Mağdurlar ve Mahkemeler Yasa Tasarısı Birleşik Krallık’da Parlamento’ya Sunuldu

Mağdurlar ve Mahkemeler Yasa Tasarısı Britanya Parlamento’suna Sunuldu:

Adalet Sisteminde Yeni Bir Dönemin Kapısı mı Aralanıyor ?

İngiltere ve Galler’de ceza adaleti sistemine yönelik önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıyan Mağdurlar ve Mahkemeler Yasa Tasarısı, 7 Mayıs Çarşamba günü Parlamento’ya sunuldu. Hükümet, bu yasa tasarısıyla “mağdurların hak ettikleri adaleti almalarına yardımcı olmayı” ve uzun süredir eleştirilen ceza yargı sisteminde mağdur odaklı bir reformu hayata geçirmeyi hedefliyor.

Tasarının en dikkat çeken maddelerinden biri, sanıkların mağdurlarıyla yüzleşmekten kaçınmalarının önüne geçmeyi amaçlıyor. Artık hâkimler, sanıkları mahkûmiyet duruşmalarına katılmaya açık bir yasal yetkiyle zorlayabilecek. Bu düzenleme, özellikle mağdurlar için travmatik olayların ardından gelen yargı sürecinde bir tür yüzleşme imkânı sağlayabilir. Tabii meseleye hangi yönden baktığınızın da bir hayli Sanıkların duruşmalardan kaçmaları sadece adalet duygusunu zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda mağdurların seslerini duyuramamalarına neden oluyor. Bu bağlamda yeni yetkiler, yalnızca adli işleyişin değil, aynı zamanda psikolojik onarım sürecinin de bir parçası olabilir.

Yasa tasarısında ayrıca, sanıkların cezalarının yanı sıra cezaevi içi ayrıcalıklarının da (örneğin spor salonu erişimi gibi) kaldırılabileceği belirtiliyor. Bu önlemler, hem caydırıcılığı artırmayı hem de ceza sisteminde mağdurların rolünü daha görünür kılmayı hedefliyor. Özellikle Kraliyet Mahkemesi kapsamındaki davalarda geçerli olacak bu düzenlemeler, yüksek profilli davalarda da etkili olabilecek nitelikte.

Adalet Bakanı ve Lord Şansölye Shabana Mahmood, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bu tasarı, mağdurların adaleti görmelerini sağlamak ve hayatlarını yeniden inşa ederken ihtiyaç duydukları desteği almalarını temin etmek adına uzun süredir beklenen reformları hayata geçirecek.”

Mahmood’un açıklaması, sadece teknik bir düzenlemeden ziyade insan hikâyelerine dayanan bir dönüşüm arzusuna işaret ediyor. Tasarı, yargının soğuk yüzünü insanileştirmeye yönelik bir adım olarak okunabilir.

Ayrıca, tasarı çocuklara yönelik ağır cinsel istismar suçlarına dair son derece net bir çizgi çekiyor: Bu suçu işleyen kişiler, otomatik olarak ebeveynlik haklarından mahrum bırakılacak. Bu hüküm, sadece mağdur çocuğun korunmasını değil, aynı zamanda devletin aile bütünlüğü kavramını yeniden tanımlamasını da içeriyor. Suç işleyen ebeveynin, çocuğun eğitim ya da sağlık gibi alanlarındaki karar süreçlerinden dışlanması, çocuğun iyilik hâlini merkeze almayı amaçlayan önemli bir hamle olarak değerlendirilebilir.

Tasarı kapsamında öne çıkan diğer maddeler ise şunlar:

Mağdur İletişim Programı’nın güncellenmesi ve mağdurların failin tahliye süreciyle ilgili bilgi alabilecekleri yeni bir Mağdur Yardım Hattı kurulması: Bu adım, mağdurların sürecin dışında kalmadıkları bir sistemin inşasına işaret ediyor.

Başsavcının Kraliyet Savcıları atamasında daha fazla esneklik kazanması ve özel kovuşturmalarda savcılık masraflarının nasıl karşılanacağına dair yeni finansal düzenlemeler getirilmesi: Bu teknik düzenlemeler, adli sürecin daha verimli işlemesi açısından önemli olabilir.

Altı farklı “iki yönlü suç” için Sulh Ceza Mahkemelerinin yetkilerinin yeniden düzenlenmesi ve hafif bulunan cezaların temyizi için süre değişikliği yapılması: Bu değişiklik, alt yargı kademelerinde daha esnek ve hızlı karar süreçlerinin önünü açabilir.

Özellikle dikkat çeken bir diğer hedef ise Mağdurlar Komiseri’nin yetkilerinin artırılması. Bu sayede, bireysel vakalardan hareketle sistemsel sorunların görünür hale gelmesi ve çözüm süreçlerine taşınması mümkün olacak. İngiltere ve Galler Mağdurlar Komiseri Baroness Newlove, bu gelişmeyi şu sözlerle değerlendirdi:

“Bu önemli ve memnuniyet verici reformlar, Mağdurlar Komiserliği’nin vaadini gerçekleştirebilmesi için gerekli yasal yetkileri sağlıyor.”

Komiserlik, sadece raporlama yapan bir kurum olmaktan çıkarak, mağdurların haklarını aktif biçimde savunan bir mekanizmaya dönüşebilir. Bu da mağdurların sisteme olan güvenini yeniden inşa etmenin temel taşlarından biri olacaktır.

Bakan Davies-Jones ise tasarıyı destekleyen duygusal bir çağrıyla kamuoyuna seslendi:

“Olivia Pratt-Korbel, Jan Mustafa, Sabina Nessa ve Zara Aleena’nın ve daha nice ailenin, faillerin cezalarıyla yüzleşmek zorunda kalmaları yönündeki yorulmak bilmeyen çabalarına teşekkür etmek istiyorum.”

Davies-Jones’un vurguladığı gibi, adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla değil, aynı zamanda mağdurların seslerinin duyulmasıyla da sağlanabilir. Bu nedenle şu cümle, tasarının ruhunu özetler nitelikte:

“Adalet isteğe bağlı değildir – suçluların mağdurlarıyla yüzleşmelerini sağlayacağız.”

Bu yasa tasarısı, yalnızca yargı mekanizmasında teknik değişiklikler öngörmüyor; aynı zamanda “mağdur merkezli bir adalet” anlayışını kurumsallaştırmayı hedefliyor. Elbette uygulamadaki başarı, yasada öngörülen reformların sahada nasıl karşılık bulacağına bağlı olacak.


Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın