Arjantin’de; “femicide” (İspanyolca: femicidio) terimi, kadınların sırf cinsiyetleri nedeniyle öldürülmesini ifade ediyor. Yani, kadınların erkekler tarafından “kadın oldukları için” doğrudan ve direkt olarak hedef alınarak öldürülmesi.

Bunun hukuki ve toplumsal anlamı ise şu:
Cinsiyete dayalı nefret suçu olarak kabul ediliyor.
Sıradan bir cinayet değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliği, patriyarka, aile içi şiddet, kadın düşmanlığı gibi yapısal sorunlarla bağlantılı diyebiliriz.
Bu durum Arjantin Ceza Kanunu’nda özel olarak da tanımlanmış durumda (2012’de yapılan yasal değişikliklerle femicidio ayrı bir suç kategorisi oldu).
🔹 Arjantin’de “femicidio” örnekleri genellikle:
- Eş veya eski eş tarafından işlenen cinayetler,
- Partnerin kontrol, kıskançlık ya da ayrılma isteğine karşı şiddeti,
- Kadının özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik şiddetin ölümle sonuçlanması,
- Tecavüz ve cinsel şiddetle bağlantılı kadın cinayetleri şeklinde örneklendirilebilir.
🔹 Toplumsal boyuta baktığımızda ise:
- 2015’te başlayan “Ni Una Menos” (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) hareketi, Arjantin’de femicidio kavramını geniş kitlelere duyurdu.

- Bu kavram sadece kadınların öldürülmesini değil, aynı zamanda devletin ve toplumun bu cinayetleri önlemekteki yetersizliğini de görünür kılıyor.
Hukuken bu kavram:
- Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin en ağır biçimi olarak kabul ediliyor.
- Bir kadın, sırf kadın olduğu için; eski partneri, mevcut partneri ya da bir erkek tarafından cinsiyet temelli nefret/şiddet nedeniyle öldürüldüğünde bu kapsamda değerlendiriliyor.
🔹 Ceza Hukuku Boyutu:
Arjantin Ceza Kanunu’na göre femicidio işleyen kişilere herhangi bir takdiri yahut yasaya dayalı indirim olmaksızın ömür boyu hapis cezası veriliyor.
🔹 Toplumsal Boyutu:
- Arjantin’de 2015’te başlayan “Ni Una Menos” (Bir Kadın Daha Eksilmeyeceğiz) hareketi, femicidio’ya karşı kitlesel protestoların sembolü olmuştur dersek yanlış olmaz zira bu hareket çok geniş çaplı destek de buldu.
- Kadın hareketi ve sivil toplum kuruluşları, devletin bu cinayetleri önlemede daha etkin politikalar geliştirmesi için baskı yapmya devam ediyor.
👉 “Bir kadının, sırf kadın olduğu için ya da cinsiyetine karşı bir nefretin sonucu olarak öldürülmesi..”
- Yani sıradan bir cinayetten farklı; failin kadın düşmanlığı, toplumsal cinsiyet önyargısı veya kadının cinsiyetine dayalı konumu nedeniyle işleniyor.
- Arjantin’de 2012’de Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle “femicidio” ayrı bir suç tipi olarak tanındı.
- Örneğin: bir erkek partnerin ya da eski partnerin, kıskançlık, kontrol etme arzusu veya “namus” bahanesiyle kadını öldürmesi; femicide kapsamına giriyor. Tabii burada bu kanun maddesini bilen fail çok çeşitli şekillerde cezanın yatarından en azından bir kısım kurtulabilmek adına gayri ahlaki savunma manevraları da yapmıyor değil.. Tıpkı ülkemizdeki gibi diyebiliriz..
- Ayrıca, cinsiyet kimliği nedeniyle trans kadınlara yönelik cinayetler de bazı yorumlarda femicide kapsamına alınabiliyor.
Arjantin’de bu kavram, özellikle Ni Una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) hareketiyle çok güçlü bir toplumsal mücadele ve hukuk reformunun merkezine oturdu.
2025 yılı ‘Femicide’ istatistikleri hayli dikkat çekici zira;
- 2025 yılı itibarıyla Arjantin’de erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı, ilk dört ayda 76 femicide vakası olarak kaydedilmiştir. Bu, 2024’ün aynı dönemine göre %15’lik bir artışı göstermektedir.
- Bu vakaların büyük bir kısmı, mağdurların mevcut veya eski partnerleri tarafından işlenmiştir. Özellikle Buenos Aires eyaleti, 36 vakayla en yüksek sayıya ulaşmış durumdadır ayrıca; Tierra del Fuego, Chaco, Río Negro, Santa Cruz ve Mendoza gibi diğer eyaletlerde de önemli artışlar gözlemlenmiştir.
Son dönemde hayli tartışmalı biçimde ”Femicide” kavramının yasadan kaldırılması gündemde..
- Amnesty International ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar, Arjantin hükümetinin kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını zayıflatmasını mütemadiyen eleştiriyor. Bu politikaların, kadınları daha savunmasız hale getirdiği aşikar..
- “Ni Una Menos” gibi feminist hareketler, hükümetin politikalarını protesto ediyor ve femicide tanımının kaldırılmasına karşı çıktı. Aktivistler, bu adımın kadınların korunmasız kalmasına ve şiddet olaylarının artmasına yol açabileceğini belirtiyor.

- Cumhurbaşkanı Javier Milei yönetimi; özel olarak yer alan femicide suçunun ceza kanunundan çıkarılmasını ve bunun yerine “kanun önünde eşitlik” yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini savunuyor. Bu düzenleme yapılırsa, femicide özel bir suç kategorisi olmaktan çıkacak; cinsiyete dayalı cinayetler genel cinayet kapsamına girecek. 2023 Aralık’ında göreve başlayan Milei, Kadınlar, Cinsiyet ve Çeşitlilik Bakanlığıni kapattı; bu hizmetler önce görev insan kaynaklarına, ardından Adalet Bakanlığı’na bağlı bir alt birime devredildi. 2024 Haziran’ında ise bu birim de tamamen kapatıldı. Ayrıca, ayrımcılıkla mücadele eden devlet kurumu INADI da Ağustos 2024 itibarıyla feshedilerek (Kamu Adaletine bağlanmak üzere) kapatıldı.
Peki bu değişikliği yapmak istemenin ardında hangi sebep yatıyor ?
- Adalet Bakanı Mariano Cúneo Libarona; femicide tanımının “eşitlik ilkesine ters düştüğünü” ve “kadınlara ayrıcalık tanıdığını” savunuyor: “Hiçbir yaşam diğerinden daha değerli değildir” diyerek kaldırma önerisinin gerekçesini tanımlıyor.

- Bu siyasi tutum, hükümetin “radikal feminizm” ve “cinsiyet ideolojisi” gibi konulara karşı genel bir cephe açma eğiliminin de açık bir parçası. Bu bağlamda, femicide’in kaldırılması da bu değer tabanlı ideolojik yaklaşımda yer alıyor.

- Milei yönetimi, Kadın, Cinsiyet ve Çeşitlilik Bakanlığı ile Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele Alt Sekreterliği gibi önemli kurumları kapattı ya da fonlarını ciddi şekilde kısıtladı. Bu durum, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele alanındaki devlet desteğini de zayıflatmış oldu. Milei, Dünya Ekonomik Forumu’nda femicide bileşenini eleştirerek, şunu belirtmişti: “Eşitlik yasasında zaten var; femicide gibi ayrışmalar, kadının hayatına erkeğinkinden daha fazla değer atfediyor.”
- Ayrıca, Acompañar adı verilen ulusal,bölgesel ve yerel destek programı ile 144 acil yardım hattı gibi koruyucu hizmetlerin bütçeleri bir hayli düşürüldü, personel azaltıldı. Feminist örgütler, bu adımların kadınları kurumdan destek alma konusunda yalnız bıraktığını düşünüyor ve pek tabii ki dile de getiriyor.
Pekii mevcut durumda tepkiler nasıl ?
- Kadın hakları savunucuları; femicide tanımının kaldırılmasının devletin bu suçu önleme ve cezalandırma kapasitesini zayıflatacağını vurguluyor.
- Bu değişikliğin, cinsiyete dayalı şiddeti “görmezden gelmeye” yol açacağını düşünüyorlar.
- Hukukçular da hakeza femicide kategorisinin silinmesinin cinsiyete dayalı şiddetin sistemik boyutunu görmezden gelmek anlamına geldiğine dikkat çekiyor. Bu şiddeti önlemeye dayalı hareketin, uzun yıllar sonrasındaki kazanımların geri alınması anlamına geldiğini söylüyorlar.
- Baktığımızda veriler de durumu pek de iç açıcı hale getirmiyor: Arjantin’de 2023’te 322, 2022’de 242 femicide vakası tespit edilmiş; 2024 için ise 295 vaka bildirilmiştir (ortalama her 30–33 saatte bir). Bazı kaynaklara göre ise bu oran 2025’te her 20 saate bire kadar yükselmiş durumda.
- Bu arada Arjantin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kadınlara ve kızlara yönelik şiddeti önleme çağrılarını destekleyen önerge oylamasında ”tek ret oyu veren ülke” oldu. Bu da hükümetin sert tutumunun uluslararası alanda ne kadar izole olduğunu gösteriyor.
Özetle bu abuk subuk düzenleme çerçevesinde Arjantin’in kadın hakları mücadelesi ne yazık ki önemli bir geri adım atmakla karşı karşıya.. Bu bağlamda;
- Kapsamlı ve cinsiyete duyarlı bir koruma yaklaşımının zayıflaması, özellikle şiddet mağduru kadınların maruz kaldığı riskleri artıracaktır.
- Femicide kavramının kaldırılması, bu tür suçların sosyal ve yapısal bağlamını göz ardı ederek aile içi ve cinsiyete dayalı şiddet kalıplarını görünmez kılacaktır.
- Düzenleme, hukuksal anlamda kadınlara özel bir koruma sağlama çabasını ortadan kaldırıyor, bu da eşitsizliklerin sürmesine ne yazık ki açıkça zemin yaratacaktır.
- Femicide düzenlemesi, hem yerel hem uluslararası düzeyde, insan hakları örgütleri, feminist gruplar ve hukukçular tarafından şiddetle eleştiriliyor.
- Reform karşıtları ve muhalifler; kadın hareketlerinin yıllardır süren çabalarının geri çevrilmesine yol açabilecek bu düzenlemeye karşı protestolar, kampanyalar ve uluslararası baskı çalışmaları yürütüyor.
Destek Programlarının ve Kaynakların Tasfiyesi
- Femicide suçunun ceza kanunundan çıkarılmasının gündemde oluşunun yanı sıra, devletin kadınlara yönelik destek programları büyük oranda budandı:
- Acompañar Programı: Kadına yönelik şiddet mağdurlarına maddi destek sağlayan bu programın 2024 başlarında bütçesi 65–80% oranında kısıldı.
- 144 Acil Yardım Hattı: Üstüne üstlük personelin %38–42 gibi büyük bir kısmı işten çıkarıldı.
- Birleşmiş Milletler gözlemcileri ve uluslararası hak örgütleri, bu politikaları Arjantin’in kadın haklarına yönelik kazançlarının tersine çevrilmesi olarak değerlendiriyor.
Kadına yönelik şiddetin artışı ve istatistikler
- 2024 yılında ülke genelinde 295 femicide vakası gerçekleşti; bu da her 30 saatte bir kadın cinayeti anlamına geliyor
- 2025’in ilk dört ayında, 96 femicide olayının yaşandığı bildirildi; Buenos Aires, Santa Fe ve Córdoba en yüksek vaka sayısına sahip bölgeler oldu.
- Mart 2025’teki veriler, her 27 saatte bir bir kadın cinayeti olduğunu gösteriyor. Sebebi: çoğunlukla iç ilişkilerdeki şiddete dayalı (eş, eski eş vb.).
Sözün özü;
Arjantin’de femicide yasasının tartışmaya açılması ve kadınlara yönelik kurumsal destek mekanizmalarının tasfiye edilmesi, yalnızca hukuki bir boşluk yaratmakla kalmıyor; kadınların yaşam hakkına doğrudan saldırı anlamına geliyor. Her 27 saatte bir kadın, partneri veya eski partneri tarafından öldürülüyor; çoğu zaman devletin koruma mekanizmaları yetersiz kalıyor, şiddet olayları kayıt dışı bırakılıyor ya da önlenemiyor. Kadın bakanlıklarının kapatılması, femicide tanımının Ceza Kanunu’ndan çıkarılması ve destek programlarının bütçelerinin azaltılması, şiddet mağdurlarını yalnızlaştırıyor ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor. Ni Una Menos hareketinin çığlığı hâlâ sokaklarda, sosyal medyada ve kültürel alanlarda yankılanıyor; ancak bu çağrının gerçek gücü, yalnızca yasalarla değil, toplumun her kesiminin kadına yönelik şiddete karşı ortak sorumluluk almasıyla ölçülebilir. Arjantin’in bugünü, kadınların hayatını korumada gösterdiği irade ile belirleniyor; eğer toplumsal farkındalık ve adalet mekanizmaları güçlendirilmezse, her eksilen hayat, sadece bir kayıp değil, gelecek nesiller için de korkunç bir uyarı olacak.
Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.