yaptığında kırmızı kart ihtimali doğdu fakat; hakem bu avantajın Beşiktaş lehine büyümesine müsade etmedi. Bu avantajın elde edilememesi, özellikle Orkun Kökçü başta olmak üzere takımın mental dengesini alt üst etti.
Birçok kişi Beşiktaş’tan Fenerbahçe maçındaki gibi yoğun ön alan baskısı bekliyordu ancak; Galatasaray ile Fenerbahçe arasında çok önemli farklar var.
Fenerbahçe’ye karşı ön alan baskısı yapılmasının sebepleri:
- Stoperlerin pas kalitesinin sınırlı olması
- Orta saha oyuncularının baskı altında hata yapabilmesi
- Hücum hattının atletizm açısından çok tehditkar olmaması
Galatasaray’da ise durum farklı:
- Barış Alper Yılmaz ve Osimhen atletizm açısından ciddi tehdit oluşturuyor
- Victor Osimhen geniş alanları çok çok iyi kullanan bir forvet
- Leroy Sané birebirlerde gününde olduğu zaman çok etkili hatta rakipsiz
Bu nedenle Galatasaray’a karşı geride birebir kalmak ciddi risk oluşturuyor.
Leroy Sané’nin kırmızı kartından sonra Galatasaray:
- Derin blok savunmasına geçti
- Zaman zaman 4-4-1, bazen de 5-3-1 benzeri bir diziliş kullandı
Bu noktada da zaten Beşiktaş’ın en büyük problemi ortaya çıktı:
Yarı sahada hazırlayıcı oyuncu eksikliği.
Beşiktaş’ın hücum planında:
- Orkun Kökçü
- Cerny
gibi oyuncular hazırlayıcı rol üstleniyor ancak; bu oyuncular etkisiz kalınca Beşiktaş hücumları üretkenliğini kaybetti.
Bu maçtan çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri kanat rotasyonu oldu.
Beşiktaş:
- Kanatlardan birebir oyuncu eksikliği yaşıyor (Ki zaten N’Koudou sonras orjin sol açık halen alınamadı, sağ kanatta da sürekli hücum planı ve taktik diziliş değişikliğinden Cerny’i düzenlli oynamadık ve bir türlü form tutamadı hakeza hanımının sağlık problemlerinden de mentali bozuk)
- Ceza sahasına oyuncu sokmakta zorlanıyor.
- Ortaların kalitesi düşük kalıyor kaldı ki orta açılsa dahi tehdit edecek bir oyuncu boxın içinde pek yok zira Oh fizikli ve çok uzun bir oyuncu değil.
Ortaların büyük kısmı:
- Altı pas yerine ceza sahası yayı civarına düşüyor ki özellikle Rıdvan’ın ortalarına şahit olduk.
Bu da şutların zayıf kalmasına ve Uğurcan için kolay pozisyonlar oluşmasına neden oluyor.
Beşiktaş’ın maç başına isabetli kilit pas ortalaması 3.7.
Bu rakam:
- Galatasaray’ın
- Fenerbahçe’nin hatta;
- Başakşehir’in
oldukça gerisinde.
Bu durum özellikle set hücumlarında üretkenlik sorunu yaşandığını açık ve net biçimde bizlere gösteriyor.
Maçın kilit eşleşmesi
Maçın en önemli birebirlerinden biri:
Barış Alper Yılmaz – Amir Murillo eşleşmesi oldu.
Murillo son haftalarda Beşiktaş’ın önemli hücum silahlarından biri olmasına rağmen; bu maçta oldukça iyi savunuldu bu da savunmadan çıkışları engelledi üzerine bir de bek ileri çıkınca Murillo Barış Alper’i savunmakta da hayli zorlandı. Ne savunmada ne de hücumda istediklerini yapamadı.
Bu durum da Beşiktaş’ın hücum gücünü ciddi şekilde sınırladı.
Sonuç olarak iki takım arasındaki:
- Kadro kalitesi
- Fiziksel güç
- Bireysel yetenek
farkı bu derbide net şekilde ortaya çıktı.
Üzerine skandal hakem kararları da gelince işin tuzu biberi oldu. Mağlubiyet kaçınılmaz hale geldi..
Bu Beşiktaş adına elbette olumsuz bir tablo ancak; doğru dersler çıkarılması halinde bu maç gelişim açısından öğretici bir mağlubiyet olarak da değerlendirilebilir.
Bugün oynanacak Gençlerbirliği deplasmanına gelirsek..
Başkent temsilcisi Gençlerbirliği uzun yıllardır Türk futbolunun en köklü ve en karakteristik kulüplerinden biri olarak biliniyor. Özellikle iç sahada oynadığı maçlarda tempoyu kendisi ayarlayan, fiziksel mücadeleyi ön plana çıkaran ve rakiplerin oyun ritmini bozmayı başaran bir takım kimliği var.
Beşiktaş cephesinden bakıldığında ise; bu maç yalnızca üç puan anlamına gelmiyor. Siyah-beyazlı ekip son haftalarda yakaladığı form grafiğini sürdürmek ve sezonun kritik virajlarından birini kayıpsız geçmek istiyor. Özellikle derbi mağlubiyetinin ardından seri galibiyetlerin bir anlam kazanması açısından oldukça mühim bir deplasman maçı bu.
Dolayısıyla Ankara’da oynanacak bu karşılaşma; yalnızca bir lig maçı değil aynı zamanda iki farklı oyun karakterinin karşı karşıya geldiği bir taktik savaşı niteliğinde olacak.
Beşiktaş son haftalarda sahada daha oturmuş ve dengeli bir takım görüntüsü veriyor. Sezonun ilk bölümünde zaman zaman savunma dengesini kaybeden siyah-beyazlı ekip, yapılan bazı taktiksel dokunuşlarla birlikte çok daha kontrollü bir yapıya kavuştu.
Bu değişim özellikle orta saha organizasyonunda ve savunma yerleşiminde net şekilde görülüyor.
Gençlerbirliği ise; sezonun genelinde daha çok mücadele gücü yüksek, temposu yüksek ama zaman zaman oyun disiplininde dalgalanmalar yaşayabilen bir takım görüntüsü çiziyor. Daha ziyade arka hatta bekleyen ve savunmayı önceleyen bir kimlikteler ancak; Ankara’da oynanan maçlarda bu tablo biraz değişiyor. Taraftar desteğiyle birlikte Gençlerbirliği daha agresif ve daha özgüvenli bir futbol oynayabiliyor.
Bu nedenle Beşiktaş’ın bu deplasmanda karşılaşacağı rakip kağıt üzerinde görüldüğünden daha zor bir rakip olabilir. Volkan hoca da artık kendini ispat etmek istiyor elbette bir türlü aradığı ivmeyi bulamadı.
Beşiktaş’ın son haftalardaki formu
Beşiktaş son haftalarda yakaladığı ivmeyle birlikte sezonun en iyi dönemlerinden birini geçiriyor.
Siyah-beyazlı ekip özellikle savunma organizasyonunu toparladıktan sonra saha içindeki oyun kalitesini de yukarı çekmeyi başardı.
Sezonun ilk bölümünde Beşiktaş’ın en büyük problemi savunma güvenliğiydi.
Takım ön alanda yoğun bir baskı yapmaya çalışıyor ancak bu baskı kırıldığında savunma hattı oldukça geniş alanlar vermek zorunda kalıyordu. Bu durum kalecilerin yediği gol sayısının beklenen gol değerinin üzerine çıkmasına neden olmuştu.
Son haftalarda yapılan bazı taktiksel değişikliklerle birlikte bu yapı önemli ölçüde değişti.
Beşiktaş artık rakip stoperlere sürekli baskı yapan bir takım değil.
Bunun yerine orta blokta kalabalıklaşarak rakibin merkezden ilerlemesini zorlaştıran bir savunma modeli tercih ediliyor.
Bu yaklaşım sayesinde Beşiktaş hem savunma güvenliğini artırdı hem de hücum geçişlerinde daha organize bir takım görüntüsü vermeye başladı.
Bu sistemin en önemli oyuncularından biri şüphesiz Wilfred Ndidi.

Ndidi sezonun ilk bölümünde daha dalgalı bir performans sergiliyordu ancak son haftalarda oldukça istikrarlı bir görüntü ortaya koyuyor.
Top kapma, pas arası ve alan kapatma konularında takımın en kritik oyuncularından biri haline geldi.
Ndidi’nin performansındaki yükseliş Beşiktaş’ın savunma organizasyonuna da doğrudan yansıdı.
Orta sahada değişen yapı
Beşiktaş’ın oyun yapısındaki en önemli değişimlerden biri orta saha kurgusunda yaşandı.
Sezonun ilk bölümünde daha çok Rafa Silva merkezli bir hücum organizasyonu görülüyordu ancak; son haftalarda teknik ekip farklı bir yaklaşım benimsedi.
Artık üç merkezli bir orta saha yapısı kullanılıyor.
Bu yapı şu şekilde şekilleniyor:
Ndidi
Asslani( bazen Olaitan)
Orkun Kökçü
Bu üçlü orta sahada hem savunma güvenliğini sağlıyor hem de topun daha kontrollü şekilde hücum hattına taşınmasına yardımcı oluyor.
Özellikle Orkun Kökçü’nün hücum katkısı bu sistemde çok daha belirgin hale geldi.
Orkun yalnızca oyun kuran bir oyuncu değil aynı zamanda uzaktan şut tehdidi ve ara paslarıyla hücum organizasyonlarının merkezinde yer alıyor.
Bu yapı sayesinde Ndidi top çıkışlarında tek başına sorumluluk almak zorunda kalmıyor.
Bu da onun savunma görevine daha fazla odaklanmasını sağlıyor.
Gençlerbirliği’nin oyun karakteri

Gençlerbirliği ise; oyun karakteri açısından oldukça farklı bir yapıya sahip.
Başkent temsilcisi daha çok mücadele gücü yüksek ve temposuz bir futbol oynuyor.
Özellikle iç sahada oynanan maçlarda bu tempo daha da düşüyor.
Gençlerbirliği’nin oyun planı genel olarak üç temel unsur üzerine kuruluyor:
-yüksek fiziksel mücadele
-hızlı hücum geçişleri
-kanat organizasyonları
Takım, özellikle topu kazandığı anlarda oldukça hızlı şekilde hücuma çıkabilen bir yapıya sahip. Koita’ya özellikle dikkat etmemiz lazım.
Bu nedenle Beşiktaş savunmasının geçiş anlarında dikkatli olması gerekiyor.
Gençlerbirliği’nin bir diğer önemli özelliği ise; ikinci toplar konusundaki başarısı.
Orta sahada kazanılan ikinci toplar üzerinden hızlı hücumlar geliştirebiliyorlar.
Bu nedenle Ankara’daki mücadelede orta saha savaşı oldukça sert geçebilir.
Beşiktaş savunmasında son haftalarda dikkat çeken birkaç isim var.
Bunların başında Agbadou geliyor.

Agbadou fiziksel gücü ve hava toplarındaki etkinliğiyle savunma hattına ciddi bir sertlik kazandırdı.
Onun yanında oynayan kim olacak sorusunun cevabı her hafta değişiyor. Emirhan’ın sakatlığının ardından Djalo’ya kesin gözüyle bakılırken orada bi anda Felix’i görmeye başladık ve derbiyi de temiz geçtiğini söylemek mümkün.

Bu ikilinin performansı Gençlerbirliği maçında oldukça kritik olacak.
Gençlerbirliği hızlı hücumlarla pozisyon üretmeye çalışan bir takım olduğu için savunma arkası koşular önemli bir tehdit oluşturabilir. Zemin de bozuk olacaktır dikkat etmek lazım. Bu nedenle Beşiktaş stoperlerinin pozisyon disiplinini koruması gerekiyor.
Bek oyuncularının rolü
Beşiktaş’ın oyun planında bek oyuncularının rolü oldukça önemli.
Rıdvan Yılmaz hücum katkısı yüksek bir bek. Son haftalarda gittiği döneme yakın bir form grafiği var diyebilirim ancak; bu durum zaman zaman savunma arkasında boşluklar bırakılmasına neden olabiliyor.
Gençlerbirliği bu boşlukları değerlendirmeye çalışacaktır.
Bu nedenle Beşiktaş orta sahasının özellikle Rıdvan’ın bulunduğu kanadı desteklemesi gerekiyor.
Murillo ise; daha dengeli bir profil çiziyor.
Savunma güvenliğini korurken zaman zaman hücuma destek verebiliyor.
Maçın taktik senaryosu
Maçın ilk bölümünde Gençlerbirliği’nin tempoyu düşürmeye çalışması oldukça muhtemel.
İç saha avantajını kullanarak Beşiktaş’ı baskı altına almaya çalışacaklardır.
Beşiktaş ise; muhtemelen daha sabırlı bir oyun tercih edecektir.
Orta blokta savunma yaparak rakibin merkezden ilerlemesini zorlaştırmayı hedefleyeceklerdir.
Bu noktada Ndidi ve Asslani’nin performansı belirleyici olabilir. (Olaitan da merkeze çekilebilir Asllanı yerine)
Eğer Beşiktaş orta sahada kontrolü ele geçirirse maçın ritmini de belirleyebilir.
Modern futbolda kanat oyuncularının performansı çoğu zaman maçların kaderini belirleyebiliyor. Özellikle Süper Lig’de tempo ve geçiş oyununun yüksek olduğu karşılaşmalarda kanat eşleşmeleri çok daha kritik hale geliyor.
Gençlerbirliği – Beşiktaş maçında da bu durumun farklı olması beklenmiyor.
Beşiktaş’ın kanat hattında bir önemli isim öne çıkıyor:
Junior Olaitan
Václav Černý
Bu iki oyuncu farklı karakterlere sahip olsa da ortak özellikleri oldukça net: hız ve dikine oyun.
Olaitan; özellikle bire birlerde oldukça cesur bir oyuncu. Topu aldığı anda rakip savunmaya doğru dikine gitmeyi tercih ediyor. Bu tarz oyuncular rakip savunma bloklarının dengesini bozma konusunda oldukça değerli. Derbide berbat oynadığını da söylemeden geçemeyeceğim.
Savunma hattı bu tarz bir oyuncuya karşı genellikle iki seçenekten birini tercih etmek zorunda kalır:
-ya bire bir savunma yapılır
-ya da ikinci bir oyuncu yardıma gelir
Eğer ikinci bir oyuncu yardıma gelirse bu durum sahada başka alanların boş kalmasına neden olur.
Beşiktaş son haftalarda bu boşlukları oldukça iyi değerlendiren bir takım görüntüsü veriyor.
Cerny ise; daha farklı bir profil.
Teknik kapasitesi oldukça yüksek olan Cerny özellikle hızlı hücumlarda etkili olabilen bir oyuncu. Savunma arkasına yaptığı koşular ve ceza sahasına doğru yaptığı katlarla rakip savunmayı zorlayabiliyor.
Gençlerbirliği savunması sezon boyunca zaman zaman dalgalı bir performans sergiledi.
Özellikle hızlı hücumlara karşı verilen boşluklar bazı maçlarda ciddi problemler yarattı ancak; iç sahada oynanan maçlarda bu savunma hattının daha disiplinli bir görüntü verdiğini söylemek mümkün.
Gençlerbirliği genellikle savunmada kompakt kalmaya çalışan bir takım ancak; rakip takım topu hızlı dolaştırdığında bu yapı zaman zaman bozulabiliyor.
Beşiktaş’ın son haftalarda topu oldukça hızlı dolaştıran bir takım haline gelmesi bu noktada önemli bir avantaj olabilir.
Orkun Kökçü’nün oyun yönünü değiştiren pasları özellikle Gençlerbirliği savunmasını zorlayabilir.
Bu maçın kaderini belirleyebilecek en önemli alanlardan biri orta saha olacak.
Beşiktaş orta sahasında üç oyuncu öne çıkıyor:
Wilfred Ndidi
Orkun Kökçü
Asslani
Ndidi savunma güvenliği açısından oldukça kritik bir oyuncu.
Top kapma, alan kapatma ve pas arası konularında ligin en etkili oyuncularından biri.
Gençlerbirliği’nin hızlı hücum planlarını bozabilecek en önemli isim de yine Ndidi olabilir.
Orkun Kökçü ise Beşiktaş’ın hücum organizasyonlarının merkezinde yer alıyor.
Uzaktan şut tehdidi, ara pasları ve oyun yönünü değiştiren paslarıyla rakip savunmalar için oldukça tehlikeli bir oyuncu.
Gençlerbirliği orta sahasının Orkun’a fazla alan bırakmaması gerekiyor.
Aksi takdirde Beşiktaş hücumları çok daha organize hale gelebilir.
Asslani ise daha çok derin oyun kurucu rolünde.
Topu savunmadan alıp hücum hattına taşıma konusunda önemli bir rol üstleniyor.
Ancak bu tarz deplasman maçlarında fiziksel mücadele oldukça önemli olduğu için Asslani’nin bu tempoya nasıl cevap vereceği de merak konusu.
Hücum analizi..
Beşiktaş’ın hücum hattında dikkat çeken isimlerden biri Hyeon-Gyu Oh.

Oh savunma arkasına yaptığı koşularla rakip savunmaları zorlayan bir forvet.
Özellikle savunma hattı öne çıktığında oldukça tehlikeli olabiliyor.
Gençlerbirliği savunmasının bu koşulara karşı oldukça dikkatli olması gerekiyor çünkü; Beşiktaş son haftalarda geçiş hücumlarında oldukça etkili bir takım görüntüsü veriyor.
Oh’un en büyük avantajlarından biri de öngörülmezliği..
Rakip stoperlerle girdiği mücadelelerde kolay kolay geri adım atmıyor.
Bu durum özellikle ikinci topların kazanılmasında önemli bir rol oynayacaktır.
Duran Toplar..
Beşiktaş bu sezon duran toplardan önemli sayıda gol buldu.

Özellikle korner organizasyonlarında farklı varyasyonlar denendiğini görüyoruz.

Ön direğe yapılan koşular, arka direğe kesilen ortalar ve ceza sahası dışına çıkarılan toplar bu organizasyonların en sık kullanılan örnekleri arasında.
Agbadou ve Ndidi gibi hava toplarında etkili oyuncuların varlığı da bu tehdidi artırıyor.
Gençlerbirliği savunmasının duran toplarda oldukça dikkatli olması gerekiyor çünkü; bu tarz maçlarda duran toplar çoğu zaman maçın kaderini belirleyebilir.
Muhtemel 11’ler
Gençlerbirliği

Velho, Pereira, Goutas, Zuzek, Thalisson, Dele-Bashiru, Göktan, Tongya, Metehan, Traore, Koita.
Beşiktaş

Kaleci: Ersin
Savunma:
Murillo
Agbadou
Felix
Rıdvan Yılmaz
Orta saha:
Ndidi
Asslani
Orkun Kökçü
Hücum hattı:
Olaitan
Oh
Černý
Teknik direktörlerin oyun planı
Bu karşılaşma aynı zamanda iki farklı teknik direktör yaklaşımının karşı karşıya geleceği bir maç olacak.
Gençlerbirliği teknik ekibi genellikle iç sahada daha agresif bir oyun planı tercih ediyor.
Özellikle maçın ilk bölümünde tempoyu düşürerek rakip takımın oyun ritmini bozmayı hedefliyorlar.
Bu yaklaşım Ankara’daki birçok maçta işe yaramadı aslında ama kadro yapısı yalnızca buna müsait.
Beşiktaş teknik ekibi ise; son haftalarda daha kontrollü bir oyun planı benimsemiş durumda.
Ön alan baskısı yerine orta blok savunmasını tercih eden bir yapı görüyoruz.
Bu yaklaşım sayesinde takım savunma güvenliğini artırırken aynı zamanda hücum geçişlerinde daha etkili olabiliyor.
Gençlerbirliği’nin tempolu oyun planına karşı Beşiktaş’ın sabırlı kalması oldukça önemli olacak.
Eğer siyah-beyazlılar oyunun temposunu rakibin istediği seviyeye çıkarırsa bu durum Gençlerbirliği’nin lehine olabilir.
Beşiktaş orta sahada kontrolü ele geçirirse oyunun ritmini belirleyen taraf da olabilir.
Maçın ”Kilit Oyuncuları”
Bu karşılaşmada birkaç oyuncu özellikle ön plana çıkabilir.
Beşiktaş adına ilk akla gelen isimlerden biri N’didi.
N’Didi yalnızca savunma katkısıyla değil aynı zamanda oyun disiplinini sağlamasıyla da takım için oldukça kritik bir oyuncu.
Top kapma, alan kapatma ve pas arası konularında oldukça etkili.
Gençlerbirliği’nin hızlı hücumlarını kesebilecek en önemli isimlerden biri olabilir.
Bir diğer önemli oyuncu ise Orkun Kökçü.
Orkun Beşiktaş’ın hücum organizasyonlarının merkezinde yer alıyor.
Oyun yönünü değiştiren pasları, uzaktan şut tehdidi ve ara paslarıyla rakip savunmaları zorlayabilen bir oyuncu.
Eğer Orkun bu maçta rahat bir oyun oynayabilirse Beşiktaş hücumları çok daha organize hale gelebilir.
Kanat hattında ise Junior Olaitan dikkat çekiyor.
Olaitan özellikle bire birlerde oldukça etkili bir oyuncu.
Topu aldığı anda rakip savunmaya doğru dikine gitmeyi tercih ediyor.
Bu tarz oyuncular savunma bloklarının dengesini bozma konusunda oldukça değerli.
Gençlerbirliği savunmasının Olaitan’a karşı ekstra önlem alması gerekebilir.
Futbol yalnızca taktik ve teknik detaylardan ibaret değildir.
Psikolojik faktörler de çoğu zaman maçların kaderini belirleyebilir.
Beşiktaş son haftalarda yakaladığı form grafiği sayesinde oldukça yüksek bir özgüvene sahip. Derbide bi kırılma yaşadık ama bu maçı etkileyeceğini pek sanmıyorum.
Takım içindeki atmosfer de oldukça olumlu görünüyor.
Bu durum özellikle deplasman maçlarında önemli bir avantaj olabilir.
Gençlerbirliği ise iç saha avantajını kullanmak isteyecektir.
Ankara’daki taraftar desteği özellikle maçın ilk bölümünde takımın temposunu artırabilir.
Bu nedenle maçın ilk dakikaları oldukça kritik olabilir.
Eğer Beşiktaş bu baskıyı doğru şekilde karşılayabilirse oyunun kontrolünü ele geçirebilir.
Tempo ve oyun ritmi
Bu karşılaşmada oyunun temposu oldukça önemli olacak.
Gençlerbirliği temposuz ve fiziksel mücadeleye dayalı bir futbol oynuyor.
Beşiktaş ise son haftalarda daha kontrollü bir oyun tercih ediyor.
Bu nedenle maçın temposunu hangi takımın belirleyeceği oldukça kritik.
Eğer Gençlerbirliği tempoyu düşürebilirse bu durum onların lehine olacaktır.
Beşiktaş oyunun ritmini kontrol edebilirse maçın gidişatı da farklı bir yönde ilerleyebilir.
Orta sahadaki mücadele bu açıdan oldukça belirleyici olacak. Tempo düşerse kısır bir maç bizleri bekler golsüz dahi bitebilir.
Kağıt üzerinde bakıldığında Beşiktaş kadro kalitesi açısından rakibine göre daha güçlü bir takım görüntüsü veriyor ancak; Ankara deplasmanları hiçbir zaman kolay değildir.
Gençlerbirliği özellikle iç sahada oynadığı maçlarda oldukça dirençli bir takım olabiliyor.
Bu nedenle Beşiktaş’ın sabırlı oynaması ve oyunun kontrolünü kaybetmemesi gerekiyor.
Orta saha mücadelesi, kanat organizasyonları ve duran toplar bu karşılaşmanın kaderini belirleyecektir.
Sonuç beklentim;
Gençlerbirliği maçın ilk bölümünde tempoyu düşürerek Beşiktaş’ı baskı altına almaya çalışacaktır. Beşiktaş orta sahadaki kalite farkını kullanarak oyunun kontrolünü ele geçirecektir.
Özellikle ikinci yarıda siyah-beyazlı ekip geçiş hücumlarında daha fazla alan bulup skor avantajını yakalayacaktır.
Bu nedenle Ankara’da oynanacak bu mücadelede Beşiktaş’ın oyunun büyük bölümünde kontrolü elinde tutacağını düşünüyorum.
Skor tahminim ise:
Gençlerbirliği 1 – 2 Beşiktaş
Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
