
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Jomart TOKAYEV, aile içi şiddet mağdurları da dahil olmak üzere kadın ve çocuklara yönelik şiddete karşı korumayı güçlendirmek amacıyla; 15 Nisan 2024’te yeni bir yasayı imzaladı ancak; bu yasa bazı önemli alanlarda hayli yetersiz kalıyor.
Zira ilgili kanun; kadın haklarını geliştirmeyi ve güvenliklerini artırmayı amaçlıyor, ancak; diğer endişelerin yanı sıra, aile içi şiddeti ceza kanununda veya başka bir yerde açıkça bağımsız bir suç haline ne yazık ki getirmiyor.
Bu yasanın onaylanması muhakkak pozitif sonuçları olacak mahiyettedir ancak; kadınların ve çocukların uluslararası insan hakları standartlarına uygun olarak aile içi istismar ve şiddetten daha kapsamlı şekilde korunmasını sağlamak için; aile içi şiddetin yek başına bir suç olarak suç sayılması da dahil olmak üzere çok daha fazlasının yapılması gerekmekte.

İlgili kanun metni;
Kazak Ceza Kanunu, Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Kanunu, Evlilik ve Aile Kanunu ile ilgili sair diğer kanunlarda birtakım değişiklikler getiriyor.
Yeni yasanın kabulünün, eşi Saltanat Nukenova’yı öldürmekle suçlanan Kazak eski ekonomi bakanı Kuandyk Bishimbayev’in devam eden ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran davasıyla aynı zamana denk geliyor oluşu da garip bir rastlantıdan ibaret değil elbette..
Yasa; istismarcılara yönelik yeterli yaptırımlar ve hayatta kalanlara travma konusunda derin ve kapsamlı destek ile aile içi şiddetle mücadeleye yönelik acil ihtiyaç üzerine odaklanılmasını sağlamayı amaçlar mahiyette kaleme alınmış.
Kazakistan’daki kadınlar da ne yazık ki ülkemizde de olduğu üzere ; yüksek oranlarda aile içi şiddete maruz kalıyor. Kazakistan İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre ;
Yalnızca 2023 yılında aile içi şiddete ilişkin olarak görevli kolluk kuvvetlerine ;
99.026 şikayet geldi ve mahkemeler 67.270 kişiyi çeşitli idari yaptırımlara mahkum etti.
Kanun, aile içi şiddet davalarında en yaygın olarak kullanılan maddeler olan
“Çaresiz durumdaki ve/veya maddi veya başka bir şekilde faile bağımlı bir durumdaki kişiye” karşı işlenen “darp” ve
“kasıtlı olarak hafif bedensel zarar verme” suçlarına yönelik
cezai yaptırımları yeniden gündeme getiriyor ve şiddet uygulayanlara müebbet hapis cezası da dahil olmak üzere daha ağır cezalar getiriyor.
Yeni yasaya göre, aile içi şiddet vakalarında delil toplama görevi, yalnızca mağdurun sorumluluğunda olan polise devrediliyor. Buna ek olarak ilgili yasa; polisin,
hayatta kalanların şikayeti olmasa bile, medyadaki veya sosyal medyadaki aile içi şiddet raporlarına yanıt vermek de dahil olmak üzere; tüm aile içi şiddet vakalarını rapor olarak devletin sistemine kaydetmesi ve soruşturması gerektiğini öngörmekte.
Kanun aynı zamanda tekrarlanan “darp” ve “hafif bedensel zarar” vakalarını çözmenin bir yolu olarak taraflar arasında “uzlaşma” arama seçeneğini de tümüyle ortadan kaldırıyor.
Bunlar dikkate değer ve önemli gelişmeler lakin; yasanın getirdiği değişiklikler, aile içi şiddeti ne Ceza Kanununda ne de Kazakistan’ın 2009 yılında yürürlüğe koymuş olduğu Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nda tek başına bir suç olarak öngörmeyerek yetersiz kalmaktadır.
Yasada, aile içinde veya ev içi ilişkilerde meydana gelen suçlara ilişkin ayrı bir tanım ne yazık ki bulunmamaktadır.
Kanunda, “evlilik ve aile kurumunun güçlendirilmesi”ni temel alan “geleneksel aile değerlerinin” desteklenmesine atıf da kapsamlı olmasa da yer alıyor.
Bu tür bir dil, aile içi şiddetin yanı sıra kayıt dışı ilişkilerde meydana gelen veya şiddet yoluyla uygulanan zorbalığı da küçümseme riskini taşıyor.
Kanunda ayrıca uygulamanın ve etkisinin izlenmesi ve değerlendirilmesine ilişkin somut hükümler de ne yazık ki bulunmamakta.
Kazakistan’ın uluslararası ortakları da bu fırsattan yararlanarak Kazak hükümetine;
Bilhassa aile içi şiddeti ayrı bir suç olarak ele alması, yasanın gerektiği gibi uygulandığından emin olmak için; bir süreç izleme mekanizması kurması ve
Avrupa Konseyi’nin aile içi şiddetin önlenmesine ilişkin sözleşmesini onaylaması konusunda yani İstanbul Sözleşmesi ‘ni onaylaması noktasında baskı kurmalıdır.
Kazak Cumhurbaşkanı’nın onayladığı bu yasada eleştiriye belki de en açık madde ise;
” On altı yaşın altındaki bir kişinin(yani çocuğun), ebeveynleri ve (veya) yasal temsilcisinin refakatinde olmadan seyahat etmesi durumunda toplu taşıma araçlarından zorla indirilmesi ” hükmüdür.
Bahsetmiş olduğum yasadaki tüm yanlış ve noksanlara rağmen; şiddetin yüksek yüzdelerde dolaştığı bir ülke olan Kazakistan’da özellikle kadınları koruma noktasında büyük bir adım atılması dahi Kazak hükümetine bir insan olarak yürekten teşekkür etmemiz gerektiği gerçeğini değiştirmez.
Av. Bilge Kaan ÖZKAN 'ın kaleminden.. sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.