Siedlecka vs Polonya

Siedlecka vs Polonya Kararı – Hukuki Değerlendirme ve Analiz

Davacı Kim ? ve Olayın arka planı nedir ?

Ewa Anna Siedlecka, Polonya’da tanınmış bir gazeteci ve insan hakları savunucusudur. Başvuru, 10 Haziran 2017 tarihinde, Smolensk faciasının yıldönümünde gerçekleşen anma etkinliğine karşı düzenlenen bir karşı gösteriye katılması bağlamında ortaya çıkmıştır. Siedlecka, karşı gösteriye katıldığı sırada polis tarafından yaklaşık iki saat süreyle alıkonulmuş, kimlik kontrolü yapılmış ve serbest bırakılmadan önce çeşitli formalite işleme tabi tutulmuştur.

Siedlecka, bu uygulamanın hem 5. madde (özgürlük ve güvenlik hakkı) ve 10. madde hem de 11. maddeler (ifade ve toplanma özgürlüğü) açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.


Mahkemenin İncelemesi

Madde 5 – Özgürlük ve Güvenlik Hakkı

Alıkoymanın Mahiyeti

Mahkeme, Siedlecka’nın yaklaşık iki saat boyunca gözaltında tutulmasının teknik olarak “özgürlüğün kısıtlanması” kapsamında olduğunu belirlemiştir.

Polonya polisinin uygulaması, kanunda öngörülen sınırlı süreyi aşmamış olabilir; ancak Mahkeme, uygulamanın keyfi ve orantısız olduğunu vurgulamıştır.

Mahkeme özellikle şunları incelemiştir:

  • Polis tarafından yapılan işlemin yasal dayanağı: Polonya yasalarında kimlik kontrolü için süre sınırı açıkça belirtilmemiştir. Bu belirsizlik, keyfi gözaltı riskini artırmaktadır.
  • İşlemin gerekçesi ve ölçülülüğü: Mahkeme, güvenlik gerekçesiyle uygulanan alıkoymanın, toplanma ve ifade özgürlüğünü kullanma hakkını gereksiz şekilde sınırladığını belirtmiştir.
  • Pratik etkiler: Siedlecka’nın iki saat boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması, özellikle basın mensubu olması nedeniyle ifade özgürlüğü kullanımını doğrudan engellemiştir.

Hukuki Sonuç

Mahkeme, Polonya’nın AİHS Madde 5’i ihlal ettiğine karar vermiştir. Bu karar, devletlerin güvenlik veya düzen gerekçesiyle özgürlüğü kısıtlamaları sırasında yasal dayanak, ölçülülük ve orantılılık kriterlerini karşılaması gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir.

Mahkeme ayrıca 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.


Madde 10 – İfade Özgürlüğü

İfade Özgürlüğünün Kapsamı

Siedlecka’nın katıldığı karşı gösteri, Polonya’da önemli toplumsal ve siyasi bir konuya yönelikydi: Smolensk faciası ve bunun yıldönümünde düzenlenen resmi etkinlikler. Mahkeme, ifade özgürlüğünün yalnızca yazılı veya sözlü açıklamalarla sınırlı olmadığını, kamusal gösterilerle ve toplumsal eylemlerle de kullanılabileceğini belirtmiştir.

Devlet Müdahalesi

Mahkeme, Polonya’nın Siedlecka’ya karşı uyguladığı alıkoymayı, ifade özgürlüğünü bastırmaya yönelik doğrudan bir müdahale olarak değerlendirmiştir:

  • Alıkoyma süresince Siedlecka’nın gösteriye katılımı engellenmiş, dolayısıyla ifade özgürlüğü kullanımında pratik bir engel oluşturulmuştur.
  • Polis uygulamasının keyfi ve ölçüsüz olması, devletin ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğinin göstergesidir.

Hukuki Analiz

Mahkeme, Madde 10 ihlalinin varlığına karar verirken, özellikle şu kriterleri göz önünde bulundurmuştur:

  1. Müdahalenin kanunî dayanağı olup olmadığı.
  2. Müdahalenin meşru amaç taşıyıp taşımadığı (ulusal güvenlik, kamu düzeni vs.).
  3. Müdahalenin ölçülülüğü ve zorunluluğu.

Polonya, bu kriterleri yerine getirememiş ve ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğünü ihlal etmiştir.


Madde 11 – Toplanma Özgürlüğü

Toplanma Özgürlüğü ve Karşı Gösteriler

Toplanma özgürlüğü, demokratik toplumlarda temel bir hak olarak kabul edilir. Siedlecka, karşı gösteriye katılarak barışçıl bir şekilde düşüncelerini ifade etme ve protesto etme hakkını kullanmıştır. Mahkeme, karşı gösterilerde devletin müdahalesinin sadece şiddet veya düzensizlik riski olduğunda meşru olduğunu belirtmiştir.

Devletin Müdahalesinin Değerlendirilmesi

  • Mahkeme, polisin Siedlecka’yı iki saat boyunca alıkoymasının toplanma özgürlüğüne keyfi bir müdahale olduğunu vurgulamıştır.
  • Müdahale, etkinliğin barışçıl niteliği ve Siedlecka’nın katılım şekli göz önüne alındığında orantısız ve gereksiz olarak değerlendirilmiştir.

Hukuki Çıkarım

Bu karar, devletlerin barışçıl protestoları sınırlarken dikkatli ve orantılı olmaları gerektiğini açıkça göstermektedir. Karşı gösterilerdeki katılımcıların haklarının korunması, demokratik toplumların temel bir unsuru olarak ortaya konmuştur.


Mahkemenin Genel Hukuki Değerlendirmesi

  1. Ölçülülük ve Orantılılık İlkesi: Devletler, güvenlik veya kamu düzeni gerekçesiyle özgürlükleri sınırlarken mutlak bir takdir hakkına sahip değildir. Müdahale, yalnızca gerekli ve orantılı olduğunda kabul edilebilir.
  2. Demokratik Toplumlarda İfade ve Toplanma Özgürlüğü: Mahkeme, ifade ve toplanma özgürlüğünün, özellikle karşı görüş ve protesto gösterilerinde, demokratik sistemin temel taşları olduğunu vurgulamıştır.
  3. Keyfi Müdahaleler: Polonya’daki uygulama, yasal dayanağın belirsizliği ve uygulanma biçimi nedeniyle keyfi olarak nitelendirilmiştir.
  4. Devletin Yükümlülükleri: Devlet, sadece özgürlükleri sınırlamamakla kalmamalı, aynı zamanda temel hakların etkin kullanımını güvence altına almakla yükümlüdür.

Kararın Pratik Önemi

  • Polonya açısından: Polis uygulamalarında yasal belirsizliklerin giderilmesi ve kimlik kontrollerinin süre ve şekil bakımından sınırlandırılması gerekmektedir.
  • Avrupa İnsan Hakları Hukuku açısından: Karşı gösterilere katılanların haklarını sınırlayan her türlü uygulama, önlem, ölçülülük ve orantılılık testine tabi tutulacaktır.
  • Karar, hem Madde 5 hem de Madde 10 ve 11 ihlallerinin bir arada değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.
  • Özellikle gazeteciler ve insan hakları savunucuları için koruyucu bir emsal teşkil eder.

Sonuç ve Öneriler

Siedlecka davası, demokratik hukuk sistemlerinde ifade, toplanma ve özgürlük haklarının korunmasının önemini, devletlerin güvenlik gerekçeleriyle sınırlama yaparken ölçülülük ve orantılılık kriterlerini yerine getirmek zorunda olduklarını göstermektedir.

Ayrıca:

  • Polis ve kolluk kuvvetleri eğitimlerinde, AİHS ve içtihat hukuku çerçevesinde hakların korunmasına yönelik bilinç artırılmalıdır.
  • Kanunlarda net süre ve prosedürler belirlenmeli, keyfi uygulamalara alan bırakılmamalıdır.
  • Gazeteciler ve insan hakları savunucularının haklarının korunması, demokratik denetim mekanizmalarının işlerliği açısından kritik öneme sahiptir.

Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın