Türkiye – İsveç Maç Önü Analizi
Tarih/Saat: Cumartesi 6 Eylül 2025, Saat 12:00
Yer: Arena-Riga (Riga, Letonya)
Grup aşamasındaki ivmemizin özeti, sert savunma ve akıllı setlerle oyunu erken ele alışımızda gizli: Millilerimiz, tempoyu belirlediği her an rakibi hataya zorluyor.
Alperen için artık söyleyecek söz yok o bir dünya yıldızı ve şimdiye dek madalyayı ne kadar çok istediğini tüm dünyaya kanıtladı bile. Ergin hoca zaten buraların adamı. NBA dönüşü Cedi’ye Pana’da kucak açması mükemmel bir sezon geçirmesine vesile oldu; çok iyi turnuva geçiriyor . Her şey kusursuz ilerliyor nazar değmesin. Şehmuz Adem Ercan gelirse bir de Tarık Biberovic var ki ilerisi için de hayli ümit veren bir jenerasyon yakaladık son yıllarda belki de ilk kez basketbolda..
EuroBasket 2025’te Son 16 turunun Almanya-Portekiz maçı ile beraber favorisi net iki eşleşmesinden biri gibi duruyor Millilerimiz – İsveç randevusu, Millilerimizin turnuvadaki yolculuğunu bir üst tura taşıma açısından belirleyici bir eşik.
Türkiye, grup aşamasını yüksek tempo, fiziksel oyun ve istikrarlı hücum verimliliğiyle lider kapattı; bu performans, takımın hem hücum çeşitliliği hem de savunmadaki disiplin bakımından turnuva boyunca “güçlü favori” algısını pekiştirdi. Çekya maçının 9 dk sı dışında neredeyse hiç oyun içi kriz yaşamadık. Bu durum, Millilerimizin saha içi kimyasının ve ana silahlarının (iç-dış denge, ribaund hakimiyeti, set içi yaratıcılık) turnuva boyunca çalıştığını gösteriyor. Ki Alpi varken nasıl çalışmasın..
İsveç, turnuva öncesi beklentilerin altında görünen fakat grup aşamasının sonunda şansının da yardımıyla tek galibiyetle 4. sırayı alıp Son 16’ya yükselen bir ekip olarak “sürpriz takım” etiketini taşıyor. Bu tür takımların klasik özelliği, düşük beklentiyi avantaja çevirip savunma konsantrasyonuyla rakiplerini sürprizlere zorlayabilmeleri tabii burada çok sert bir savunma göreceğimize hiç kuşku yok dış şutlarda da isabet bekleyecekler ritimli bir şekilde..Türkiye gibi hücum gücü yüksek bir ekibe karşı ise esas umutları tempoyu yavaşlatmak ve tek bir ya da iki oyuncu üzerinden skor bulmak. İsveç’in rotasyon derinliği sınırlı; bu da maç uzadıkça yorgunluk ve bench katkısı problemini gündeme getirecektir.
Millilerimizin gruptaki son maçı olan Sırbistan mücadelesi, yüksek profilli rakiplere karşı sergilenen performansla da dikkat çekti: Alperen Şengün’ün dominant oyun kuruculuğu/etkinliği ve dış şut isabetleri, takımın hem set içi hem de geçiş hücumlarında kontrolü eline almasını sağladı. Öyle ki EuroBasket resmi hesabı dahi bu duruma sessiz kalamadı. Bebek Jokic değil Baba Şengün dedi. 🙂 Bu noktada Türkiye’nin iki büyük gücü—iç oyunu kontrol eden uzunları ile tempo ve organizasyonu yöneten guard hattı—eşzamanlı çalıştığında İsveç’e karşı saha içi dengesizlik yaratma potansiyeli maksimuma çıkıyor.
Organizasyonel açıdan maç saat ve yer bilgileri netleşti: Son 16 karşılaşması 6 Eylül 2025, 12:00 (yerel) saatinde Arena Riga / Xiaomi Arena da oynanacak; bu, Millilerimizin maç ritmini bozmayacak bir program gibi görünüyor ancak seyahat/yeniden ısınma gibi lojistik ayrıntılar koç ekibinin dikkat etmesi gereken noktalardan. Maç saati abuk denilebilecek bir zaman dilimine alınmış; zamanlama ve saha koşulları, bench kullanımı ve oyuncu dinlendirme stratejilerini belirlemede etkili olacaktır.
Genel olarak; saha içi avantaj Millilerimizin lehine: daha derin kadro, turnuvadaki form grafiği ve kritik anlarda soğukkanlılık özetle ibre tümüyle bizden yana ancak; her turnuvada olduğu gibi dikkat edilmesi gereken hususlar elbette var bu tip takımlara karşı; İsveç’in “düşük beklentiyle özgür oynaması”, tek saha içi patlama veya beklenmeyen yüzde performanslarıyla maçı dengeleyebilir. Bu nedenle Millilerimizin işi; maçı sertlik, ribaund kontrolü ve top kayıplarını minimize ederek baştan sona kontrol etmek arzusunda ilerlemeli. Aksi halde, basketbolun kırılgan doğası gereği küçük dalgalanmalar büyük sonuç farklılıklarına dönüşebilir. 5-10 dk lık krizler telafisi mümkün olmayan sonuçları ortaya çıkarabilir.
Turnuva ağacında da yolumuz rahat ve konforlu görünüyor zira; çeyrek ve yarı finalde açık favoriler olan Fransa,Sırbistan ve Almanya ile eşleşme şansımız yok. Nazar değmesin şut ritmimizi ve enerjimizi sahaya yansıtmaya devam edersek muhtemel yarı finalde rakibimiz Yunanistan olacak gibi görünüyor.

Kadrolar & Eksikler
Millilerimiz:
Türkiye, Son 16’ya gelirken turnuvada söz sahibi olabilecek kalitede olduğunu gösterdi. Koç Ergin Ataman, grup aşamasında farklı beşler deneyerek hem yıldız oyuncularını dinlendirme hem de genç isimlere sorumluluk verme fırsatı da yeri geldi Onuralp’i de etkili şekilde oyunun içerisine kattık, oradan da katkı bulduk. Özellikle Alperen Şengün, hücumun merkezinde yalnızca boyalı alanı domine eden bir uzun değil; aynı zamanda pas dağılımı, perdeleme sonrası devrilme ve kısa devrilme setleriyle takımın beyni gibi işlev gördü. Onun etrafında şekillenen hücum setleri, Millilerimizin hücumda çok yönlü kalmasını sağladı. Cedi ve Larkin’in de kendi üstlerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirdiğini gördük şimdiye dek..
Guard hattında Furkan Korkmaz ve Şehmus Hazer’in değişken rollerine dikkat çekmek gerekiyor. Furkan, dış şut tehdidiyle savunmaları açarken, Şehmus atletizmi ve savunma agresifliğiyle tempoyu artırıyor. Onuralp Bitim,Ercan Osmani ve Kenan Sipahi ise bench’ten gelip enerjileriyle oyuna yön veren isimlerden oldular. Ercan’ın basit savunma hataları şimdilik canımızı yakmadı ama daha dikkatli olması lazım.
Bu derinlik, Millilerimizin İsveç karşısında ritmi kaybetmeden rotasyonu geniş tutmasına olanak tanıyacak.

Cedi Osman, her zamanki gibi iki yönlü oyunda takımın denge unsuru oldu. Savunmada uzun kollarıyla pas kanallarını kapatan Cedi, hücumda ise gerektiğinde skorer, gerektiğinde pas bağlantısı rolünü üstleniyor. Bu çok yönlülük, İsveç gibi tek yıldız odaklı takımlara karşı büyük avantaj sağlayacaktır. Hakansson önderliğinde hücum ediyorlar zira. Ayrıca Adem Bona ‘nın varlığı, boyalı alandaki sertliği ve ribaund gücünü yukarıya taşıyor. Millilerimizin önemli bir sakatlık problemi bulunmuyor; dolayısıyla Ergin Ataman, sahaya tam kadro çıkacak diyebiliriz 7-8 kişilik kadroları yönetmeyi en iyi koç olabilir dünyada..
İsveç:
İsveç’in en büyük gücü, kuşkusuz Hakansson ve Pelle Larsson ‘ikilisi’. Larsson, yüksek üçlük yüzdesiyle İsveç’in hücumunun temel taşlarından biri. Pantzar ise oyun kurucu rolünde topu yönlendiren, tempoyu ayarlayan isim. Ancak takımın genel sorunu, bu iki,üç ismin dışına çıktığında skor üretiminde sürekliliği sağlayamaması.

İsveç kadrosunda atletik uzunlar bulunuyor fakat; ribaundlarda istikrar sorunu dikkat çekiyor. Özellikle fiziksel olarak daha güçlü rakipler karşısında ikinci şans sayıları vermeleri, Millilerimizin işine yarayabilecek bir açık. Savunmada sertlik koymaya çalışsalar da faul problemine girme ihtimalleri yüksek. Bu nedenle İsveç’in, Millilerimizin geniş rotasyonu ve çok yönlü hücum planları karşısında hayli zorlanacağı aşikar.
Kadro derinliği açısından bakıldığında, İsveç’in bench katkısı sınırlı. Rotasyonda genç oyuncular mevcut ancak bu isimler turnuva seviyesinde henüz yeterli deneyime sahip değil. Koç Vedran Bosnic, maç içinde Eriksson ve Pantzar’a büyük ölçüde yaslanmak zorunda kalacak. Bu da Millilerimiz için stratejik bir avantaj yaratıyor: rakibin yıldızlarını yavaşlatmak, tüm takımın hücum üretkenliğini ciddi şekilde düşürebilir. Pota altında agresif kalabilirsek özellikle Adem Bona ve Alperen’in ilk yarıdaki sert ve istekli oyunu sayesinde 15-20 sayılık bir avantajla soyunma odasına gitmemiz hayli olası. Tabii burada şimdiye dek turnuvada en iyi üçlük yüzdesine sahip takım olduğumuza da değinmek gerekiyor. Şutları soktuğunuz zaman pota altında yeterli üretim olup olmaması ya da krizden nasıl çıkabileceğiniz başlı başına bir problem teşkil etmeyebilir ki bu zamana dek de etmedi. Aksi senaryoda krize girebilirsiniz fakat; milliler burada da pota altını domine edebiliyor zira; Şeymus oraları çok iyi karıştırıp rakibi sertliğiyle bezdirebiliyor, Adem ve Alpi’nin de potaya penetrasyon aktiviteleri hayli yüksek olduğundan bu tarz durumlarda da genel olarak sorun yaşamıyoruz. Çekya maçının 9 dk lık dilimi dışında turnuvadaki maçları hep önde götürdük,oyunu hep domine ettik.
Genel Değerlendirme:
Kadrolar karşılaştırıldığında Millilerimiz, hem bireysel kalite hem de takım kimyası bakımından açık ara önde. Türkiye’nin çok yönlü rotasyonu, İsveç’in dar kadrosu karşısında oyunun her anında üstünlük kurabilecek nitelikte. Tek risk, rakibin yıldızlarının maçın ilk 10 dk lık diliminde olağanüstü bir gün geçirmesi hücum yönünden tabii buna bir de bizim dış şutlarda hayli isabetsiz başlamamız ve pota altında Alpi’nin ya da Adem’in faul problemine girmesi eklenmeli ki sürpriz olabilsin; fakat Millilerimiz’in geniş savunma opsiyonları bu ihtimali de minimize ediyor.
İstatistikler & Form Durumu
Millilerimiz:
Türkiye, grup aşamasında istatistik kağıdına Almanya ile beraber damga vuran ekiplerden biri oldu. Ortalama 92 sayı ile oynayan Millilerimiz, bu alanda turnuvanın en üretken hücum takımları arasında yer aldı. Hücum verimliliğinde en dikkat çeken nokta, sayıların dengeli dağılması: Alperen Şengün’ün boyalı alandaki etkinliği, Cedi Osman,Larkin ve Furkan Korkmaz’ın dış şut katkısı, bench’ten gelen Onuralp Bitim, Ercan,Kenan ve Şehmus’un dinamizmi hücumu çeşitlendirdi. Bu çok yönlülük, rakiplerin tek bir oyuncuyu ya da oyun setini durdurarak Türkiye’yi frenleme şansını ortadan kaldırıyor.

Savunmada ise Millilerimiz, rakiplerini ortalama 70 sayı altında tutmayı başardı. Özellikle ribaund kontrolünde (ortalama 40 ribaund) öne çıkan takımımız, ikinci şans sayılarında da rakiplerine büyük üstünlük kurdu. Alperen’in hem savunma ribaundlarındaki hakimiyeti hem de Adem’le beraber blok tehditleri, Millilerimizin pota altında güvenli bir kale oluşturmasını sağladı. Ayrıca guard hattının topa baskısı, rakipleri yüksek top kayıplarına zorladı; grup maçlarında rakipler ortalama 15 top kaybı yaptı.
Türkiye’nin dikkat çeken bir diğer özelliği ise tempo kontrolü. Ergin hoca liderliğinde takım, oyunu gerektiğinde yarı sahada sabırla, gerektiğinde de hızlı hücumlarla oynayabildi. Bu ikili tempo, özellikle İsveç gibi tek kanallı yavaş hücum eden takımlara karşı büyük tehdit. İstatistikler de bu tabloyu destekliyor: hızlı hücum sayılarında Millilerimiz grup aşamasında maç başına 12 sayı buldu.

İsveç:
İsveç’in istatistik profili daha mütevazı. Grup aşamasında maç başına ortalama 80 sayı üreten ekip, hücumda büyük ölçüde Pelle Larsson’un üçlükleri ve Pantzar ve Hakansson’un penetreleri üzerinden skor buldu. Ancak takımın saha içi yüzdesi dalgalı bir seyir izledi; özellikle üç sayı çizgisi gerisinde istikrar sağlamakta zorlandılar. Bir maçta %45 üçlük isabeti bulabilirken, bir sonraki maçta %20’nin altına düşebildiler. Bu istikrarsızlık, İsveç’in en kırılgan yönü.
Savunma tarafında ise rakiplerini ortalama 76 sayı civarında tuttular. Burada agresif bir savunma anlayışları olsa da faul problemi öne çıktı. İsveç, grup aşamasında faul ortalaması en yüksek takımlardan biri oldu. Bu durum, Millilerimizin serbest atış çizgisinden önemli katkı alabileceğini gösteriyor. Ayrıca ribaundlarda ciddi açık verdiler; uzun rotasyonlarının fiziksel olarak Türkiye seviyesinde olmaması, boyalı alanı savunmalarını zorlaştırıyor. Cedi’nin serbest atışlardaki istikrarsızlığına güvenerek ona faul yapmayı tercih edeceklerdir.

Form Durumu:
Millilerimiz, grup aşamasında aldığı galibiyetlerle moral ve özgüven olarak yükselmiş durumda. Özellikle son maçlarda tempoyu sürekli dikte eden bir Türkiye izledik. Takımın kimyası oturmuş, oyuncular rollerini benimsemiş görünüyor. İsveç ise Son 16’ya gelirken bir “başarı” hissi taşıyor; beklentinin üstünde geldiler ama buradan sonrası için güç dengeleri aleyhlerine dönmüş durumda. Tek galbiyetle son 16’ya kalmak da nasıl bir başarı o da soru işareti ya..
Genel Yorum:
İstatistikler açık şekilde Türkiye’nin üstünlüğünü ortaya koyuyor: daha yüksek hücum gücü, daha sağlam savunma, daha geniş rotasyon. İsveç ise sürpriz yapabilecek bir takım profili çiziyor ama bunun için olağanüstü bir şut performansına ihtiyaçları var. Millilerimiz, istatistiksel üstünlüğünü sahaya yansıtırsa bu maçta 15-25 sayılık bir farkla çeyrek finale ilerleyebilir.

Oyun Planı & Taktik Analizi
Millilerin bu maçtaki en büyük avantajı, oyun planını çeşitlendirebilmesi.
Hücumda ilk hedef, Alperen Şengün üzerinden boyalı alanda üstünlük kurmak olacak. Alperen’in sırtı dönük oyunları yalnızca birebir skor tehdidi yaratmıyor; aynı zamanda dışarıya açılan paslarla şutörleri devreye sokuyor. Bu nedenle Millilerimiz’in ilk çeyrekten itibaren topu Alperen üzerinden yönlendirmesi, hem İsveç uzunlarını faul problemine sokabilir hem de dış şut yüzdemizi artırabilir.

Guard hattında ise top paylaşımı kritik. Cedi Osman, Furkan Korkmaz(ya da Larkin) ve Şehmus Hazer üçlüsünün aynı anda sahada olduğu sekanslarda, topun hızlı dolaşımı rakip savunmanın dengesini bozacak. İsveç’in savunma zaafı özellikle “yardım savunması sonrası rotasyonda” ortaya çıkıyor. Millilerimiz topu iki kez çevirip boş şut fırsatlarını yakaladığında, farkın açılması kaçınılmaz hale gelecektir.
Savunma tarafında Türkiye’nin ana planı, Hakanson’u kısıtlamak üzerine kurulmalı. İsveç’in en büyük skor silahı olan Eriksson, ritme girdiğinde takımının hücum akışını bambaşka bir seviyeye çıkarıyor. Burada Cedi Osman veya Onuralp Bitim gibi hem uzun hem de çabuk oyuncuların savunmada bire bir eşleşmeleri kritik olacak. Aynı zamanda yardım savunmasıyla Larsson’un pas açılarını kapatmak, İsveç’in hücum planını daraltacaktır.
İsveç’in Stratejisi:
İsveç’in maçtaki tek şansı, oyunu yavaşlatmak ve Türkiye’nin tempolu hücumunu bozmak. Pantzar’ın oyun kurucu rolüyle tempoyu kontrol etmesi, uzun hücumlarla Millilerimizin ritmini düşürmesi gerekiyor. Hücumda ise Eriksson’un ve Hakansson’un dış şutlarını serbest bırakmak ve boyalı alanda temaslı oyunlarla faul almak, İsveç’in deneyeceği yöntemler arasında olacak. Ancak bu stratejinin dezavantajı, İsveç’in dar rotasyonunun uzun süre dayanamayacak olması. Hele ki turnuvanın ortalarına geldiğimiz bugünlerde..
Tempo Yönetimi:
Millilerimiz için maçın kırılma noktası, temponun kontrolü olacak. Eğer Türkiye savunma ribaundlarını toplayıp hızlı hücumlarla sayı bulursa, İsveç’in geri dönme şansı çok azalır. Çünkü İsveç, açık sahada hızlı koşabilecek derinliğe sahip değil. Bu nedenle Millilerimiz’in savunmadan hücuma geçişleri, oyunun kaderini belirleyecek.
Sonuç:
Taktiksel resme bakıldığında Millilerimiz, her iki yarı sahada da rakibine göre daha güçlü planlara sahip. İsveç’in tek çıkış noktası, olağanüstü bir şut günü geçirmesi olabilir. Ancak Türkiye’nin savunma disiplini ve hücum çeşitliliği sahaya yansıdığında, bu ihtimal ciddi şekilde azalıyor. Bu nedenle oyun planı, Millilerimiz için “kontrollü agresiflik” üzerine kurulmalı: savunmada sert, hücumda akıllı.
—Kilit Oyuncular—
Millilerimiz için kritik oyuncular:
Alperen Şengün
Turnuvanın en etkili uzunlarından biri olan Alperen, hem hücum hem savunmada takımın merkezi olarak öne çıkıyor. Boyalı alandaki hakimiyeti sayesinde İsveç’in iç savunmasını sürekli baskı altında tutuyor. Alperen’in ribaund ve blok tehditi, rakiplerin hücum planlarını ciddi şekilde kısıtlıyor. Hücumda sırtı dönük oyunları ve kısa devrilme setleri, Millilerimizin topu hızlı ve etkili bir şekilde dolaştırmasına imkan veriyor. Bu maçta Alperen’in fiziksel üstünlüğü ve oyun zekası, İsveç’in skor üretme kabiliyetini sınırlayabilir.
Shane Larkin
Guard hattının lideri olarak Larkin, tempo belirleme ve setleri organize etme konusunda kritik bir isim. Hızlı geçiş hücumları ve pick-and-roll oyunlarıyla Millilerimizin ritmini sahada tutuyor. Ayrıca Larkin’in sahadaki varlığı, Furkan ve Cedi’nin skor üretmesini kolaylaştırıyor. İsveç’in tempoyu yavaşlatma girişimlerine karşı Larkin’in top dağıtımı ve şut tehdidi, maçın kaderini belirleyebilir.
Furkan Korkmaz
Dış şut tehdidi ve penetreleriyle İsveç’in savunmasını açacak kilit isimlerden biri. Furkan’ın özellikle çeyrek ve yarı saha setlerinde yaratıcı pozisyonlara girmesi, Millilerimizin hücum çeşitliliğini maksimum seviyeye çıkarıyor. Savunmada da top baskısı ile rakibin ritmini bozabiliyor.
Cedi Osman
Takımın iki yönlü oyuncusu olarak Cedi, hem savunmada hem hücumda denge unsuru. Birebir savunmada Eriksson gibi skor silahlarını kısıtlaması ve hızlı hücumlarda skor katkısı sağlaması, Millilerimizin kontrolü elden bırakmamasını mümkün kılıyor.
Adem Bona :Adem Bona, Millilerimiz’in iç rotasında son derece kritik bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Genç yaşına rağmen fiziksel kapasitesi ve atletizmi ile hem hücum hem savunmada fark yaratabiliyor. Özellikle hızlı geçiş hücumlarında potaya hareket kabiliyeti, Millilerimiz’in tempoyu yükseltmesine doğrudan katkı sağlıyor.
Defansif anlamda ise Adem, boyalı alanda blok tehdidi ve ribaund hakimiyeti ile İsveç’in uzunlarını sınırlama potansiyeline sahip. İsveç’in dar rotasyonu ve boyalı alandaki zayıflığı, Adem’in etkinliğiyle birleştiğinde Millilerimiz’in ikinci şans sayıları üretmesini kolaylaştırabilir. Ayrıca pick-and-roll savunmalarında ve switchlerde Adem’in hareketliliği, rakibin oyun kurucu ve şutörlerini baskı altına alma açısından kritik bir silah olarak değerlendirilebilir.
Hücumda, Adem Bona’nın cut hareketleri ve pota altı bitiriciliği, Alperen Şengün ile kurulan tandemle takımın iç-dış dengesini korumasını sağlıyor. Gerektiğinde topu hızlıca paylaşması ve alan yaratması, bench oyuncularına da boş şut fırsatları sunuyor. Bu nedenle Adem’in sahadaki varlığı, Millilerimiz’in hem fiziksel üstünlüğünü hem de tempo avantajını sürdürmesinde belirleyici olacak.
İsveç’in kilit oyuncuları:
Jonas Hakansson – İsveç’in tempo kontrolü ve dış şut tehdidini sağlayan diğer kilit oyuncu. Hem Eriksson’un yanında saha içi alanı açıyor hem de top paylaşımında etkin. Hızlı hücumlarda ve yarı sahada Millilerimiz’in savunmasını test edebilir.
Pelle Larsson: Takımın hücum yükünün çoğunu sırtlıyor. Boş şutlarda etkili, tempoyu kontrol edebiliyor. Millilerimiz’in savunmadaki önceliği Larsson’u durdurmak olmalı.

Melwin Pantzar: Oyun kurucu ve tempoyu belirleyici olarak kritik. Türkiye’nin geçiş hücumlarını kesmek ve topu kontrol altında tutmak için Pantzar’ı etkisizleştirmek şart.
- Ribaund uzunları: İsveç’in fiziksel olarak sınırlı rotasyonu, Millilerimiz’in ikinci şans sayıları üretmesini kolaylaştırıyor.
Genel Değerlendirme:
Maçın kaderini belirleyecek en önemli unsurlar, Millilerimiz’in kilit oyuncularının saha içinde etkili olup olmayacağı ve İsveç’in yıldızlarının baskıyı kaldırıp kaldıramayacağı. Alperen ve Cedi’nin hayli agresif ve istekli şekilde başlayarak oyunu domine edeceğini düşünüyorum.
Sonuç & Beklentilerim;
Millilerimiz, EuroBasket 2025 Son 16 turunda İsveç karşısına oldukça güçlü bir kadro ve yüksek özgüvenle çıkıyor. Grup aşamasındaki performansları, sahadaki disiplinleri ve oyun çeşitliliği, Türkiye’nin rakibine göre çok daha üst seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Hücumda Alperen Şengün liderliğinde boyalı alan hakimiyeti, Furkan Korkmaz ve Cedi Osman’ın dış tehditleri ve Larkin’in tempo kontrolü, Millilerimiz’in en büyük avantajları. İç rotasyonda başta Alpi ve Adem Bona ile çok kullanmasak da Sertaç Şanlı ve Ömer Faruk ile fiziksel üstünlüğü, ribaund ve savunma kalitesini artırarak İsveç’in boyalı alan oyununu zora sokuyor.
İsveç’de dar kadro ve bench katkısının sınırlı olması, Millilerimiz’in geniş rotasyonu karşısında ciddi bir dezavantaj oluşturuyor. Takımın istikrarı, özellikle uzun süreli oyunlarda ve tempolu hücum karşısında baskı altında kalmalarını önleyemeyebilir.
Bu noktada Türkiye’nin savunma ve hızlı geçiş hücumları, maçın kontrolünü tamamen Millilerimiz lehine çevirecek temel faktörler arasında yer alıyor.
Tempo ve psikolojik üstünlük de Türkiye’nin lehine. Millilerimiz, turnuva boyunca saha içi ritmi belirleyen takım oldu Sırbistan maçı dahil ve bu maçta da İsveç’in tempo yavaşlatma çabalarını boşa çıkaracağız. Savunmada top kaybını minimize etmek, ribaund üstünlüğünü sürdürmek ve hızlı hücumları etkili kullanmak, galibiyetin anahtar noktaları. Ayrıca bench katkısı ile tempoyu sürekli diri tutmak, genç oyuncuların enerjisiyle maçı zorlayacak bir dinamik yaratıyor.
Tahmini Sonuç:
İstatistikler, form durumu, kadro derinliği ve saha içi disiplin göz önüne alındığında, Millilerimiz’in bu karşılaşmayı kontrol altında tutması ve çeyrek finale yükselmesi yüksek olasılık. İsveç’in sürpriz yapma ihtimali olsa da, Millilerimiz’in savunmadaki sertliği, hücum çeşitliliği ve kilit oyuncuların performansı ile galibiyet büyük ölçüde kaçınılmaz görünüyor.
EuroBasket 2025’te Türkiye’nin Son 16 turunda İsveç’i geçmesi, hem takımın özgüveni hem de çeyrek finaldeki stratejik pozisyonu açısından kritik. Millilerimiz, sahadaki disiplin, fiziksel üstünlük ve oyuncuların bireysel yeteneklerini birleştirerek bu maçı kontrol altına alacak. Alperen Şengün, Larkin, Cedi Osman ve Adem Bona’nın performansı maçı ilk yarıda bitirecektir. Türkiye’nin çeyrek final hedefi doğrultusunda bu maç, sadece bir eşleşme değil; Millilerimiz’in turnuvadaki kararlılığının da göstergesi olacak. Maçın skor farkı, saha içi ritim ve hücum verimliliğine bağlı olarak 15-25 sayı civarında olabilir beklentim bu yönde..
Başarılar 12 Dev Adam!
Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.