Keremu Asımuguli AYM Başvurusu Analizi

Olayın Özeti ile yola koyulalım;

Başvurucu; Çin vatandaşı bir kadın olarak Doğu Türkistan’daki zulümden kaçarak Türkiye’ye sığınmıştır. Türkiye’de geçici olarak kalırken Hatay’da yasa dışı yollardan giriş yapmaya çalıştığı için yakalanmış, adli işlemler sonrası idari sınır dışı kararı verilmiştir.

Başvurucu, sınır dışı kararına karşı açtığı idari dava; zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmiş, bu nedenle etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.

Olaydaki temel sorunlar:

  1. Kötü muamele yasağı (mülteci hukuku ve insan hakları)
  2. Aile hayatına saygı hakkı
  3. Etkili başvuru hakkı (idari yargıda davanın süre aşımı nedeniyle reddi)

Bu üç hak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile de korunur ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altındadır.


Mahkemenin Değerlendirmesi‘ne geçelim..

a) Adli yardım talebi

  • Mahkeme, başvurucunun adli giderleri ödeme gücünün olmadığını kabul etmiş ve adli yardım talebini onaylamıştır.
  • Bu, yabancıların adli yardım taleplerinde karşılıklılık şartı aranmadan da başvuruların kabul edilmesini öngören önceki AYM kararlarıyla uyumludur (ör. Nadali Aghelı Kohne Shahrı, 2015).

b) Başvurunun düşürülmesi

  • Mahkeme, sınır dışı kararının fiilen uygulanmadığını ve idari kararın sonradan kaldırıldığını tespit etmiştir.
  • Bu nedenle, başvurucunun güncel bir mağduriyeti bulunmadığı sonucuna varılmış ve başvuru İçtüzük m.80/1-ç uyarınca düşürülmüştür.

c) En temel hukuki ilkeler

  1. Bireysel başvuru ikincil niteliği: Mahkeme, AYM’nin bireysel başvurunun sadece başvuru tarihindeki hak ihlallerine bakmakla yetkili olduğunu vurgulamıştır.
  2. Etkili başvuru hakkı ve zamanaşımı: Başvurucu, davayı açma süresini aşmış olsa da; idarenin sınır dışı kararını usulüne uygun tebliğ etmediği iddiası vardır. Mahkeme bunu doğrudan tartışmamıştır. Fiilen uygulanmayan bir karar üzerinden güncel mağduriyet olmadığını öne sürerek düşürme gerekçesi yapmıştır.
  3. Aile bütünlüğü ve kötü muamele riski: Mahkeme, başvurucunun aile hayatının bozulma riski ve kötü muamele iddialarını değerlendirecek güncel bir tehlike bulunmadığını belirtmiştir.

Pekiii gelelim kararın olumlu,olumsuz yönlerine;

a) Kararın olumlu yönleri

  1. Adli yardım talebinin kabulü: Yabancılara yönelik adli yardımın sağlanması, demokratik yargının ve eşitlik ilkesinin önemli bir göstergesidir.
  2. Pragmatik yaklaşım: Sınır dışı kararının fiilen uygulanmaması ve idari iptali, Mahkeme’nin iş yükünü ve gereksiz tartışmaları azaltmıştır.

b) Kararın eleştirilecek yönleri yok mudur, elbette vardır..

  1. Etkili başvuru hakkının yeterince tartışılmaması: Başvurucunun idari davayı süresinde açıp açmadığı ve tebliğ eksikliği konusu, AİHM içtihatlarında oldukça önemlidir. AİHM, hukuki yolların etkinliği ve sürelerin makul uygulanması konularında devletleri sıkça uyarmaktadır. Burada Mahkeme, süre aşımı gerekçesi ile başvurucunun etkili başvuru hakkı ihlal iddialarını doğrudan incelememiştir.
  2. Aile hayatına saygı hakkı ve kötü muamele iddialarının ihmal edilmesi: Mahkeme, başvurucunun Türkiye’de kalması konusunda somut bir hak ihlali riski olmadığını vurgulasa da, başvurucu Çin’e geri gönderilme riski tamamen ortadan kalkmamış olabilir. Mahkemenin değerlendirmesi, olası riskleri yeterince derinlemesine tartışmamaktadır.
  3. Bireysel başvuru ikincil niteliği ve “düşürme” kararı: AYM, güncel mağduriyet yoksa başvuruyu düşürebilir. Ancak başvurucu, daha önce süre aşımı nedeniyle davanın reddedildiğini ileri sürüyor. Mahkeme, bu önceki idari eksikliği ve mağduriyet olasılığını tartışmamıştır. Bu, özellikle insan hakları hukuku perspektifinde eleştirilir.

Hukuki irdemele yaptığımız ve ”Salt İnsan Hakları” perspektifinde olaya baktığımız zaman ;

  1. AİHM içtihatlarına göre; AİHM, özellikle mülteci ve yabancı başvurularda “reel risk” kavramını ön plana çıkarır (M.S.S. v. Belçika ve Yunanistan, 2011). Türkiye’de uygulanmayan sınır dışı kararlarının fiilen iptali; AİHM standartlarına göre riskin ortadan kalktığını gösterebilir. Ancak; Mahkemenin açıklaması yüzeysel kalmıştır.
  2. Anayasal ilke ihlalleri: Başvurucunun aile bütünlüğü ve kötü muamele yasağı iddiaları, Anayasa m.20 (kişi haysiyeti) ve m.41 (aile) kapsamında önemlidir. Mahkeme; bu hak ihlali riskini “fiilen uygulama yok” diyerek adeta ivedi olarak geçmiştir.
  3. Bireysel başvuru sınırları: Karar, AYM’nin bireysel başvuruda aktüel mağduriyet şartını uygulama eğilimini gösteriyor. Bu, hukuk güvenliği açısından tartışmalı olabilir; çünkü idari kararlar iptal edilmiş olsa bile, başvurucu önceki süre aşımı nedeniyle etkili yargılamadan mahrum kalmıştır.

Özetle;

  • Doğru yönler: Mahkeme, başvurunun fiilen uygulanmayan idari kararlarla ilgili olması ve bireysel başvuru ikincil niteliği nedeniyle düşürülmesini hukuken tutarlı bulmuştur. Adli yardım talebini kabul etmesi de doğru bir uygulamadır.
  • Kararın sorgulanabilir yönleri ise:
    • Zamanaşımı gerekçesiyle reddedilen idari dava, başvurucunun etkili başvuru hakkı ve aile hayatı bakımından risk oluşturuyor olabilir. Mahkeme, bunu daha derinlemesine tartışmadan düşürme kararı vermiştir.
    • Kötü muamele riski ve aile bütünlüğü iddiaları, başvurunun düşürülmesi için yeterince değerlendirilmemiştir.

Sonuç itibariyle: Karar teknik olarak doğru olsa da, insan hakları perspektifinden temel hak ihlali riskleri üzerinde daha kapsamlı bir analiz yapılabilirdi. Özellikle yabancıların ve mültecilerin korunması bağlamında AİHM içtihatları ile kıyaslandığında, Mahkemenin yaklaşımı pragmatik fakat; yüzeysel kalmıştır.


Hak / İlkeBaşvurucunun İddiasıMahkemenin DeğerlendirmesiEleştirel Yorum
Kötü muamele yasağı (Mülteci hakları)Çin’de Uygur Türkü olarak zulme uğrayacağı için Türkiye’den sınır dışı edilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalacağı iddiasıMahkeme, başvurucunun sınır dışı kararının fiilen uygulanmadığını ve idari olarak kaldırıldığını belirtmiş; bu nedenle güncel mağduriyet yokKarar teknik olarak doğru, ancak AİHM içtihatları açısından “reel risk” daha detaylı tartışılabilirdi; risk tamamen ortadan kalkmış mı, yeterince analiz edilmemiş
Aile hayatına saygı hakkı (Anayasa m.41, AİHS m.8)Türk vatandaşı eşi ve çocuklarından ayrı kalacağı için aile bütünlüğünün bozulacağı iddiasıMahkeme, başvurucunun Türkiye’de kalmasını engelleyen bir durum olmadığını belirlemiş ve başvuruyu düşürmüşAile bütünlüğü riskinin değerlendirilmesi yüzeysel; idari davanın süre aşımı nedeniyle reddi aile hayatı açısından önemli bir mağduriyet yaratmış olabilir
Etkili başvuru hakkı (Anayasa m.36)Sınır dışı kararına karşı açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddi, etkili başvuru hakkının ihlaliMahkeme, başvurucunun idari işlemi süresinde öğrenmiş olduğuna ve davayı süresinde açmadığına hükmetmiş, bu nedenle başvuru düşürülmüşMahkeme, tebliğ eksikliğine ve davanın süresinde açılamamasının hak ihlali yaratıp yaratmadığına yeterince değinmemiş; etkili yargılama hakkı perspektifi zayıf
Adli yardım talebiYargılama giderlerini ödeme gücünün olmamasıMahkeme, adli yardım talebini kabul etmiş ve yargılama giderlerinden muaf tutmuşPozitif bir karar; yabancıların ve mültecilerin adli yardıma erişimi için örnek oluşturuyor
Bireysel başvuru ikincil niteliğiBaşvurucunun önceki idari karar nedeniyle yaşadığı mağduriyetMahkeme, başvurunun güncel mağduriyet yaratmadığını ve düşürülmesi gerektiğini vurgulamışHukuken doğru, ancak insan hakları perspektifinden geçmişteki idari işlemler ve süre aşımı riskleri daha derinlemesine tartışılabilirdi
Kararın genel sonucuSınır dışı kararının uygulanmaması ve adli yardım talebinin kabulüBaşvuru düşürülmüş, adli yardım sağlanmışKarar pragmatik ve usul yönünden doğru; ancak başvurucunun temel hak ihlali iddiaları (aile, kötü muamele, etkili yargılama) yüzeysel ele alınmış

Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın